Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şu Med-TV davası...

Oktay EKŞİ

Türkiye'de bir sütun yazarı iseniz istediğiniz konuyu istediğiniz gün yazamazsınız. Çünkü bizim Greşam Kanunu hükmünü icra eder ve iyi haber, kötü haberi kovar.

Sonuçta o gün gelen yeni haber sizi yeni bir konuyu işlemeye zorlar.

Bu Med-TV konusu bizim için öyle oldu.

Bu televizyon kanalının PKK'ya ait olduğunu Abdullah Öcalan'ın savcılara verdiği ifadeden öğrenelim:

‘‘1990'dan sonra Türkiye'de özel televizyonlar büyük bir gelişme gösterdi. Biz de PKK olarak bu teknik imkándan yararlanıp yararlanamayacağımızı araştırdık. Neticede (...) lisansı İngiliz ITC bağımsız şirketinden (aslında bizim RTÜK benzeri kurumdan demek istiyor O.E.), uyduyu ise Fransa'dan temin ettik. (...) Med televizyonunda çalışan kişiler kendi adamlarımızdır. Bunlar bu televizyonda parasız gönüllü olarak çalışmaktadırlar. Med televizyonunu kurmaktaki birinci amacımız tabii PKK'nın siyasi görüşüne uygun propaganda yapmaktır (...)’’

Görüldüğü gibi ortada gizli saklı bir şey yok. Çünkü Öcalan her şeyi açık açık söylüyor.

Peki ama PKK, birçok ülke tarafından terör örgütü olarak tescil edilmiş durumda. Örneğin Belçika, İngiltere, Fransa bunlar arasında...

Şimdi soralım:

Eğer PKK onlara göre terör örgütü ise, bir terör örgütünün televizyon yayınları yapmasına nasıl izin veriyorlar?

Öyle ya... Radyo ve TV yayınları ‘‘lisansa’’ yani ‘‘izin almaya’’ bağlı. O nedenle bu istek, o devletin işine gelmezse yayın izni vermez.

Önce şunu tespit edelim: Demek ki bir terör örgütünün Türkiye hakkında düşmanca yayın yapması, buna izin veren devletlerin işine geliyor.

Diyelim ki örgüt teröre bulaşmış olabilir, ama yayın eğer şiddeti savunmuyorsa niçin izin vermesinler?

Doğrudur... Dünyada böyle bir anlayış giderek yayılıyor. Yani ‘‘şiddeti savunmadıkça veya halkı suç işlemeye teşvik etmedikçe bırakın herkes, her istediğini, her istediği araçla kitlelere duyursun’’ deniyor.

Deniyor ama Med TV öyle değil ki...

Nitekim Türkiye'nin, Fransa'nın, İngiltere'nin ve Belçika'nın imzaladığı Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'nin 7'nci maddesi ‘‘Şiddet eğilimini körükleyecek veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte (yayın) yapılamayacağını’’ hükme bağlamış. İlgili devletin buna aykırı uygulamalara izin vermemesini emretmiş.

Oysa bizzat Belçika'da yayınlanan Le Soir Gazetesi bile Med-TV'nin örneğin 20 Şubat 1999 günü ‘‘her türlü eylem için şiddet çağrımında bulunduğunu’’ açıkça yazdı. Yani söz konusu sözleşmenin çiğnendiği ortada.

Ama ‘‘terörle mücadele’’ fiyakasını kimseye kaptırmayan Avrupalı dostlarımız(!) hálá kıllarını kımıldatıp da karar vermediler. Bizzat kendilerinin de terör örgütü dedikleri PKK'ya destek verir hale gelmekten dolayı zerre kadar utanmadılar.

Oysa İngiltere gibi demokrasi şampiyonu bir ülke bile, daha birkaç sene öncesine kadar IRA'nın televizyon kurması bir yana, terörist sanılan bir kimsenin görüntüsünü ve sesini yayınlamayı dahi suç sayıyordu.

Bunları yazıyoruz... Yaptıklarının bilinmediğini sanmasınlar diye.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI