Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şu haspaya bak...

Oktay EKŞİ

Duydunuz mu DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in ne dediğini?

Milli Güvenlik Kurulu'nun 28 Şubat 1997 tarihli kararı üzerine kendisinin ‘‘Ya çıkacak! Ya çıkacak!’’ iddiasıyla sahiplendiği sekiz yıllık kesintisiz, zorunlu temel eğitim projesi var ya... Onun şimdi Mesut Yılmaz kabinesi tarafından gerçekleştirileceğini anlayınca, ihtimal kıskançlık krizi tutmuş olmalı ki:

‘‘Siz değil imam hatip okullarını, değil ezanları kısmayı, bütün camileri kapatsanız, bu millet yine gereğini yapar ve sonra sizden hesap sorar'' demiş.

Utanmazlığın da bir haddi vardır...

Bu ülkede ezanları kısmayı, camileri kapatmayı düşünen mi var?

Allah aşkına söyleyin: Bu hanım değil miydi kendisini ‘‘Atatürk'ün ürünü'' olarak takdim eden?

Bazı televizyon kanallarının 10 Nisan 1994 gecesi ‘‘Bosna'da katliam'' şeklinde asılsız bir haber yayınlamaları üzerine Ankara ve İstanbul'da gericiler tarafından yapılan yasadışı gösteriler üzerine:

‘‘PKK ve DEP (Demokrasi Partisi) Refah Partisi'ne destek verdi. Her ikisinin de amacı Türkiye'yi parçalamak. Ama bunu kesinlikle yapamayacaklar. Camiler ve imam hatip okulları Refah Partisi'nin eline geçmiş. Bu engellenecek'' (13 Nisan 1994 Gazeteler) diyen o zamanki Başbakan Tansu Çiller değil miydi?

Aslında biz, bu hanımın kişilik gradosunu daha önce anlamalıydık, ama alımlı bir kadın olması mı, aydın bir kişi gibi görünmesi mi, sizinle işi varsa, fevkalade zarif bir üslupla konuşması mı... Her neyse... İtiraf edelim ki pek çoğumuz boşa bastık.

Bu hanım şimdi sekiz yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitime karşı çıkıyor ve ‘‘bu yasayla tek tip adam yetiştireceğimizi, oysa böyle bir projenin Stalin döneminde bile uygulanamadığını'' söylüyor değil mi?

Oysa bu, 1 Şubat 1990 günü Washington yakınlarındaki Mariott Hotel'de yapılan ‘‘Türkiye'nin Amerikalı Dostları Derneği'' yıllık toplantısında:

‘‘Bana göre Türkiye'deki (temel) sorun ekonomik değil, sosyal alandadır. Sorun Türkiye'de İslamcı akımların dinamik bir şekilde ön plana çıkmaları ve Türk eğitim sisteminde dinci ve laik olmak üzere bir ikiliğin ortaya çıkmış olmasıdır.

Bunun sonucu Türkiye'de iki tür gençlik ortaya çıkmıştır. Biri liberal, Batı'ya dönük gençlik, diğeri ise İslamcı reformlar yapılmasını savunan gençlik... Bu iki kesimin çatışmaması mümkün değildir. Liberal gençlik, İslamcı gençlikle bir arada var olmayı kabul etmekle birlikte, bu esneklik İslamcı kesimde bulunmuyor. Bu durumdan İslamcı kesim kazançlı çıkacaktır.

Sorunun çözümü için devlet, tercihini hangi taraftan yana koyduğunu açıkça göstermelidir. Ancak bu yönde bir eğilim, bugün devlette görülmüyor'' diyen, yani iki ayrı zihniyette insan yetiştirilmesine haklı olarak karşı çıkan hanımdır.

Şimdi devlet tercihini açık bir şekilde Batı'ya dönük gençlik yetiştirme lehine koydu. Peki ya Tansu Hanım neyi tercih ediyor?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI