Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Şükrü Erbaş alfabesi

    HAYDAR ERGÜLEN haydaree@yahoo.com
    28.12.2017 - 18:18 | Son Güncelleme:

    Yazmak, ışımaktır Şükrü Erbaş’ta. Sonsuzluğun ışıması. ‘Hayatın hazinesi’ olan çocukluğun ışıması. Yazan ışır, şiir ışır, okuyan ışır... Haydar Ergülen’den ‘Kuş Uçar Kanat Ağlar’ için bir ‘Şükrü Erbaş alfabesi’...

    Şükrü Erbaş

    ABDAL: Şükrü Erbaş için ‘Şükrü Abdal’ deme vakti çoktan gelmiştir. Artık pek sevip söylediği abdallara karışmış vaziyettedir.
    BABA: Erbaş şiirinin demirbaşı. Bu şiirin kaynağı da sayılır, olmazsa olmazı da: “Sonra yaza yaza yaralarından bir baba yaratıyorsun.”
    CANSIKINTISI: “Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır. O benim.” Turgut Uyar’ın sıkıntısı Şükrü’ye de geçmiş gibidir: “Bir sonsuz tekrar” olarak cansıkıntısı, “bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz.”
    ÇOCUK: Gamzelerin beşiğinde büyütülen çocuklar, çocukların gamzeleri. Suruç’taki çocuklar, Şükrü’nün dediği gibi, biz çocuklarımızı hep saygıyla seveceğiz, “Siz, çocuğunuzdan bile korkarak çürüyeceksiniz”.
    DÜNYA: “Şimdi hepimiz, elimizde bir ölü dünya, koşa koşa bütün iyilikleri unutmaya çalışıyoruz.” Şiir, lirik bir toplumsal tarih olarak da sürüyor Şükrü Erbaş’ta, kişisel bir tarih olarak da: “Dönüyoruz dünya diye kendi gövdemizi...”
    EŞİK: ‘Eşik Burcu’ndan bir adam. Eşik, onda sanki diyalektiğin karşılığı. Geçmekle kalmak arasında, olmakla olmamak arasında, şiir ile hikâye arasında, benle sen arasında ve gözlerle kirpikler arasında: “İnsan yüreğinin eşiğidir, dersin.”
    FAŞİZM: ‘Kuş Uçar Kanat Ağlar’dan (Kırmızı Kedi, Aralık 2017), Pablo Neruda’nın sözünü başlık yaptığı ‘Yaralayan Ölene Dek Yaralanmıştır’ şiirhikâyesinde; “Şimdi tam yüz yıl sonra, sizi ana rahminizden kopardığımız yerden biz başlıyoruz kendi ana rahmimize doğru bir haysiyet sürgününe” der.
    GÖNÜL: Neşet Ertaş’ın ‘Gönül Dağı’ Şükrü Erbaş’ın şiirine, “kalpten kalbe bir yol” gibi uzanıyor. Bir şiirhikâyesinin başlığı gibi, gönül, onda bir ‘Varoluş İtirafı’dır.
    YUMUŞAK G: Kuş uçunca ağlayan kanat.
    HATİCE: Yaşıyoruz sessizce. “Sen bir basma entarisin ki gittiğin her yer eteklerinde çiçekleniyor.”
    IŞIMAK: Yazmak, ışımaktır onda. Sonsuzluğun ışıması. ‘Hayatın hazinesi’ olan çocukluğun ışıması. Yazan ışır, şiir ışır, okuyan ışır.
    İNSAN: “İnsan şiirden yapılmamışsa neden yapılmıştır” ey Şükrü Abdal?
    JEST: Şiiri, Şükrü’nün türkülere bir jestidir. Türküler, şiirlere dosttur onda.
    KİRPİK: “Kirpiğin şiire değdiği zaman”, Şükrü Erbaş şiirinin zamanıdır: “Kirpikler sizin tek harfiniz sanki...”
    LEYLA AĞIDI: “Kalbim çok erken bir Leyla Ağıdı” (‘Sonsuz ve Büyük’ten).
    MASAL: Necatigil’den mülhem ‘şiirhikâye’ diyor yazdıklarına, bence ‘şiirmasal’. Öyle büyülü, masalsı bir dili var çünkü, özellikle ‘Kuş Uçar Kanat Ağlar’da.
    ‘NARLA İNCİRE GAZEL’: ‘Şu Yüzüğü Hatice’ye Verin’ şiirhikâyesini okurken Bilge Karasu’yu hatırlamamak elde değil. Öyle olağanüstü.
    ‘OCAĞI YAKIN!’: “İnsan sevdiğinin bir sözüne küser mi...” diye soruyor, sonra da “İnsan sevdiğinin söylemediği sözlere de küserdi” diyor ‘Ocağı Yakın!’da.
    ÖMÜR HANIM: Bir Ömür şiir.
    PAYDA: “Hepimiz hepimizin zalimi ve mazlumuyuz/Anne, baba ve çocuklardan/ Bir büyük paydada”.
    RUPEN SEVAG: “Biz, kelimelerin delirmeden türkü olamayacağını Rupen Sevag’ın ölümünden yüz yıl sonra öğrenecekmişiz.”
    SES: Şükrü Erbaş, Türkçenin büyük şairlerinin hemen tümünde olduğu gibi bir ‘ses şairi’dir. ‘Söz şairi’ ve ‘saz şairi’ nitelikleriyse şiirini daha büyük ve büyülü kılar.
    ŞEHRAZAT: Tümüyle sorulardan oluşan eksiksiz bir yanıt: “Sonsuzluk, Şehrazat, ölümden sonra mı başlar, yaşayalım diye bize verilen şu hayat mıdır?”
    TARÇIN: Kuyruğu pervane olur önce, sonra uçurtmaya döner, sonra yavaşlar, en sonundaysa beş tarçın birden kuyruklarını indirirler: “İnsan seni sevmeden çocuğunu sevemez ki...”
    UNUTMA! Demek için yazıyor biraz da. Önce kendine, sonra da bağışladıklarına bağışlamadıklarına hatırlatmak için. Hepimizin yerine hatırlıyor ve bu yüzden de çok seviliyor şiiri.
    ÜZGÜNLÜK: Kuş uçar, yağmur yetmez, insan gözyaşını, kederi erken öğrenir, ama yine de biraz üzgünlükten yapılır insan!
    VİCDAN: “Vicdanımız eşyalarımızdan rahat” olduğu için, şiir rahatsızdır.
    YALNIZLIK: Şükrü Erbaş’ı hiç yalnız bırakmaya gelmiyor, hemen kitap yazıyor!
    ZAMAN: “İnsandır!” demiş. O zaman Şükrü Erbaş da şiirdir!

    KUŞ UÇAR KANAT AĞLAR Şükrü Erbaş alfabesi
    Şükrü Erbaş
    Kırmızı Kedi Yayınları, 2017
    96 sayfa, 10 TL.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı