Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sudan bile sınır dışı etti

ADI geçtiğinde, belki de burun kıvırdığımız Sudan, sözünü Türkiye’den çok daha iyi dinletiyor.

Bir süre önce, Sudan bir teröristi yakalıyor. Adam tam bir terörist, ama sevgili Batılı dostlarımız açısından, pek öyle değil. Sudan’da belli terör eylemlerine karışmış olmasına rağmen, Batılılar bu herifi kurtarmaya kalkıyor.

Sudan’daki AB Temsilcisi ile Kanada maslahatgüzarı ağız birliği ile Sudan Hükümetine çağrıda bulunuyor:

"Yakaladığınız o adamı serbest bırakın".

Sudan Hükümeti hiç tereddüt etmiyor, Batılılarla hiç tartışmaya girmiyor, kararını anında açıklıyor ve uyguluyor.

Teröristin bırakılması için çağrıda bulunan AB Temsilcisi ile Kanada maslahatgüzarını ertesi gün sınır dışı ediyor.

İnsan hakları ihlalleriyle ve soykırımla suçlanan, dünyadaki ağırlığı epey su götüren Sudan yapıyor bunu.

Devamı daha ilginç. AB ve Kanada bir gün sonra resim açıklama yapıyor, bizim yaptığımız doğru değildi, siz haklısınız, doğrultusunda.

TEK CÜMLE YETTİ

1998 sonbaharında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş Suriye sınırına gidiyor. Apo’yu yıllardır besleyen Suriye’ye sesleniyor:

"Onca uyarıya rağmen, teröristleri barındırmaya madem devam ediyorsunuz, o zaman sonuçlarına katlanırsınız. Bu işin sonu artık geldi".

Bu tek cümle yetiyor. Apo ve PKK nedeniyle yıllarca uyarıldığı halde, oralı olmayan Suriye, tek bir cümleyle, kaçış olmadığını kavrıyor. Aynı gün, yıllarca koruduğu Apo’yu sınır dışı etmek zorunda kalıyor. Apo için sonun başlangıcı, yakalanmasına giden yolun açılması.

O cümlenin arkasında, Türkiye’nin kararlılığı, o günkü iktidarın siyasal iradesi var. Türkiye pazarlık yapmıyor. Ne olacağı çok belli.

O cümlenin arkasından, Amerika ve AB, her zamanki gibi, hey ne oluyor orada, derken, F-16’ların motorları çoktan çalışmaya başlıyor.

Herkes sus pus, Apo haydi yallah.

YÜZDE 46 NE İŞE YARAR

On yıl önceki hükümetle AKP iktidarı arasında iki fark var.

1-On yıl önceki hükümet bir koalisyon, hükümette karar almak kolay değil.

2-Koalisyonun arkasındaki halk desteği yüzde 30’larda sürünüyor.

Oysa, AKP tek başına iktidar. Yeri geldiğinde, bununla övünmesini biliyor. Ayrıca, arkasında yüzde 46’lık bir halk desteği var. Yani, çok daha güçlü.

Buna karşılık, on yıl önceki hükümete göre, çok kararsız, yüzde 46’nın getirmesi gereken siyasal iradeyi kullanmaktan aciz. Kararsızlığı nedeniyle, uluslararası politikada ciddiye alınmıyor. Kıçı kırık Talabani bile, dalga geçiyor.

Karşısında, Ali Babacan adında, Cumhuriyet tarihinin en çapsız, en yetersiz Dışişleri Bakanı olarak, bir çocuk bulmuş, onunla gırgır geçiyor. Bu Babacan’ın kusuru değil, onu oraya atayanların.

PKK’nın Kuzey Irak’ta temizlenmesi için, diplomatik yolların sonuna kadar kullanılması gerektiğine inanıyorum. Ancak, olay artık o yolları aşıyor.

Sudan, pek çoğumuzun haritada yerini bulmakta zorlanabileceğimiz bir ülke. Ve biz anlı şanlı Türkiye. AKP iktidarındaki Türkiye.

Sudan-Türkiye farkı, AKP’ye armağan olsun.

Düşmana elektrik desteği

ADINI koymakta tereddüde gerek yok. Kuzey Irak artık bizim düşmanımız. Türkiye’yi parçalamak isteyenleri, yıllardır koynunda besliyor.

Garip, ama gerçek, düşmanın elektriğini biz veriyoruz. Elbette bedava değil ama, sonuçta onların elektriğini biz sağlıyoruz.

MGK açıklamasında, Kuzey Irak’a ekonomik yaptırımdan, kısıtlamadan, söz ediliyor. Elektrikten ses yok.

Oysa, en etkili ambargolardan biri, hiç kuşku yok, elektrikleri kesmek. AKP, ne yapacağını şaşırmış, bir oraya, bir buraya savrulurken, elindeki kartları bile kullanmaktan aciz.
X