Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Suçluların telaşı içindeler

Tufan TÜRENÇ

1950'li yılların sonları... İktidardaki Demokrat Parti ve Başbakan Menderes için işler hiç de iyi gitmiyor.

Ekonomi ve sosyal politikaları iflas eden Menderes Hükümeti, iktidarını sürdürebilmek için baskı rejimi kurmaya kalkıyor.

Muhalefeti ve basını baskı altına almak için ünlü Tahkikat Komisyonu'nu kuruyor.

Bu çılgınlık, zaten isyan halinde olan kamuoyu için bardağı taşıran damla oluyor.

Ana muhalefet partisi lideri İsmet Paşa o günlerde Meclis'te hırçın iktidar milletvekillerini uyarıyor ve tutulan yolun yanlış olduğunu uzun uzun anlatıyor.

Konuşmasının bir yerinde yıllarca belleklerden silinmeyen şu ünlü cümleyi söylüyor:

‘‘Sizi tarih kürsüsünden seyrediyorum. Suçluların telaşı içindesiniz.’’

Bugün, Refah Partisi'nin ve Tansu Çiller'in telaşlı çırpınışını izlerken insan rahmetli Paşa'nın Meclis'te yaptığı bu tarihi konuşmayı anımsıyor.

Tansu Çiller'in son günlerde terbiye sınırlarını da aşan sözlerini şimdilik bir kenara bırakalım.

Bugün, akıl almaz bir telaş içinde olan Erbakan ve arkadaşlarının durumunu irdelemeye çalışalım.

* * *

RP'nin kapatılması için dava açan Yargıtay Başsavcısı bu partiyi ‘‘Laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmekle’’ suçluyor.

Şimdi, inadına Refah'ın avukatlığını üstlenenler ellerini vicdanına koysun ve söylesin.

‘‘Hayır, Refah Partisi laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmedi. Bu, Başsavcı'nın mesnetsiz bir suçlamasıdır’’ diyebilirler mi?

Erbakan ve RP'liler dışında Türkiye'de yaşayan tarafsız ve dürüst hiçbir insan bunu iddia edemez.

Söylerse haksızlık etmiş olur.

Şunun için; Refah Partisi gerek muhalefette, gerek iktidarda laiklik karşıtı gösterilerin çoğunun doğrudan içinde olmadı mı?

Hemen hepsinin savunuculuğunu yapmadı mı?

Atatürk'e, laik demokratik Cumhuriyet'e küfür eden partilileri himaye etmedi mi?

Bütün parlamentoya ‘‘Pezevenk’’ diyen adama sadece göstermelik bir ceza vermedi mi?

Bu çağdışı adam, bu kitle tarafından hâlâ baş tacı edilmiyor mu?

Bunların dışında yurtiçinden ve yurtdışından toplanan paraların hesabını verebildi mi?

Seçimlerde parayla, altınla oy toplamadı mı?

* * *

Erbakan ve arkadaşları şimdi bütün bunları unutup kuzu postuna bürünmüş mağduru oynuyorlar.

Kapatılmamak için şeytanlıkla suçladıkları Batı'dan medet umuyorlar.

Akıllarınca bir de ince taktik uyguluyorlar.

Bu davayı ‘‘Siyasi’’ diye ilan edip Anayasa Mahkemesi'ni baskı altına almayı hayal ediyorlar.

Üstelik de bunu, yılların hukuk deneyiminden süzülüp gelmiş ve mesleklerinin zirvesine çıkmış Anayasa Mahkemesi üyelerinin yutmasını bekliyorlar.

Bu dava Türk demokrasisi için çok önemlidir.

Kimse telaşlanmasın, bu dava hukuki açıdan görülür ve anayasanın çiğnendiği kanatine varılırsa da parti kapatılır.

Sonra hemen yeni bir parti kurulur ve öteki partiler gibi yasaların sınırları içinde kalarak siyasal yaşamını sürdürür.

Yasaları çiğnerse o partinin de kapatılması gündeme gelir.

Hukuk devletinin kuralı budur. Hiçbir kişi ya da kuruluş, yasaları çiğneme hakkına sahip değildir.

Anayasa Mahkemesi'nin vereceği kararı şimdiden siyasal diye ilan etmenin sonuç üzerinde bir yararı olamaz.

Refah Partisi şu gerçeği kabul etsin, yapılan sağlıklı uyarılara kulaklarını tıkayıp bindiği dalı kesmeseydi bu durumlara düşmezdi.

X