Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Su ve hamsi neyse Trabzonspor da o

    Hürriyet Haber
    12.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme: 12.02.2006 - 00:29

    Bütün kent Trabzonspor'la bütünleşmiş durumda. Hava, su, hamsi kadar önem verdikleri takımları yenilince her yeri kara bulutlar kaplıyor. Asbaşkan Sayitoğlu'na göre Trabzonspor kazanınca insanlar para harcarken bile daha cömert davranıyor.

    TRABZONSPOR, bu kent için hava kadar, su kadar, hatta hamsi kadar önemli. Trabzonspor’un galibiyetiyle seviniyor, mağlubiyetiyle üzülüyorlar. Hem de bütün bir kent olarak. Trabzonspor mağlup olduğu günler, kentte bazı dükkánlar açılmıyor, kentin üzerini kara bulutlar kaplıyor. Trabzonspor Asbaşkanı Haşim Sayitoğlu’na göre başarısızlıklar kentin havasını bozuyor:

    "Mağlup olduğumuz günlerin sonrasında kentte alışveriş bile tatlı değildir. İnsanlar somurtkandır. Para harcarken bile daha tutuk davranırlar. Ama iyi bir galibiyetten sonra daha cömerttirler, neşeli yaşarlar. Bu kent takımıyla özdeşleşmiştir. Futbol, iliğimize kadar işlemiştir."

    Avrupa’da bile algılananın tersine Rahip Santoro’nun ölümünden çok Trabzonspor’daki kurşunlama ve haraç olayları daha çok canını sıkmış Trabzonluların.

    Gerçi Santoro tam da Trabzonspor maçının başlamasından önce, insanların TV başına çekildiği bir saatte öldürülmüş; kara haber de Ankaragücü maçının devre arasında takıma ulaşmış. Hepsi galibiyete bile sevinemeden dönmüş Trabzon’a.

    Yine de büyük ihtimalle kent kısa sürede iki futbolcuya yönelik olaya geri dönecek. O olay, Santoro olayından daha çok konuşulacak.

    EN ÖNEMLİ SEKTÖR

    Trabzon’da futbolu en önemli "sektör" olarak görüyor Sayitoğlu. "Bana göre futbol en önemli fabrika" diyen Sayitoğlu, kurşunlama ve haraç olayına üzülmüş. Emniyet açısından da bir eksiklik olduğu inancında:

    "Zaman zaman ortaya çıkan olaylar emniyet güçleri tarafından çok dikkate alınmadı gibi veya birazcık göz ardı edildi. Belki istihbarat ağları mı tam gelişmedi, ne oldu bilemiyorum. Ama biraz daha kontrol edilebilse, bilgi erken alınabilmiş olsaydı bunların birçoğu yaşanmazdı."

    BURASI KÜÇÜK YER

    Sayitoğlu, neden bu olayın diğer futbolculara değil de sadece Fatih Tekke ve Gökdeniz Karadeniz’e yöneldiği sorusuna, "Aldıkları paralar her tarafta yazılıp söyleniyor" hatırlatmasıyla yanıt veriyor. Ardından ekliyor:

    "Gençlik hatası olarak bazı şeyler yapmış olabilirler. Ama ben ne Fatih’in, ne de Gökdeniz’in bu tür ilişkiler içinde olabileceğine inanmıyorum. Ama sonuçta küçük bir şehir. Bu arkadaşlarımız da bu şehirde doğdu büyüdü. Mahalleden, ilkokuldan arkadaşlarına ufak tefek yardım verme biçiminde olabilir. Ama bu boyutta ve illegal biçimde olamaz."

    Sayitoğlu böyle umutlu konuşadursun hálá kurşunlama zanlıları Hakan Süleyman ile Şenol Kaya yakalanamadı. Üstelik aradan günler geçti. İşin kötüsü Trabzon’da genel kanaat, polisin bu kişileri zaten yakalayamayacağı yolunda.

    DÖNÜM NOKTASI

    Sayitoğlu da kentte konuştuğumuz birçok insan gibi 1989’da Sarp sınır kapısının açılmasını dönüm noktası kabul ediyor:

    "Trabzon, kapının açılmasından sonra göç aldı. O insanlar kendilerine farklı bir yaşam tarzı bulmaya çalıştı. Bu yaşam tarzı da bazen meşru, bazen de gayri meşru yollardan beslendi. Zaman içinde o yollar tıkanınca o tarzı kendilerine model olarak alan kişiler şehirde bu problemleri doğurmaya başladılar."

    İKİ YÖNLÜ GÖÇ


    Bu noktada Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özen’in tespiti dikkate değer. "İnsanlar kolaycılığa alışmıştı. Alın teri ve emekle elde edilen gelirle epey fark vardı bu kazandıklarının arasında" diyor, yeniden o kolay para kazanma yollarını aradıklarına, bunun da sıkıntı yarattığına dikkat çekiyor.

    "Bavul ticaretinin kapanması Trabzon ekonomisine büyük darbe vurdu. Eski hareketlilik kalmadı" diyor Prof. Dr. Özen. Bir de o dönemde Trabzon’da iki yönlü göç olduğunu dile getiriyor. Bir yandan Trabzon’dan İstanbul’a ve diğer büyük kentlere göç olmuş. Bir yandan da komşu kentlerden Trabzon’a akın olmuş. Şimdi hareketlilik sonlanınca özellikle bu kesim, kentini bırakıp Trabzon’a gelenler tam anlamıyla yıkılmış. Asayiş olaylarının tırmanmasında bu insanların hüsranının da etkisi olmuş kuşkusuz.

    Yazık oldu bu çocuğa

    Trabzon’da birçok insan kentin fay hatlarının stres biriktirdiğini hissediyor, her gün endişeyle bekliyor. Biriken bu stres bu kez hangi olayla gün yüzüne çıkacak diye. Kentin söylentiler ağından oluşan gizli büyüsüne kapılanlar da var kuşkusuz. Onlar kendini akıntıya bırakmış öyle yaşıyor. Rahip Santoro’nun öldürülmesini sorduğunuzda "Yazık oldu çocuğa" diyorlar. Yakında M.Ali Ağca gibi "kahraman" sayanlar çıkarsa şaşırmamak gerekecek.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı