Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Suriye ile nereden nereye

<B>ŞAM<br><br>BUSH’</B>un en fazla kızdığı iki ülkeden biri olan Suriye’deyim.

Günlerden pazar ama burada tatil değil. Suriye’de hafta sonu tatili cuma, cumartesi...

Uçağımız cumartesi gecesi 01.35’te kalktığı için Şam’da otele girdiğimizde saat sabahın 05.00’iydi.

Pazar günü öğleye doğru uyandık. Şam normal bir çalışma günü yaşıyor. Sokaklar tıklım tıklım.

Öğleden sonra kenti dolaşırken beni şaşırtan bir gözlemim oldu. 10 yıl önce Şam’a geldiğimde sanki örtünen kadın sayısı bu kadar fazla değildi. Belki yanılıyorum ama bana öyle geldi.

Şimdi sokaktaki kadınların çoğu örtülü.

Sanırım, Amerika’nın ve Batı’nın Ortadoğu ülkelerine gösterdiği tepki, İsrail ile çekişmeler, Irak Savaşı, İslam ülkeleri halklarının dine daha fazla sığınmasına neden olmuş.

Halk, Amerika’nın Suriye’ye yönelik uyarı ve tehditlerine büyük öfke duyuyor.

Ancak, öfkenin arkasında derin bir endişe olduğunu anlamak da hiç zor değil.

Irak’ın başına gelenler nedeniyle haklı olarak büyük korku duyuyorlar. Bush’un gazabı onları ürkütüyor.

* * *

İlginç bir gözlemim daha oldu.

Beşar Esad ile birlikte Suriye’de özgürlük sınırları epeyce genişlemiş.

Halk, bundan çok mutlu. Beşar Esad ve eşini çok seviyorlar. Yeni cumhurbaşkanı ile daha özgür, daha rahat bir yaşama kavuşacaklarına inanıyorlar.

Ama Amerika ile olan gerginlik ağızlarının tadını kaçırmış.

Yazılı basına ve televizyon kanallarına sansür olmadığını söylüyorlar. (Belli bir süzgeç olabilir diyorlar.)

Ama Suriye’de özgürlükler açısından eski döneme göre büyük bir rahatlama olduğu kesin.

Halk gelişmeleri bütün ayrıntılarıyla izleyebiliyor.

Konuştuğum herkes, Amerika ile Batı’nın kendilerine çifte standart uyguladığını iddia ediyor.

Türkiye ile ilişkilerin düzelmesinden ise çok mutlular. Geçmişte hatalar yapıldığını ama bundan sonra dostluğun bozulmayacağına inandıklarını söylüyorlar.

Türkiye’yi çok büyük bir ülke olarak görüyorlar ve Avrupa’ya gireceğine kesin gözüyle bakıyorlar.

PKK konusunda ise her şeyi temizlediklerini özellikle vurguluyorlar, o dönemi hatırlamak bile istemiyorlar.

Diplomatik kaynaklar da, PKK konusunda Türkiye’yi rahatsız edecek bir tutumun olmadığını belirtiyorlar.

* * *

Biraz da Şam’daki sosyal yaşamı anlatmak istiyorum.

Birincisi, yukarıda belirttiğim gibi kadınların giyim kuşamı çağdaş koşullara uygun değil. Genç kızlar bile örtünüyor.

İkincisi, yeme içme... İnanılmaz. Pazar akşamı Şam Üniversitesi Rektörü bizi güzel bir lokantaya götürdü.

Yemek ısmarlama falan yok. Tabaklar birbiri ardına otomatik olarak geliyor. Bir kişiye on kişinin doyacağı kadar servis yapılıyor.

Tüm masalar böyle. Gelen yemeklerin abartmıyorum yarıdan fazlası hiç dokunulmadan masada kalıyor.

İçki durumunu sorarsanız, hiçbir kısıtlama yok. Kadınlar dahil herkes içiyor. Nargile çok yaygın. Lokantalarda yemek öncesi ve yemek arasında içiyorlar. Özellikle de kadınlar.

Benim önerim, iştahı olmayanlar Şam’a gelsinler, harika yemekler var. İştahlılar ise buralara sakın uğramasınlar.

Peki biz buraya niçin geldik? ‘Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’ ile Şam Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Suriye-Türkiye İlişkileri’ konulu panele katılmak için. Suriye’nin çok önem verdiği iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği üç gün süreyle masaya yatırılacak ve bilim adamları ile siyasetçiler tarafından irdelenecek.

‘İlişkileri nasıl daha hızlı geliştirebiliriz?’ sorusuna yanıt aranacak.

Suriyelilerin Türkiye ile dostluğa bu kadar önem verdiklerini görünce İnönü’nün ‘Dış politikada ebedi dostluklar da, ebedi düşmanlıklar da yoktur. Çıkarlar vardır’ sözünü anımsamadan edemedim.

Gerçekten doğru. Suriye ile ilişkiler nereden nereye geldi...
X