Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Suriye konusu, Türk-Rus ilişkilerinde küçük kalır

Aslında neyle düştüğü o kadar da önemli olmamasına rağmen, uçağımızın nasıl düştüğü hala bir muamma. Ankara ancak ağustos sonuna doğru gerçeği anlayabilecek. Ancak şimdiden bazı varsayımlar gündem dışı bırakılmaya başlandı.

Başbakan bugün Moskova’ya gidiyor.

          

Koltuğunun altında iki dosya var.

          

Birincisi ve en kalını, ikili ilişkiler. Diğeri ise Suriye…

          

Çoğu yorumcu, Suriye konusundaki görüş ayrılığının , adeta anlaşmazlığa dönüşebileceğini veiki ülke liderinin gün boyu Esad hakkında konuşacaklarını sanıyor.

          

Çok yanılıyorlar.

          

Ankara, Ruslarla ilişkilerin “çok iyi bir komşuluktan “ giderek “ ortaklığa “ dönüştüğüne dikkat çekiyor. Dolayısiyle ikili konular son derece önemli. Üst düzey bir yetkilinin deyimiyle “ Suriye, Türk-Rus ilişkileri içinde çok küçük kalır.”

          

Tabii Erdoğan ,Putin’i Suriye için ikna etmeye çalışacaktır. Ancak Ruslar şu aşamada henüz Esad’ı bırakma yanlısı değiller. Onlar da durumun giderek kötüleştiğinin farkındalar. Buna rağmen daha bir süre bekleyecekler. Zira onlar için Suriye, Amerika ‘ nın iki dudağı arasına bırakılıp , öyle bir anda sırt dönülecek bir ülke değil. Süpergüç statülerini çizdirmek istemiyorlar.

          

Bütün bu çerçeveden bakıldığında, bugünkü ziyaret daha çok ikili ilişkilere yarayacak.

 

UÇAĞIN NASIL DÜŞTÜĞÜ HALA BELLİ DEĞİL…

 

Suriye üzerinde düşen uçağımızın “ nasıl düştüğü” hala belli değil.

          

Genelkurmay Başkanlığı dahil, tüm “ yetkili ağızlar” o kadar çok konuştular ki, kamu oyunun kafası çok karıştı. Hele buna bir de toplumun “komplo teorisi merakı ” eklenince işin ucu kaçtı. Öylesine bir kuşku dalgası yayıldı ki, sonunda “galiba uçağımızı biz düşürdük ve suçu Suriye’nin üstüne atıyoruz” diyenlerimiz dahi çıktı.

          

Ankara çok gereksiz demeçler verip işi karıştırdı,ancak olayı en yakından izleyenlerle konuştuğunuz zaman daha farklı bir manzara ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

          

İsterseniz, edindiğim izlenimleri madde madde paylaşayım:

1)    Yabancı hiçbir ülkenin elinde, bizde bulunduğu kadar kesin bilgi yok. Ne ABD, ne Rusya, ne de İsrail somut bir veriye sahip. Türk Hava Kuvvetleri uçağın her anını saniye saniye tespit etmiş durumda . Diğer ülkeler ,radarlarında gördüklerinin analizini yaparak sonuç çıkarıyorlar. Ortaya koydukları senaryolar, Türk Hava Kuvvetlerinin elindeki senaryolardan farklı değil. Anlayacağınız, dış kaynaklı manidar laflara hiç önem vermemek gerekiyor.

2)    Şu ana kadar elde edilen veriler, pilotlarla merkez arasındaki konuşmalar, radar verileri ve çıkarılan parçalar, şu olasılıkları saf dışı etmiş durumda:

-        Uçak,radar güdümlü bir füze ile düşürülmedi.

-        Uçaksavar ile de düşürülmedi.

-        Uçuş sırasında hava koşulları gayet elverişliydi. Örneğin türbülans yoktu.

-        Teknik arıza söz konusu değil.

3)    Geriye sadece, ısıya doğru giden bir füze ile vurulma varsayımı kalıyor.Ancak o konuda kesin bir sonuca varabilmek için uçak enkazının tümüyle çıkarılması gerekiyor. O da ancak ağustos sonuna doğru gerçekleşebilecek.

 

Doğrusu, uçağın neyle düşürüldüğü o kadar da önemli değil, zira olan oldu. Füze veya uçaksavar ile düşürüldüğü saptanırsa, Türkiye’ nin politikası değişmeyecek. Bu sorunun yanıtı sadece kamu oyunu tatmin edebilmek için aranıyor. Tabii bir de komplo teorilerinin önünü alabilmek için…

 

Emin olun, neredeyse 25 günü aşkın bir süredir boşu boşuna tartışıyoruz. Ankara’ daki yetkililerimiz, Genelkurmay dahil olmak üzere, iletişimi iyi oluştursalar, böylesine gereksiz ve zamansız açıklamalar yapmasalardı, kamu oyu bu kadar dalgalanmayacaktı.

 

Neyse, artık olan oldu.

 

Ağustos sonuna doğru herşey anlaşılacak…

GÖÇMEN SAYISI 42 BİN OLDU…

          

Suriye’ den gelen göçmen sayısı 42 bin kişiyi buldu.

          

Geçen yıl Ankara ‘ da konuştuklarımız “ 50 bin kişiyi geçerse, biz dayanamayız “ diyorlar ve Suriye topraklarında göçmenleri karşılama planları yapıyorlardı. Parasal yönden de çok büyük bir yük oluşturduğu anlatılıyordu.

          

Baktım bu defa yaklaşım değişmiş. Kamplarda yaşanan kavgaya rağmen, Ankara göçmen kabulüne devam edecek.

          

Kimse kesin bir rakkam vermek istemiyor, ancak birkaç yüzbin’den söz ediliyor. Harıl harıl yeni konteynir kent’ler hazırlanıyor. Anlaşılan Türkiye de, Suriye topraklarına girme niyetinde değil. Ne zamana kadar dayanacağı ise belirsiz.

          

Suriye’den gelen haberler- eğer abartılı değilse – son 12 ayda 18 bin kişinin öldüğü yolunda. Bu rakkam arttıkça, gerilim de , göçmen sayısı da artacak demektir.

X