Gündem Haberleri

    Süreci ABD yönetti

    ANKARA
    14.10.2015 - 01:06 | Son Güncelleme:

    Yargıtay’daki Ergenekon davasının temyiz duruşmasında, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan sonra sanıklardan emekli Orgeneral Nusret Taşdeler de ABD yönetimini suçladı.

    ABD’nin, operasyonların karar ve hazırlık aşamasından itibaren siyasi, diplomatik ve istihbari unsurları ile sürecin yönetiminde yer aldığı, bugün herkesin gördüğü ve bildiği bir gerçektir” diyen Taşdeler, savunmasında özetle şunları söyledi:


    PROJE BİRLEŞİK KÜRT DEVLETİ


    “Yaşanmakta olan gelişmeler açıkça göstermektedir ki 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Ortadoğu bölgesinde gerçekleştirilmeye çalışılan ‘büyük proje’nin ve bu maksatla oynanan ‘büyük oyun’un hedefi, mevcut siyasi
    sınırların, projenin sahibi olan ABD’ye ve onun stratejik ortakları olan batılı devletlere
    müzahir yeni siyasi oluşumlara imkân verecek şekilde değiştirilmesidir. Söz konusu proje kapsamında, hemen güneyimizde, ‘Denize açılımı olan, müstakil, birleşik bir Kürt devletinin kurulmasının’ amaçlandığı ve Türkiye’nin de bu projede ‘edilgen devlet’ olarak konumlandırıldığı anlaşılmaktadır. Bugün ülkemizde ve güney hudutlarımızda gelişen olayların iç ve dış güvenlik boyutlarıyla tehlikeli bir mahiyet arz etmesinin nedeni budur. Söz konusu yargı süreçleri de hiç şüphesiz Türkiye’yi bugün içinde bulunduğu kaotik duruma getirmek ve böylece büyük projeye istenildiği şekilde adapte olmasını sağlamak amacına matuf olarak planlanmış ve uygulanmıştır.


    TÜRKİYE PİYON DEVLET


    Ergenekon, Balyoz ve benzeri davaların bu çerçevede değerlendirilmesi ve bu büyük oyunun önemli unsurları olduğunun anlaşılması gerekir. Çünkü, büyük projenin gerçekleştirilmesini kolaylaştıracak en önemli şartlardan biri de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcılık yeteneğini, kendine güvenini ve inisiyatifini kaybedecek şekilde zayıflatılması suretiyle, Türk diplomasisinin, ulusal menfaatlerimizi gerçekleştirecek dış politika hedeflerine ulaşma mücadelesindeki en önemli desteğinden yoksun bırakılması, böylece ulusal dış politika uygulama imkânları ortadan kaldırılan Türkiye’nin söz konusu projede kendisine biçilen rol çerçevesinde, her türlü emrivakiyi ve zorlamayı çaresizce kabule hazır bir ‘piyon devlet’ haline getirilmesidir.


    YARGI ELİYLE İHANET SÜRECİ


    ABD’nin 2003-2014 döneminde Ankara’da görev yapan büyükelçilerinin anıları yayımlandığı zaman, tüm dünya ile Türk kamuoyunun da Ergenekon operasyonlarının gerçek yüzünü, bütün detayları, sebep ve sonuçlarıyla öğreneceğine inanıyorum. Yargı eliyle başlatılan bu ihanet süreci, artık en kısa zamanda, yine yargı tarafından hukuken sona erdirilmelidir. Onarım aşamasında, Türk yargısının çok önemli rolü, görev ve sorumlulukları olduğu gerçeği de gözden uzak tutulmamalıdır. Bu ordu, kahraman Türk milletinin, özündeki cevheri kuşaktan kuşağa taşıyan öz ordusudur. Mertçe savaşılsa da namertçe saldırılsa da mağlup edilemez. Hiçbir güç, Türk ordusunun fıtratını değiştirerek, mayasını bozarak, Türk milletini korumasız, Türk yurdunu savunmasız bırakamaz. Hukuk ne kadar istismar edilerek kullanılırsa kullanılsın, tarihin tekerleği yargı marifetiyle tersine döndürülemez.”

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı