Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Şuna Canavar filan demesek artık...

    Hürriyet Haber
    12.04.2004 - 17:35 | Son Güncelleme:

    Benim bu ‘Trafik Canavarı’ kavramına da, kampanyasına da ciddî itirazım var. Pazartesi günü, hemen bütün gazetelerde kullanılan bir haberi okurken aklıma geldi. Bu “Trafik Canavarı’ lafı, afişleri, insanlara yanlış ve zararlı bir mesaj veriyor.

    Korkunç bir haberdi.

    Gencecik iki insan, gelin 23 yaşında, damat 24. Ankara’da nikahlanmışlar, alelacele İstanbul’a gidiyorlarmış, düğün için.

    Şöyle diyor <ı>Hürriyet’teki haberin gerisi <ı>(12 Nisan) :

    “... plakalı otomobil, aşırı hız nedeniyle dün saat 17.45 sıralarında Bolu yakınlarında TEM Otoyolu’nun Yeniçağa mevkiinde kontrolden çıktı. Araç 100 metre sürüklendikten sonra elekrik direğine çarparak durdu. Hurdaya dönen araçtan yola fırlayan gelin ile damat olay yerinde hayatını kaybetti.”

    Böyle bir günde parçalanıp ölen çocuklara mı acırsın, çocuklarının düğününe gitmeye hazırlanan anababaya mı...

    *

    Haber şöyle bir cümleyle başlıyordu: “Trafik canavarı yeni nikahlı çifti düğüne giderken yakaladı.”

    Hemen bütün gazeteler “TRAFİK CANAVARI” diye vermişti bu faciayı.

    İşte benim, buna itirazım var.

    Derdimi nasıl anlatacağımı bilemiyorum. <ı>(Sıcağı sıcağına kullanmak istedim bu yazıyı. Yoksa Trafik Denetleme Müdürü Ali Kemal Anlı ile de konuşacağım. Bugün cenazedeydi, görüşünü alamadım.)

    Bu Trafik Canavarı kavramında bir “kadercilik” var sanki, suç bizim dışımızdaymış gibi bir hava...

    Hani geneleve düşmüş kadına “kader kurbanı” deriz ya, halbuki ya bir sapık üvey babanın, bir abinin, rezil bir kocanın ya da fuhuş mafyasının kurbanıdır. Suçlu bellidir yani. En azından bir düzendir onu geneleve düşüren... Ama biz “kader kurbanı” deyince, önlenemez, önüne geçilemez bir şeymiş gibi, mücadele edilecek bir suç, yakalanacak bir suçlu, bir “fuhuş sektörü” yokmuş gibi yapıyoruz. “Kader kurbanı” lafı konuyu adlî, polisiye, sosyal olmaktan çıkarıp, “başka” bir boyuta, bizim dışımızda, elimizin ermeyeceği, gücümüzün yetmeyeceği bir boyuta (kader) taşıyor.

    Trafik Canavarı da böyle. Sanki bizim elimizde olan bir şey değilmiş, kadermiş, deprem gibi bir “dış felaket” imiş, önlenemezmiş gibi...

    Bence “Trafik Canavarı” diye bir “kavram”, sürücülerde (ve yayalarda) zaten olmayan sorumluluk duygusunu arttırmaz, eksiltir.

    Nasıl insanlar “deprem olacaksa olacak kardeşim” diye hayat kurtaracak asgarî tedbirleri bile almamak için bahane buluyorlar...

    Trafik Canavarı da öyle. Deprem gibi, enflasyon gibi, salgın hastalıklar gibi...

    Canavar işte, elden ne gelir...

    <ı>

    (“Dışsallaştırıyor” meseleyi, desem bir mana ifade eder mi bu laf?)


    Bilmem ki anlatabildim mi?

    İnsanlara çok daha net, açık bir mesaj vermek lazım. Belki de kafadan “APTAL GİBİ YOLLARDA TELEF OLMAYIN, ÇOLUĞUNUZUN ÇOCUĞUNUZUN KATİLİ OLMAYIN” demeli...

    Bir zamanlar, Almanya’da çalışan Türk işçileri yollarda sapır sapır ölürken, Bulgaristan çok etkili bir metod geliştirmişti: Kaza yapmış, hurdaya dönmüş, yanmış (gurbetçi) araçlarını E5 üzerinde teşhir ediyordu. Numune diye.

    Bizim doğuştan kaderci, iş olacağına varırcı millete de daha “somut” bir örnek gerek...

     

    <ı>

    (Not: Gerçi benim bir teorim var. Hani ‘İyileşmek istemeyen hastanın tedavisi olmaz’ diye bir laf vardır ya... Trafik konusunda Türkler de böyledir. Kedi köpek bile kendini kollar, Türk kollamaz. Yandan geçen arabayı, karşıya geçen yayayı da SİZ düşüneceksiniz. Herif öyle bir gelir ki, siz kaçmazsanız, siz frene basmazsanız o geberecek... “Eşek değil ya, bassın frene!” diyor zahir. Bu kadar uyanık bir milletin, bu konuda bir kedi kadar bile hayatta kalma refleksine sahip olmaması inanılır gibi değil...)

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı