Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Suçsuz suçlular

Mümtaz SOYSAL

Doğubeyazıt'taki Selçuk kalıntılarından bir fotoğraf. Sanatçı Şemsi Güner'in. Sabah'ın yazdığına göre, Louvre Müzesi'nde açılacak ‘‘İslam'ın Arkeolojik Değerleri’’ sergisinde Türkiye'yi gösterecek resimlerden biri.

Tepeleri karlı çıplak dağlardan oluşan çarpıcı bir geri plan üzerinde Selçuk mimarisinden güzel bir örnek.

Ama, o ne? Ön planda, duvarların ve eşsiz çizgili kapıların yakınında, moloz yığınlarını andırır taşlar. Belli ki, yıllar boyunca duvarlardan söküle söküle oralara serpilmiş. Çevre düzenlemesi yapılmadığı, tarihten miras bir güzelliği göze batmayacak bir çerçevede sunma çabası harcanmadığı görünüyor.

Fotoğrafçı ne yapsın? Onları çekmese, yapıtı gösteremeyecek.

Tek örnek bu mu? Her gün, eski ya da yeni, ince ruhlu insanların yarattığı güzellikleri seyrederken, gözünüze batan, zevkinizi bozan, estetik keyfinizi kaçıran hoyratlıklarla karşı karşıya gelmiyor musunuz?

Harika motifli mermer çeşmelerin yanıbaşına konmuş çöp sandıkları, huzurlu türbelere tutturulmuş çirkin tabelalar, nefes kesici görüntülerin önüne dikilmiş elektrik direkleri, tarih yüklü kervansarayların cephesinden sarkan telefon telleri...

Sorumlular kimlerdir? Yapılanı kim, ne zaman yapmıştır? Şimdi nerededir?

Bilinmez.

Çünkü, ceza kitaplarına, mevzuata göre suç işlememiştir.

Sabıka kayıtlarında adı bile geçmez.

Çok büyük olasılıkla, tertemiz bir hizmet sicili vardır. Çöp sandığının alımında, tabelaların yazılışında, elektrik direklerinin dikilişinde, telefon tellerinin çekilişinde on para haram yememiştir. Suçsuzdur.

Yeni Meclis salonunun yapılışındaki pahalı zevksizlik suçunu görmek için yolsuzluk iddialarının ortalığa dökülmesini mi beklemeliydik?

Şimdi, Holzmeister'in Üçüncü Reich mimarisi içinde sırıtan o cırtlak turuncu renkli gülünç salonun tam bir ‘‘Kitsch’’, yani sanat iddiasıyla ortaya konmuş bir çirkinlik anıtı olduğunu zevk sahibi her mimar söylüyor.

Tek şefli dönemin nutuklu toplantıları için düşünülmüş bir salonu gerçek parlamento geleneğinin klasik oturma biçimlerinden olan yarım dairemsi bir düzene çevirmek belki doğru bir düşünceydi. Daha doğru bir düşünce, şimdi kullanılan eski Senato salonunu biraz büyütmek ve eski Genel Kurul salonunu değiştirmeden törenli toplantılar için tutmak olsa da.

Neyse, kararlaştırılmış bir kere. Ama gerçekleştirilirken, daha uyumlu, yapının genel niteliğine ters düşmeyecek biçimde yapılması gerekmez miydi?

Ama, asıl soru şudur: Yolsuzluk iddiaları olmasaydı, bu ‘‘Kitsch cinayeti’’ soruşturmasız mı kalacaktı?

Moloz, çöp sandığı, türbe tabelası, elektrik direği ve telefon teli cinayetleri gibi?

Öyleyse, ‘‘Her toplum layık olduğu görüntüyü görür!’’ demek yanlış mıdır?













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI