Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sürekli konuşma dürtüsü

Tufan TÜRENÇ

Konuşmak, insanoğlunu yeryüzündeki diğer bütün canlılardan üstün kılan en önemli özelliktir.

Konuşmak insan olarak vazgeçemeyeceğimiz bir nimettir.

Konuşmak, hele bir politikacı için yemektir, sudur, havadır.

Güzel ve etkili konuşan bir politikacı çok güçlü bir silaha sahip demektir.

Böyle bir yeteneğe sahip olan politikacı rakiplerine karşı büyük bir üstünlük sağlar, halkıyla kolay bütünleşir.

Bütün bunlar tamam. Kimsenin bir diyeceği yok.

Ama bir tek koşulla; konuşmanın zamanını ve kararını iyi ayarlayacaksın.

Bu ayarı tutturamayanların hali ortada.

Bizim politikacıların kurtulamadıkları bir hastalık var. Bir gün bile medyada görünmemeye tahammül edemiyorlar.

Onun için her gün, her yerde, her konuda cak cak, konuşuyorlar.

Çamlar devirip işleri berbat ediyorlar.

Susmanın devlet adamı için büyük bir hüner olduğunu bilmiyorlar.

Hadi politik konuları bir kenara bırakalım.

Sonuçta onların yarattığı tahribatlar zor da olsa kapatılabiliyor.

Ama ekonomik konularda kırılan potları düzeltmek kolay olmuyor.

Hele Türkiye gibi ekonomik dengelerin bıçak sırtında durduğu ülkelerde...

Başbakan veya ekonomiden sorumlu bakanların söyledikleri tek bir sözcük bile piyasaları allak bullak etmeye yetiyor.

Borsa tepetaklak oluyor, döviz fırlıyor, kuş kadar tedirgin olan canlı para bir anda kanatlanıp uçuveriyor.

O bir tek sözcüğün verdiği zarar uzun süre giderilemiyor.

Bizim politikacılar her gün konuştukları için, kuşlar kondukları yerde uzun süre duramıyor.

* * *

Ders alınacak klasik bir İngiliz öyküsü vardır. Ekonomiden sorumlu bakanların konuşma sorumluluğuyla ilgili bir öykü.

İngiltere başbakanı bir gün, partisinin bir milletvekilini makamına çağırır.

Lafı döndürüp dolaştırmadan konuya girer ve şöyle der:

‘‘Seni Maliye Bakanlığı'na getiriyorum. Gerekli hazırlıklarını yap ve hemen göreve başla.’’

Milletvekili beklemediği bu teklif karşısında şaşırır ama kendini çabuk toparlar.

Sevincini belli ederek başbakana şöyle der:

‘‘Bana gösterdiğiniz güvene çok teşekkür ederim sayın başbakan. Teklifinizi sevinerek kabul ediyorum. Ama göreve başlamadan önce hemen eve gitmem gerekiyor.’’

Başbakan milletvekiline takılır:

‘‘Ne o, yoksa karından izin mi isteyeceksin?’’

‘‘Hayır sayın başbakan, ama bu gece karım ve çocuklarımla uzun uzun konuşacağım.’’

Yeni bakan, başbakanın şaşırdığını görünce ne demek istediğini açar:

‘‘Karım ve çocuklarımla uzun uzun konuşacağım, çünkü bu onlarla son konuşmam olacak. Bakanlığım süresince ağzımı açamayacağım için bunu yapmak zorundayım.’’

Bizim politikacıların kulakları çınlasın.

Hepsinin, ama özellikle ekonomiden sorumlu olanların.

* * *

Hey koca DYP hey...

Türkiye'nin çimentosu, demokrasinin kalesi...

Hırsı aklının bir karış önündeki bir insanın elinde ne hallere düştü.

Tansu Hanım'ın kapıkulları ‘‘Refah kapatılamaz’’ diye muhtıra yayınlayıp demokratlık gösterisi yapıyorlar.

Güzel de, bu demokrat arkadaşlar DEP kapatılırken neredeydi?

Bu kahraman arkadaşlar demokrasi kahramanlığı taslayan genel başkanları ‘‘Komünistleri Meclis'ten atacağız’’ diye DEP'lilerin dokunulmazlıklarını kaldırtıp onları içeri tıktırırken neredeydi?

X