"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Şükretmek ve değer bilmek

Bu yaz ne çok şey oldu!

Olan en güzel şey neydi bence biliyor musunuz? -Bütün kötülükleri bir kenara bırakırsak yani- Rengarenk gençleriyle ve geleceğiyle tanıştı bu ülke.
Süper umutsuzdu haksız yere. Umutlu olmaya değdiğini hatırladı.
Kendine çekidüzen vermesi gerektiğini de fark etti.
Daha önce tanımadığı birileriyle asla selamlaşmazken, bir parkın etrafında el ele tutuştu.
Direndi.
Dayanıştı.
Gülüştü.
Ağladı.
Asla yan yana gelmeyecek olduğunu düşündüğü farklılıklarla beraber ağaçların altında nöbet tuttu.
Önyargıları bir kenara itti.
Birbirini dinlemek istedi, kavga etmek yerine... Rahat bırakılmadı o ayrı.
Savaşmak isteyenlere azimle barışçıl cevaplarla karşılık verdi.
Gülmeyi hatırladı.
Mizah geri geldi.
Politikanın, siyasetin, maddelerin dışında/üstünde çok daha anlamlı ve önemli şeyler olduğunu keşfetti.
Koşulsuz insan ve doğa sevgisinin önemini hatırladı.
Haksızlıklar karşısında susmakla daha büyük haksızlıkları kabul ettiğini kendi kendine kanıtladı.
Demokrasinin önemini daha ciddi kavradı.
Savaş istemediğine emin oldu.
Daha bir sürü şey sayarım ama gerek yok bence.
Sevmeyi hatırladık uzun zaman sonra belki de.
Ne kadar içimiz kararmış ve ne kadar çok renklere, gökkuşaklarına ihtiyacımız varmış farkına vardık birdenbire.
Çok şükür işte.
O yüzden o merdivenlerin gökkuşağı renginde kalmasını her şeyden çok önemsedik.
Hayatımızdaki renkleri bir kere keşfettikten ve onun güzelliğinin tadına vardıktan sonra, gri solgun bir ruh haline dönmeyi istemez kimse.
Lisede insanların çoraplarına bakardım. Hep gri, siyah veya beyaz olurdu. Oysa pembe, yeşil, mor, sarı olsaydı ne olurdu?
Mis.
İçimizdeki karamsarlıklar, önyargılar dahası saçma sapan kalıplar her yerimizi sarmıştı, ruhumuzla bir çoraplarımız da tek renk tek ton olmak zorundaydı.
Ciddiliği gri-siyah tonlarla sağlamaya çalışmak yerine, renklerle gülümsemeyi öncelik edinsek, huzur gelecek oysa üstümüze.
Ben, merdivenlerin rengarenk gökkuşağı gibi kalması için tartışmayı sevdim biliyor musunuz?
Rengarenk basamaklar griye boyanınca renklerin değeri bilindi, ondan.
Keşke bütün derdimiz, tasamız böyle şeyler oluverse...
Savaşmak yerine gökkuşağında anlaşsak?
Şahane olur bence.
Yonca
“yeşil”

Bahanesizlik

Bir şey demek istiyorum; iyi bir şey yapmak için illa çok süper bir bahanenizin olması gerekmiyor.
Yani ne bileyim işte birine hediye almak için mutlaka doğum günü olması gerekmez ya da ağaç dikmek için ormanların yanması gerekmez, çocuk okutmak, gençlere destek olmak için illa kafamıza saksı düşmesi gerekmez.
Bahanesizce de iyi bir şeyler yapılır.
İstek olsun yeter ki!
Eylül geldi, hoş geldi.
TEGV, Buğday, TOG, TEMA var. Aklınızda bulunsun.
Ufacık da olsa yapabileceğiniz bir dolu şey var.
Yeni okul dönemi adına ağaç dikilir, okuyan çocuklara destek olunur... Ohooo istedikten ve niyet olduktan sonra neler yapılmaz ki!
Yonca
“hatırlatma”

Foto moto

Instagram olmasa bitmiştim.
Bu kadar zevk aldığım başka hangi uygulama var bilmiyorum.
Hele artık mini videolar da çekip yükleyebiliyoruz ya, offf şahane oldu.
Çocuklarla gülmekten ölüyoruz çektiğimiz “an”lara. Takip ettiğimiz herkesin paylaştığı fotoğraflarla ilgili yorum yapmak da çok zevkli.
Maaile bağımlısıyız.
Şimdi yazdım diye bana kızacak belki ama eğer moda vesaire seviyorsanız @iconicmouse diyorum. Kendisi blogger aynı zamanda.
iconicmouse.blogspot.com
İzin verirse takip edin derim.
Bir de dansa merakınız varsa, @sharkbrownie müthiş fotolar paylaşıyor, bulunsun aklınızda.
Yonca “fotolama”

X