Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Suriye daha çok sıkacak

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, ABD’ye giderken en önemli dış politika ve milli güvenlik sorununun Suriye olduğunu söyledi.

‘Radikalizm ve terörizm’ uyarısı yapan Gül, Mısır’da ise bir açmaz olduğunu, ancak bunun açık ithamlarla çözülemeyeceğini vurguladı.
Gül’ün, her konuda hükümeti hedef alacak sözlerden özenle kaçındığı düşünüldüğünde bu ifadeleri ciddi eleştiri sayılabilir.
“Sıfır sorun” diye başlanıp “sırf sorun” haline getirilen komşu ülkeler politikası, sadece Gül’den değil iktidarın önemli isimlerinden de sert eleştiri alıyor.
Ancak o eleştirileri, Başbakan’ın bulunduğu ortamlarda, örneğin Bakanlar Kurulu’nda dillendirme cesareti bir türlü oluşmuyor, kapalı kapılar ardında bırakılıyor.

OLUMSUZLAŞAN ALGI

Oysa iktidardaki çok isim, Esad’ın birkaç haftada gideceğini söyleyen Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na karşı, o ‘birkaç haftalar’ uzadıkça, öyle hırpalayıcı laflar ediyor ki, bazen CHP dahi geride kalıyor.
Suriye’de 110 bin canın kaybına neden olan bu kirli savaşta Türkiye’nin doğru rol üstlenmediğini söyleyen çok.
Savaşın Türkiye’ye onlarca can kaybı ve 10 milyar doları aşan maliyet yüklemiş olması da cabası.
Başbakan’a laf edilmediği için de tüm fatura Davutoğlu’na kesiliyor.
Türkiye’nin dünya algısının olumsuz yönde değişmesine neden olan pek çok gelişme yaşandığına göre, Başbakan’ı fatura dışı tutmak ne kadar mümkün bilmem, ama şu tablonun bir sorumlusu olmalı. Radikal savaşçı unsurların Türkiye üzerinden Suriye’ye geçtiği yolunda dünyanın her yanında türlü türlü haberler çıkıyor.
Yetmiyor, bu unsurların kimilerinin Türkiye’de eğitildiği, silah/maddi destek aldığı yönündeki iddialar çarşaf çarşaf yazılıp çiziliyor.
Türkiye hem Suriye’de savaşı uzatan taraf hem de uzayacak savaşta en çok zarar görecek ülke olarak görülüyor.
Başbakan’ın, her konuda olduğu gibi bu konuda da tüm suçu CHP’ye yüklemesi ise artık mizah diye görüldüğü için inandırıcı bulunmuyor.
O nedenle iktidara kaçınılmaz bir maliyet çıkacak gibi.

MURSİ GİBİ DÜŞÜNEN YÜZDE 5

İşte bakın, ABD ile Rusya arasındaki çerçeve anlaşmasında bir ayrıntı var.
Orada, ‘Suriye rejiminin elindeki’ değil, ‘Suriye’deki kimyasal silahlar’ deniyor; yani, muhaliflerin elinde de o silahlardan olduğu kayda geçiriliyor.
Diyelim ki rejimin elindeki silahların kontrolü kolay; ya Gül’ün dikkat çektiği radikal unsurların elinde olan, sınırımızdaki kimyasal silahlar ne olacak?
İlginç bir rastlantı, CHP’nin ziyareti ardından hükümet, Irak’taki yanlıştan dönüş işaretleri vermeye başladı; en iyisi, umalım aynı şey Suriye için de olsun.
Yoksa kimyasal silahların tasası ve sıkıntısı da tek başına Türkiye’ye kalabilir.
Çünkü, muhaliflere destek konusunda parmaklar hep Türkiye’yi gösteriyor.
Bir umut da Mısır politikasının da Gül’ün işaret ettiği yönde değişmesi için.
Hani hazır, CHP oraya da gitmiş, Müslüman Kardeşler’in partisi de o ziyareti önemli ve olumlu bulmuşken...
Ama iktidarın önemli bir isminin şu tespiti daha gerçekçi bir gerekçe:
“Türkiye’de Mursi gibi düşünenler yüzde 5 çıkar çıkmaz. Sınırı açıp onlara, ‘Gidin Adeviye’de gösteri yapın’ desek, bunun yarısı dahi gitmez. Peki biz niye bu kadar işin içindeyiz?”

X