Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Suistimal

BU sıcak ve uzun Ramazan günleri insanın kendi sesini dinlemesi için bir vesile olabilirse eğer, geçtiğimiz Temmuz ayında tam 164 Müslüman kadının, dünyanın çeşitli yerlerinde pantolon giymek, bira içmek gibi saçma sapan nedenler yüzünden kırbaç cezasına çarptırılmasını sorgulamanın tam sırasıdır.

Hürriyet Dış Haberler Servisi birkaç gündür dehşet verici bir haberi sayfasına taşıyor. Malezya’da aynı zamanda mankenlik yapan genç bir hemşire, eşi ile birlikte bir otelin barında bira içtiği için kırbaç cezasına çarptırılmış.

Tıpkı Sudan’lı gazeteci ve insan hakları savunucusu Lübna Hüseyin ve onunla birlikte Hartum’da bir kahveden alınarak tutuklanan 13 kadın gibi.

7 Eylül’de Lübna’nın mahkemesi var. 40 kırbaç cezası ile ilgili karar kesinleşecek.

Mona Eltahawy yaşamının dokuz yılını türbanlı geçirmiş olan Mısırlı bir kadın gazeteci. 14 Ağustos’ta New York Times’da yayınlanan yazısına, “Kadınları ve İslam’ı suistimal etmek” başlığını koymuş.

Mona, “Sudan rejimi, Müslüman olsun olmasın kadınları kırbaçlayarak İslami ilkelere bağlılık şovu yapıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi Sudan Devlet Başkanı Hasan El Beşir’i savaş suçlusu ilan etti ve Darfur’da insanlık suçu işlemekle suçladı. Ona bağlı kuvvetler de Darfur’da rejimin gücünü kadınlara tecavüz ederek gösterdiler. Pantolonlar ahlaka aykırı ama tecavüz, İslami kriterlere bağlılık mesajını kadın bedenleri üzerinden hatırlatmak için işe yarıyor” diyor.

* * *

KARTİKA Sari, 32 yaşında tam üç bardak bira içmek gibi büyük bir günahın karşılığını bambu sopa ile altı kez kırbaçlanarak ödeyecek.

Müslüman Ailede Adalet ve Eşitlik projesinin başkanı olan Malezyalı Müslüman feminist Zeyna Enver yöneticilere, “Ne Kuran ne de hadislerde içki içenlerin cezalandırımasına ilişkin bir şey vardır. İslami öğreti affetmeyi, anlayış ve insanları pozitif yöntemlerle eğitmeyi öngörür. Öyleyse neden hemen ceza yoluna başvuruyorsunuz” diye sordu.

Kartika pazartesi günü yani yarın hapse girecek ve bir hafta içinde kırbaç cezası gerçekleşecek.

Bu şöyle olacak.

Bir çarşaf giyecek, çömelip kırbaçlanmak için öne doğru eğilecek.

Bambu sopa o an hepimizin sırtına inecek. Kimine kadın olarak, kimine dindaş, kimine insan. Topyekün aşağılanacağız.

Malezya’da insan hakları kuruluşları, barolar, demokratik çevreler ayakta.

Uluslararası Af Örgütü, kırbaç cezasının “vahşi, insanlık dışı ve aşağılayıcı” olduğunu söyledi.

Ayrıca kırbaç cezası Uluslararası İnsan Hakları yasalarına aykırı.

2002 ile 2008 yılları arasında ülkede 35 bine yakın mültecinin çeşitli nedenlerle şeriat mahkemeleri tarafından cezalandırıldığını hatırlatan kuruluşlar, ilk kez Malezyalı bir kadının kamçı cezasına çarptırılmasını ülkenin geleceği açısından çok ciddi bir gelişmenin habercisi olarak yorumladılar.

Durumun farkına varan bazı Malezyalı yetkililer her ne kadar, “İslamiyette kırbaç can yakmak için değil eğitim amaçlıdır, bambu zaten acıtmaz, üstelik altı kez çok hafif vurulacak” dese de sonuç değişmeyecek. Düne kadar çok dinli, çok etnili bir ülke olan Malezya devletin dindarlaşmasını ilan ederken yine kadınların bedenleri üzerinden mesaj vermiş olacak.

* * *                   

“ULUSLARARASI toplum, uluslararası sorumluluklarından kaçmak için ‘kültürel ve dini’ gerekçelerin arkasına saklanan ülkelerin uluslararası kulübe giriş pasaportlarını ellerinden almak için daha ne bekliyor?

Sadece Temmuz ayında dünyada yüzaltmış dört kadın kırbaçlandı. İnfial nerede?”

Mısırlı gazeteci Mona Eltahawy böyle diyor.

Gerçekten infial nerede? Türkiye neden bu infiali öncülüğünü yapmaz?

X