Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şu bizim Gülçin Telci

Emin ÇÖLAŞAN

Bugün canım siyaset yazmak istemiyor. Mide bulandıran çıkarcı ilişkilerle toplanan imzalar ve imzasını atmaktan korkan, ama imzacılara perde arkasından kurmaylık yapan, şimdi hepsi de Bay Erbakan'a hizmet vermekle yükümlü milletvekili akıl hocaları!.. Bunların tümünden bıktık artık.

Pisliğe bir dalıyoruz, çevremizdeki güzel şeyleri, güzel insanları unutuyoruz. Onlardan bir satırla bile olsun söz edemiyoruz.

Bugün siyaset yazmayacağım. Dünkü Meclis toplantısını yazı konusu yapmayacağım. Bugün size bir güzel insandan, bizim Gülçin Telci'den söz etmek istiyorum.

***

Hürriyet benim gazetem. Doğal olarak baştan sona okuduğum, hatta çıkacak haber ve yorumları bir gün öncesinde ekrandan okuduğum gazete. Burada itiraf edeyim, gazetede bazı yazarları pek okumam, bazılarını çok dikkatle okurum.

Ama aralarında biri vardır ki, haftada iki gün, cumartesi ve pazar günleri yazar. Ne yazacağını bir hafta boyunca sabırsızlıkla beklerim.

Gülçin Telci.

Gün gelir, onu telefonla ararım...

‘‘Sevgilim, ne patlatıyorsun bu hafta...’’

İyi bir konu bulmuşsa zevkten dört köşe olmuştur. Hemen anlatmaya başlar:

‘‘Sevgilim çok güzel bir şey var... Falancanın inanılmaz bir rezaletini yakaladım. Onu yazıyorum.’’

Ya da bize, Ankara bürosuna o telefon eder:

‘‘Çocuklar, ben şöyle bir yazı yazıyorum. Şu yönünü benim için araştırın, belge bulun.’’

Bütün büro Gülçin için seferber olur...

Çünkü Gülçin Telci, hepimizin sevgilisidir.

***

Ben, yüreği Gülçin kadar gazetecilik aşkıyla, gazetecilik coşkusuyla atan ikinci bir kimse görmedim. Acayip bir şeydir. Yazdığı o haberle karışık yorumları nereden alır, nasıl bulur, aklımın almadığı bir şeydir.

Bazen Ankara'ya geldiğinde o pıtı pıtı yürüyüşüne takılıp arkasından bakarım ve yüzüne karşı da ‘‘Helal olsun kız sana. Sende mangal gibi yürek var’’ derim.

Onunla sohbet zevktir, keyiftir.

Önümüze bilmediğimiz dünyaların kapılarını açar. Bana sorarsanız Gülçin, sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin muhtarıdır. Tanımadığı kimse yoktur. Tanımanın ötesinde, onların içyüzünü, ciğerinin içini bilir.

Bunca bilgiyi nereden aldığını hep düşünürüm.

Hele İstanbul kaymak tabakasında dönen dümenleri, pislikleri, kimin nereden nasıl götürdüğünü avucunun içi gibi bilir ve kesin bildiği şeyi de korkmadan yazar.

Biz nice ‘‘erkek’’ gazeteciler gördük ki, bildiğini yazmaktan korkar!.. Ya da yazmadan önce işin hesabını yapar!.. Çünkü geçmişleri temiz değildir.

O zaman ‘‘O bana dedi ki, ben ona dedim ki’’ muhabbeti, yazı konusu olur. Çünkü o anlı şanlı köşe yazarlarından pek çoğunun bir perde arkası hesabı vardır. Kimsenin üzerine gidemezler. Gittikleri anda, geçmişteki pisliklerinin ortaya çıkarılacağını bilirler.

İşte, Gülçin Telci bunun için yüreklidir.

Korkmadan yazar...

Çünkü lekesizdir, temizdir, kimsenin adamı olmamıştır.

***

Bundan birkaç ay önce Ankara'ya gelmişti. Yazısını bizim bürodan geçmiş. Ekranda okuyorum. Yazıişlerine bir not koymuş:

‘‘Biz Emin Çölaşan'la burada bir resim çektirmiştik. Filmi İstanbul'a göndermişler. Yarın benim köşemde o resmi kullanmanızı rica ediyorum.’’

Ertesi gün köşesinde bizim sarmaş dolaş bir resmimiz çıktı. Gazetenin bir kutlamasında çektirmiştik.

Gülçin'in bu jesti beni nasıl duygulandırmıştı.

Ben görmedim, Sedat Ergin ve Çiğdem Toker söylediler. O resim şimdi evinde, televizyonun üzerinde duruyormuş.

***

Köşe yazarı olmak günümüzde çok kolaylaştı. Öyle köşe yazarları var ki, ülkenin en büyük ve saygın gazetelerine bile bir günde paraşütle iniyorlar!

Bir bakıyorsunuz, ismini cismini duymadığınız biri, günün birinde ‘‘köşe yazarı’’ olarak karşınıza çıkmış!

‘‘Allah Allah yav, bu kim? Nereden çıktı? Kimin torpili? Hangi dengelerle köşe yazarı yapıldı?’’ diye kendi kendinize soruyorsunuz. Yanıtını bulamayınca gazeteci arkadaşlarınıza danışıyorsunuz, ama hiç kimse olup biteni anlamıyor.

Ya da bir başkası, suya sabuna dokunmadan yazılar yazıyor. Her gün fıkra anlatıyor, başından geçenleri hikáye ediyor, üç beş ahkám kesip kilometre dolduruyor.

İçlerinde konuştuğunu yazmaktan korkmayan ve ‘‘Al sana yürekli köşe yazarı’’ diyebileceğiniz o kadar az insan var ki!..

Onlardan biri Gülçin Telci. Gerçek bir basın emekçisi, çilekeşi.

Bizim meslekte mert, yürekli, korkmayan, düzgün yazan, yazarken kişisel hesap yapmayan gazeteciler istiyorum. Öylelerine saygı ve sevgi duyuyorum.

Medyada Gülçin Telci gibi 30 köşe yazarı olsaydı, Türkiye'de çok şey daha güzel olurdu.

***

(Emin Çölaşan'ın notu: Bu yazıyı yazdıktan sonra Gülçin'in annesinin dün vefat ettiğini ögrendim. Allah rahmet eylesin. Gülçin'e başsağlığı ve sabır diliyorum.)



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI