Suda domatese 5 milyon dolar harcadı

Hürriyet Haber
27.02.2010 - 00:57 | Son Güncelleme:

Dizayn Grup'un Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları ile yaklaşık iki sene önce konuşmuştuk.

Özel olarak hazırladığı serada, topraksız bir şekilde suyun içinde domates üreterek tarımda yepyeni bir yol açmıştı. Üstelik yeni sera teknolojisi ile 80 ton ile dünyada dönüm başına en fazla verimi elde ettiklerini açıklamıştı. Aradan geçen zamana bir de önceki 3.5 yılı eklersek 5 yıllık çabanın ve 5 milyon dolarlık harcamanın ürünü olan domatesler Mart ayında piyasaya çıkıyor. Miracle markası ile çıkacak olan domateslere şimdiden Frankfurt ve Moskova hali kanca atmış bile. Domatesin yanına aynı teknoloji ile diğer ürünleri de ekleyerek yaş sebze ve meyvede çok büyük bir marka yaratacaklarını söyleyen Mirmahmutoğulları, Türkiye için tarımda önemli fırsatların olduğunun altını çiziyor. Mirmahmutoğulları'nın 'kravatlı çiftçilere' kapı açan iş modeli de oldukça ilginç. 'Teknoloji de pazarlama da benden, siz sadece üretin' diyor...

eguler@hurriyet.com.tr

- Suda ürettiğiniz domatesler ne zaman piyasaya çıkacak?

Mart ayında piyasaya çıkarıyoruz. Öncekiler deneme üretimiydi, eşimize dostumuza ve bazı kurumlara dağıttık. Çok da iyi geri dönüşler aldık.

- Çalışma toplam ne kadar sürdü?

Bu işin Ar-Ge'si tam 5 sene önce başladı. Yaklaşık 2 sene önce de ilk ürünleri aldık. Aslında makro olarak hazırdık ufak detayları tamamlamak için uğraştık.

Mesela bizim mühendislerimiz bu iş için bir yazılım geliştirdi. Bu yazılımda tohumu hem sanal ortamda hem de serada gerçek olarak yetiştiriyorsunuz. Bunu yaparken ikisinin tam senkronizasyonunu sağlamaya çalıştık. Bu çok zor bir olay. Çünkü bir tarafta gerçek bir ürün, diğer tarafta bilgisayar ortamında bir ürün. İşte biz bu yazılımı tamamladık ve tam bir uyum sağladık. Bu uyum diğer ürünlerin üretiminin de önünü açtı.

- Sırada ne var?

Marul ve muzun da bilgisayar altyapısı tamamlandı, 1-2 yıla kadar onlar da çıkacak.

- 1-2 yıl çok değil mi?

Böyle... Sebze meyve kolay iş değil. Biz domatesin yanına bunları ve sonra diğerlerini de ekleyerek Miracle diye bir sebze meyve markası yaratıyoruz.

- Serayı nerede kurdunuz?

Eren GÜLER yazıyor hurriyet.com.tr

Önce Kumluca'daydı. Sonra oradan çıkıp Osmaniye'ye 6048 metrekarelik bir Ar-Ge serası kurduk. Osmaniye'nin tüm dış faktörlerini bilgisayara aktardık. Şu anda hem sanalda hem gerçekte ürünleri eş anlı bir şekilde büyütüyoruz.

- Osmaniye'yi neden seçtiniz?

Önce Kumluca'da deniz ikliminin olduğu bir yerde deneme çalışması yaptık ve ciddi veriler aldık. Şimdi kara iklimi olan bir yerden veriler alıyoruz. Sonra biraz daha yüksek bir yerde yapacağız. Böylece hangi ortamda ne kadar verim alındığını bulabiliyoruz.

Bir de alışkanlık yaptı Türkiye. Domates deyince akla Kumluca geliyor Serik geliyor. Ama yok öyle birşey, biz bunu ispat edeceğiz. Aynı zamanda Türkiye'nin farklı bölgelerine kuracağımız seralarla gelirin homojen dağılımını da sağlamış olacağız. Gelirin homojen dağılması için halkların bulundukları yerde zenginleşmesi lazım.

- Seralar nerelerde kurulacak?

Biz bu seraları Türkiye'nin hemen hemen her yerine kuracağız. Rize'de bile olacak. Belki sıcaklık farklılığı nedeniyle verimde bir düşüş olabilir ama onu da jeotermal enerji ile telafi edeceğiz.

- Kaç sera kurulacak?

/images/100/0x0/55ea6203f018fbb8f87c594aBu yıl 100 dönüm sera kuracağız. Ağustos 15'te ekim yapılacak ve ekim-kasım gibi ilk hasadı gerçekleştireceğiz. Ama yarı dönem olduğu için bu yıl toplam 250 ton ürün alacağımızı hesaplıyoruz.

Sonrası için tam bir hedef belirlemedik ama 5 yıl sonra Türkiye'nin yüzlerce yerinde seralarımız olacağını söyleyebilirim.

- Kendiniz mi kuracaksınız?

Hayır, bizim tek bir seramız var, o da Osmaniye'de. Bunun dışındaki tüm seraları işletmecilere vereceğiz. Biz bu teknolojinin kullanım hakkını satıyoruz, üretici olmayacağız, yeni sera açmayacağız.

- Nasıl bir model olacak?

Girişimciler bize başvurup sera kurmak isteyeceklerini söyleyecek. Ama en az 10 dönüm olması lazım. Biz de elimizde teknoloji ile bu seraları kurup anahtar teslim işletmeciye vereceğiz. Onlar sadece üretecek, ondan sonra da o günkü hal fiyatı üzerinden bize satacak. Biz bunun satış ve pazarlamasını da yapacağız. Yani onların tek işi üretmek olacak. Zaten bu durum yüzde 95'inin çok hoşuna gidiyor.

- Şimdiye kadar kaç başvuru geldi?

Şu ana kadar 3 bine yakın başvuru geldi. Ama biz hepsini dondurduk, nihai seramız bitsin ondan sonra dedik.

- Yurtdışından talep var mı?

Yurtdışından çok talep var ama biz birkaç yıl Türkiye'de kalacağız. Adını tam koyamıyoruz ama birkaç yıl diyelim...

- Bu işin ortalama maliyeti nedir?

İşletmeciler için 7 farklı iş modelimiz var ama 10 dönüm için ortalama rakamın 2.5 milyon TL olduğunu söyleyebilirim.

- Çiftçilere çok hitap etmiyor galiba...

Evet, çiftçiler istemiyor genelde. Çünkü ellerindeki imkanlar müsait değil. 'Kravatlı çiftçiler' diyorlar ya bize daha çok onlar geliyor. Mesela daha önceden tekstil işi inşaat işi yapmış insanlar. Bu modelin çiftçilerden çok iş dünyasına hitap ettiğini söyleyebilirim.

- Ne kadar ürün alınıyor?

1 yılda 1 dönümden 80 tonun üzerine çıkmaya çalışacağız. Aslında deneme üretimilerinde bunu başardık da, 80 tonu geçtik. Normal bir serada ise alacağınız ürün 30-35 tondur.

- Buradaki nihai hedef nedir?

Biz ülkemizden çıkmış en güçlü tarım markasını oluşturmak istiyoruz. Çok büyük hacimli üretim yapacağız ve bir Türk markası oluşturacağız.

- Nasıl olacak bu?

Birincisi, dünyada Türkiye'nin topraklarının kirli olduğu ile ilgili bir algı yok ve bu çok çok önemli. Ne olur bu fırsatı bozmayalım. Çünkü 'topraklar kirli' algısı tüm hesapları bozar. Yaş sebze ve meyvede Türkiye'nin çağrışımı ve ihracat kabiliyeti çok iyi. Mesela Avrupa'nın algısı sıfır, çok kötü. Hızlı büyüme ve hızlı tüketim ihtiyacını karşılayabilmek adına bu bedeli ödediler.

İkincisi çok güzel bir jeopolitik pozisyonumuz var. Kuzeyde muazzam bir Rus pazarı var ve oralar tarıma elverişli değil. Tüm AB ülkeleri tarım kabiliyetini kaybetti. Aşağıda Suriye bölgesindeki iklim de tarıma çok uygun değil. Dolayısıyla biz ihracat potansiyeli çok yüksek olan bir yerdeyiz. Politik anlamda da komşu ülkelerle iletişim çok iyi. Artık 'ben Türk ürünü almam' diyen bir bağnazlık kalmadı. /images/100/0x0/55ea6203f018fbb8f87c594c

Üçüncüsü, çok iddialı bir teknolojiye sahibiz. Dördüncüsü de biz tohumdaki lezzeti açığa çıkardık. Serada 50'den fazla başlıkta optimizasyon sağlayarak lezzet, koku ve görsellik noktasında çok iyi bir yere ulaştık. Son olarak da raf ömrü. Normal domatesin iki kata yakın raf ömrü sağladık.

İşte bütün bunlar bizim yaş sebze ve meyvede bir marka çıkaracağımız algısını ortaya koyuyor. Biz markaya çok yatırım yapmamız ve çok para ayırmamız gerektiğinin de farkındayız. Çünkü sadece Türkiye değil asıl olarak dünya var. Tüm bu marka yatırımlarına 100 dönümü geçtikten sonra başlayacağız.

- Tüm bu geliştirme süreci ne kadar mal oldu?

Bizim bu domatesin araştırma ve geliştirmesi için harcadığımız para 5 milyon doları geçti.

- Ürünler nerede satılacak?

Bizim burada asıl hedefimiz ihracat. Mesela şimdiden Frankfurt ve Moskova hali bizimle irtibata geçti ve oralara ürün göndereceğiz. Türkiye'de birkaç organize perakende zincirinde satacağız. Ayrıca marketlerin içinde reyon oluşturmayı düşünüyoruz. Bu bizim marka algımıza katkıda bulunacak. Pazarlarda satmayacağız.


YARIN: Uluslararası Teknoloji Birliği nedir? Türkiye neden tarımda ilerlemeli? Hangi sektörlere önem vermeliyiz? Japon JCR Dizayn'a hangi notu verdi? Dizayn borsaya girecek mi?

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı