Gündem Haberleri

    Süpermarket dönemi

    Hürriyet Haber
    09.01.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Türkiye'deki pet sektörü, Alman Fressnapf süpermarketler zinciri sayesinde, yeni bir döneme başlangıç yaptı. Mecidiyeköy Profilo İş Merkezi'ne komşu açılan, Fressnapf Pet Süpermarketleri zincirinin ilk halkası, 550 metrekarelik bir alana kuruldu. Süpermarketin raflarında beş bin çeşide yakın ürünü sergileniyor. Sadece köpek maması reyonunda, 8 firmanın 200'e yakın ürünü yeralıyor. Pet Süper Marketinde hedef, sekiz bin ürünü alıcıya sunmak.

    Önce İstanbul ardından, İzmir, Ankara ve Antalya'ya yayılarak büyümeyi planlayan Fressnapf'ın Türkiye ayağının patronu Elmar Kochanneck. Almanya'da süpermarket işiyle uğraşan Kochanneck, Türkiye'de, gelecek vaadeden pet söktörünü Almanya'dan görmüş. Genel Müdür Yardımcısı İhsan Yıldız'la yaptıkları fizibilite çalışmaları, bu ön görüsünü haksız çıkartmamış.

    Pet sektörünün birkaç veteriner kliniğinde korner, süpermarketlerde çeşitten ve spesialiteden yoksun raflar ve birkaç orta boy mağazadan ibaret olduğunu belirten İhsan Yıldız, ‘‘Tüm ürünlerin bir çatı altında toplanacağı, fiyat istikrarının bulunduğu bir market fikrinin, hayvanseverlere de cazip geldiğini, mağazanın açıldığı ilk günlerde gördük’’ diyor. Fressnapf'ta ilk hedef, ürün çeşidini arttırmak. Ve ürünleri mümkün olan en ucuz fiyata tüketiciye sunabilmek.

    Alman Fressnapf'ların aksine, Mecidiyeköy'deki süpermarkette canlı hayvan satışı da yapılıyor. Muhabbet kuşları, kanaryalar, hamster, kobay, tavşan, akvaryum balıkları ve iguanalardan oluşan canlı hayvan yelpazesine kedi, köpek, papağan eklemeyi de düşündüklerini belirten İhsan Yıldız, ‘‘Türkiye'de pet konusundaki ithalat bürokrasisi bizi zorluyor. Piyasada satılan köpek ve papağanların tamamına yakını, kaçak olarak getirilmiş. Bizim, faturasız, kaçak ve kontrolsüz ürünü mağazamıza sokmamız imkansız. Bu da haksız rekabete yolaçıyor. Sorunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz’’ diyor.

    Fressnapf'da satılan tüm canlı hayvanlar veteriner kontrolünden geçiyor. Satış için mağazada bekledikleri süre içinde de, sağlık kontrolleri, veteriner mağaza yöneticisi tarafından veriliyor.

    Fressnapf Pet Süpermarketi, hayvanseverlerin istediği markayı, tercih ettiği ürünü rahatlıkla bulabilecekleri, sektördeki yenilikleri gecikmeden öğrenebilecekleri, Türkiye için yepyeni olanaklar sunuyor.

    Hillary Clinton'dan ‘‘First Pet’’ kitabı

    ABD'nin First Lady’si Hillary Clinton, sevgili kedileri Socks ve köpekleri Buddy için gelen mektupları bir kitapta topladı. ‘‘Sevgili Socks, Sevgili Buddy- Bir Numaralı Petlere Çocuklardan Gelen Mektuplar’’ adlı kitap, en fazla satan kitaplar listesinde yer almayı başaramadı.

    Bu yıl evcil hayvanlara ilişkin kitaplar kapış, kapış giderken, Socks ve Buddy'ye yazılan mektupların içeriği pek heyecan yaratmadı. ABD'nin bir numaralı hayvanları yılda en az 300 bin mektup alsalar da çoğunluğu birbirinin kopyası gibi. Socks ve Buddy'ye en sık yöneltilen soru, ‘‘Buddy'yi seviyor musun? ya da Socks'ı seviyor musun?’’ şeklinde. Çocuklar, dünyaca ünlü sevimli Buddy'ye ya da kıskanç Socks'a hep sevgilerini gönderiyorlar ve müthiş muhabbetlerinin (!) nasıl gittiğini merak ediyorlar. Pek iç açıcı bulunmayan kitapta Bayan Clinton şöyle yazıyor: ‘‘Kocam, Fransa Cumhurbaşkanı ile telefonda görüştüğünde, Buddy derhal havlamaya başlıyor ve Bill dışarı çıkıp, tut - yakala oynamadan susmuyor.’’

    Kitabı basan yayınevi Simon & Schuster. Düşük satışlar nedeniyle yeni baskıların durdurulduğu bildiriliyor. Best-seller listesinde ilk 150'ye girme peşindeki kitabın yeni yıldaki satışları konusunda umutlu olmak zor. ‘‘Bilsen Kokunu Ne Kadar Özledim: Köpeklerin Gerçek Portreleri’’ adlı kitaptan, daha da önemlisi Barbara Bush'un yazdığı ‘‘Millie'nin kitabı’’ndan daha fazla ilgi görmesi şimdilik mümkün görünmüyor.

    Son haberlere göre, Hillary Clinton Socks ile, Bill Clinton ise ‘‘Tek dostum’’ dediği Buddy ile büyük aşk yaşıyor. Birlikte mutlu, aile pozları veren Clinton ailesi aslında kedi ve köpekleriyle teselli buluyor.

    Levent'te neler oluyor?

    Bülent OVACIK

    Süheylan Kondakçı'nın, sevimli bir Coocker'ı vardı.

    Cumartesi günü, kızkardeşi köpeklerini dolaşmaya çıkarttı. Sevimli Coocker, Levent Nisbetiye Caddesi Peker sokak'taki apartmanın otoparkında bir şey görüp telaşla yedi.

    Eve döndüler.

    Yola çıkana kadar köpeğin bir şeyi yoktu.

    Kasılmalar otomobilde başladı.

    Hemen bir veterinere götürdüler.

    Zehirlenmişti.

    Hem de Striknin'le.

    Sidem Özkan ve kendi gibi hayvansever bir grubun, 4. Levent Konaklar Mahallesi'nde baktıkları, aşılarını yaptırıp, kısırlaştırdıkları 10 köpek de aynı felaketle karşılaştı.

    Hepsi, birer birer zehirlendiler.

    Hepsi de büyük acı çekerek öldüler.

    Köpekleri götürdükleri Levent'teki Animalia Pet Hastanesi'nde, Striknin zehirlenmesi teşhisi kondu.

    Hastane yetkilileri, son zamanlarda çok sayıda benzer zehirlenme olayını nedeniyle hayvan sahiplerinin kendilerine başvurduklarını söylüyorlar.

    Kısacası Levent ve çevresinde bir şeyler oluyor.

    Beşiktaş Belediyesi, itlaf girişimlerinin olmadığını söylüyor.

    Levent'teki durumun, Kayseri ve Yozgat arasındaki kırsal alanda, siyanürle tilkilerin katledilmesinden farkı yok.

    Sokaklara gelişigüzel atılan zehirli yemler, köpek ayırd etmiyor.

    Sahipli, sahipsiz, aşılı, aşısız demeden hepsini öldürüyor.

    Bu duruma dur diyebilecek bir sistemimiz olmadığı için, tek çare hayvanseverlerin, korunma mekanizmalarını kendilerinin oluşturması.

    Eğer Levent ve yakın çevresinde oturuyorsanız, kedi ve köpeklerinizi sokağa bırakmayın.

    Gezdirirken, gözünüzü dört açın. Yoldan bulduğu bir şeyi yemesine izin vermeyin. Mümkünse, her şeyi yemelerini engellemek için bir ağızlık takın.

    Süheylan Kondakçı'nın yaşadığı acıyı siz de yaşamayın.

    Radyonuzu açın

    Kuşlara olan sınırsız sevgisi, onların yaşamını öğrenme isteğinden dolayı, adının başına 'Meraki' kelimesini yerleştiren Ethem Dikmen'in muhabbet kuşu besleyenlere bir tavsiyesi var: ‘‘Eğer gündüzleri evde bulunmuyorsanız, kuşunuzu yalnız bırakıyorsanız mutlaka radyoyu açık bırakın.’’ Gün boyu müzik olan bir kanalı açın ki, radyodan kaptığı birkaç kelimeyi, ya da sık duyduğu şarkının bir bölümünü hafızasına kaydetsin. Siz gelince de tekrarlasın. Radyonun, evde yalnız kalan kuşlara en iyi arkadaş olduğunu söyleyen, Papağan Uzmanı Ethem Dikmen, muhabbet kuşlarının, kanarya gibi ötebileceğini de söylüyor. Kanarya ötüşlü muhabbet kuşuna sahip olmak isteyenlerin, bir kanarya kaseti edinmesi gerekiyor. Gün boyunca, kanarya sesi dinleyen muhabbet kuşunuz, taklit yeteneği nedeniyle, çok kısa süre sonra kanarya gibi ötecektir.

    Bekçi köpekleri

    Görevi bekçilik olan köpekten ne bekleriz? Emanet ettiğimiz nesneyi veya bir alanı korurken, tam zamanında gelen birini havlayarak bildirmek, istenilmeyen kişileri asla yaklaştırmamak, hırsız veya soyguncuyu tacizle kaçırmaktır. Ne yazık ki, iyi bir bekçi köpeği bulmak da, yetiştirmek de kolay değildir. Üstelik, kimilerine pahalı da gelebilir. Bekçi olarak alınacak köpeğin, ciddi ve dikkatli olması şarttır.

    Bilindiği gibi korunma içgüdüsü hayvanlarda en güçlü olanıdır. Gerektiğinde kendini korumasını, gerektiğinde kaçıp saklanmasını bilmeyen hayvan ölmeye mahkumdur. Yaşamak için güçlü olmak, tehlikeleri zamanında algılayabilmek, duymak, kokuyu almak ve görmek gerekir. Dikkatli hayvan, yabancı sesleri zamanında algılayacak kadar hafif bir uykuya yatar. Uyanık olmak yetmez, uyanık olmanın yanısıra uyarmasını, iyi havlamasını da bilmelidir.

    İnsanı da kendi ailesi sayan, aile içinde kendini mutlu ve huzurlu bulan köpek, birinin bu mutluluğu bozmasına izin vermez. Ve ailesini uyarır. Gece yabancı bir ses duyunca, havlayarak sizi çağırıp, yardım ister. Sizin, yabancı bir şeyi onunla birlikte araştırıp, hamle yapmanız, ona yol gösterip cesaret verecektir.

    Bazılarımız tersini yapar. Pencereyi açıp, ‘‘Kes sesini, akşam akşam rahatsız etme bizi’’ diye bağırıp, onu susturur. Bu davranış, köpeğin cesaretini kırar. Uyarma görevinden vazgeçer.

    Başlarda, havlamasının nedenini anlayamayabilirsiniz. Ortada, gerçekten havlanacak bir durum olmayabilir. Yine de köpeğin morali bozulmamalı. Köpek, zamanla bölgesini tanıyacak, sahiplerini uyarması gereken durumları anlayacaktır. Sınırları çoğu zaman köpekler çizer. Caddeye yakınsanız, sürekli trafik sesi varsa önceleri rahatsız olur. Sonra alışır. Ve bu seslerle ilgilenmemeyi öğrenir. Ama, kötü niyetli birinin caddeden ayrılıp bahçenize yaklaşması halinde hemen sizi uyarır.

    Böyle bir köpeği, uzman bir eğitmene seçtirdikten sonra, bir veterinere gidip mutlaka sağlığı konusunda da emin olun.

    Cihan ÖZYAĞMUR / Köpek Eğitmeni

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı