"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Superman casus muydu?

Soru şu: Superman casus muydu?<br><br>Soran ben değilim. Bana sorulsa “Uçmuyor muydu o arkadaş?” der geçerdim herhalde.

Fakat bir insan evladı oturup “Was Superman A Spy?” (Brian Cronin, Plume) diye bir kitap yazmışsa, sırf “Bakalım derdi neymiş?” diyerek alır, okurum.
Brian Cronin, “Comics Should Be Good” adlı bir blog yazıyor.
Bir çizgi roman hastası. Detaycılığı ve araştırmayı, çizgi roman kahramanlarıyla ilgili üretilmiş şehir efsanelerini kurcalamayı seviyor.
Bu alanda kendini epeyce kabul ettirmiş bir şahıs olduğunu “Çizgi Romanlarla İlgili Lüzumsuz Bilgiler” havasını da taşıyan kitabını okurken net bir şekilde anladım.
Oscar ödüllü büyük oyuncu Martin Landau’nun aslında çizgi romancı olmak istediğini, kısa bir süre çalışıp dikiş tutturamayınca aktörlüğe yöneldiğini öğrendim mesela.
Kendisini Uzay 1999’daki haliyle hatırlamaya devam edeceğim tabii ki.

Dashiell Hammett ve Mickey Spillane gibi “hard-boiled” polisiyecilerin çizgi roman yazdıklarını bilirdim.
Rahmetli Oğuz Aral’la uzun uzun “Secret Agent X-9” muhabbeti yapardık. Alex Raymond çizmiş, Dashiell Hammett (sonraları Leslie Charteris) yazmış.
Aşılması güç bir zirvedir hâlâ gözümde.
Fakat Patricia Highsmith’in de çizgi roman sektöründe yazar olarak şansını denediğini, bir süre çalıştığını bu kitaptan öğrendim.
“Yetenekli Bayan Highsmith” demez miyim şimdi ben!

Elvis’in popüler kültürün temel harç malzelemelerinden biri olduğunu, modadan müziğe değdiği her alanı etkilediğini herhalde herkes kabul eder.
Peki Elvis’i kim etkilemiştir?
Cevabımız Captain Marvel Jr. Yani Küçük Kaptan Marvel.
1941’den itibaren yayınlanan Bızdık Kaptan Marvel, Elvis’in en büyük kahramanı.
Baktım, hakikaten meşhur saç kesimini ve 1970’lerdeki pelerinli sahne kostümlerini direkt Bızdık Kaptan’dan araklamış Kral.
Kitaba göre Elvis’in “Captain Marvel Jr” koleksiyonu, hâlâ evinde, Graceland’de duruyormuş.
Ne güzel!

Gelelim kuş mudur, tayyare midir, casus mudur şu Superman meselesine...
1940’ların başı. İkinci Dünya Savaşı.
Superman’in yaratıcı yazarı Jerry Siegel askere gidince yerini Don Cameron alıyor.
O da oturup “The Battle of the Atoms/Atomların Savaşı” adlı bir macera yazıyor.
Fena insan Lex Luthor, Superman’e “atom bombası” adlı bir silahla saldırıyor filan...
Hükümet yetkilileri Superman’i o kadar yakından takip ediyor ki; macera basılmadan önce yayıncı DC Comics’i arayıp yayınlanmasını engelliyorlar.
Daha doğrusu engellemiyorlar da erteliyorlar.
Kamuoyunun popüler bir çizgi roman aracılığıyla “atom bombasını zamanından önce tanıması” böylece engellenmiş.
Maceranın yıllar sonra yayınlandığını da belirtmek gerek.
Benzer bir durum atom bombası kullanıldıktan sonra da yaşanmış.
Bu kez de “Olay taze, atom bombasıyla işi olmasın başka işlerle uğraşsın” denerek “Crime Paradise/Suç Cenneti” macerasının yayınlanması engellenmiş.

Fakat casusluk işi biraz daha farklı.
Yıl 1945. Superman’i bu kez Alvin Schwartz adlı genç bir yetenek yazıyor.
Maceranın koparak dökülme noktasına geldiğinde “cyclotron’ adlı bir aletten bahsediyor.
“Atom ezici” olarak da bilinen ve atom bombası araştırmalarında kullanılan ve “gizli” olan bir alet bu!
FBI devreye giriyor ve “Hop usta aman oynama, değişmez taka-tuka” diyor.
Yarbay rütbeli, John Lansdale adlı bir subay, oturup ciddi ciddi iki sayfalık rapor yazıyor.
“Nükleer mevzuu ince mevzuu. Halkın kafasını sulandırmakla neyi amaçlıyorsunuz siz?” gibilerden bir fırça ve yıllarca kulaktan kulağa gezerken besili bir Ren Geyiği’ne dönüşen soru kalıyor geriye:
“Superman casus muydu?”
Uçmuyor muydu o?
X