Gündem Haberleri

    Suçlu aramak mı çare üretmek mi?

    Hürriyet Haber
    11.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Deniz SİPAHİEGE sanayisinin duayeni Selçuk Yaşar'ın ‘‘Mesaj 24’’ olarak yayınladığı kitapçığının başlığı ‘‘Ege'ye ne oldu?’’ şeklindeydi.Yaşar, ‘‘Ege'ye ne verilirse, ne yapılırsa azdır’’ diyor.Ama su tersine akıyor.İzmir, güç kaybediyor.İzmir, kan kaybediyor.İzmir'in milli gelir içindeki payı düşüyor.İzmir değil İstanbul'un, Anadolu kaplanları olarak bilinen şehirlerin bile gerisinde kalıyor.Selçuk Yaşar, hem TÜSİAD'ın hem de ESİAD'ın kurulmasında önderlik etmiş bir kişidir.Güçbirliklerini, dernekleri destekleyen insandır.Ancak TÜSİAD'ın Ankara'da gösterdiği etkiyi, ESİAD gösterememiştir.Sanayicimiz, tüccarımız, girişimcimiz lobi oluşturmak adına en ufak organizasyonu hayata geçirememiştir.Odalarımızın, derneklerimizin ‘‘Başkent çıkarması’’ olarak manşetlerden verilen ziyaretler de bir akşam yemeğinin ötesine gidememiştir.Gönül bağı ve fikirle yoğrulmuş birlikler, Yaşar'ın söylediği gibi dağılıp gitmiş; boşa geçen zamanın faturası da ağır olmuştur.Bakın Yaşar, ne diyor:‘‘Artık bir yerine beş çalışmalıyız. Yönetimi bugünün değil, yarının şartlarına göre düzenleme zamanı gelmiştir. Önce insan faktörüne bakmalıyız. Kapital bence, insan faktöründan sonra gelmelidir. İyi eğitilmiş, bilgilendirilmiş, atılımcı, politikacı, bakan insan kaynağınız yoksa sadece parayla bir yere varamazsınız...’’İlk'lerin diyarı İzmir'in nasıl bu duruma geldiğinin cevabı işte bu sözlerin içindedir.Beyin göçüne izin veren, tersine çevirmek için de çözüm üretmeyen bu koskoca kentin hazin bir çöküş öyküsüdür bu.Kabahat kimde?Yaşar'a göre birçok faktör alt alta geldi.Turgut Özal'ın Ege'ye yardım etmemesi, parlamentoya giden milletvekillerimizin bölgenin sorunlarını unutması, uluslararası krizler...*BENCE artık suçlu aramamak gerekiyor.İzmir'in geleceğini kazanabilmesi için önce geçmişin büyük bir bölümünü unutması gerekiyor.Yeni strateji anlayışına göre firmalar sadece mevcut sektörlerin sınırları içinde rekabet etmiyor, aynı zamanda geleceğin sektörlerinin yapısını da biçimlendirmek için rekabet ediyor.Günümüzde kastedilen ‘‘beyin’’ kavramı da; kollektif zekanın ve hayal gücünün bir birleşimi olarak karşımıza çıkıyor.İzmir geleceğini yeniden yaratmak zorundadır.Geleceği yaratmak ona yetişmeye çalışmaktan daha zordur ama yol haritasını yapma avantajı da yine bizim elimizdedir.Yaşar, güçbirliği çağrısını yineliyor.Bu samimi niyete sahip çıkmak ve somut adımlar atmak gerekiyor.İzmirliler olarak yarının fırsatlarını saptamak, değerlendirmek ve geleceğe götürecek yolculuğa hep beraber çıkmalıyız.Aksi halde her alanda görülen daralma ve küçülmeyi önleme şansımız ve zamanımız kalmayacaktır.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı