Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şu Açıkhava meselesi...

Açıkhava’da geçtiğimiz hafta verdiğimiz konserde teknik bir talihsizlik yaşadık.

Bunun üzerine o kadar yazılıp çizildi, yorumlar yapıldı ki olayı bir de benden dinleyin.
Bir teknik problemdi yaşadığımız...
Bir talihsizlik...
Bir iş kazası...
Adına ne derseniz deyin ama bilenin de bilmeyenin de yorum yapması üzüyor beni.
Şarkıları playback okuduğumu yazanlar bile oldu...
Bu tür konserlerde bütün dünyada, bütün sanatçıların kullandığı bir yöntem vardır; adına “half playback” denen...
Benim de kullandığım, diğer Türk şarkıcıların da Açıkhava konserlerinde kullandığı bir yöntem bu...
Sadece bizim mi?
Dünyadaki starlar da aynı şeyi yapıyor, konserlerini izlediğimiz Madonna’dan Beyonce’a pek çok isim bu yöntemi kullanıyor.
Nedir half playback?
Banttan yayınlanan şarkının alt yapısı üzerine orkestra çalar ve sanatçı seslendirir.
Yani playback denilen, sanatçının sadece ağzını oynattığı yöntemle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Half playback’te sanatçı şarkısını söyler...
Bunu lütfen böyle bilelim.
Pek çok Türk sanatçısı gibi bizim de Açıkhava’da yaptığımız bundan ibaretti...
Ancak banttan yayınlanan altyapıyla orkestranın çaldığı müzik benim kulağıma farklı düzeylerde ulaştı...
Bir sanatçı için en zor durumlardan biridir, neredeyse şarkı söylemesi imkansızlaşır...
Dediğim gibi tamamen teknik bir problem.
Ben de sahnede buna tepki gösterdim.
Prompter meselesine gelince, bunu kullanmaktan daha doğal ne olabilir.
Önümde şarkı sözlerinin olması, benim seyircime olan sorumluluğumun bir parçasıdır.
Bu tür konserler bir istek parçası, spontane gelişen bir şarkıya açıktır...
Seyircime mahcup olmaktansa önümde prompter olmasını tercih ederim ben...
Açıkhava’da yaşananlar benim açımdan böyleydi.
Ama bana o konserden geriye ne kaldı diye sorarsanız, bunların hiçbiri değil...
Yine binlerce insanın hıncahınç Açıkhava’yı doldurması, hep birlikte şarkılar söylememiz, eğlenmemiz, güzel bir gece geçirmemiz...
Yeni konserlerde görüşmek üzere...

Bu kıyı mı, karşı kıyı mı?

Yaz sezonunun son tatilini Yunan sahillerinde geçirdim...
Bir grup arkadaş tekneyle Yunan adalarını gezdik, yedik içtik...
Bizim bu tarafa göre çok daha ucuz olduğu kesin.
Ekonomik krizin etkileri her alanda hâlâ gösteriyor kendini.
Ama bana derseniz ki, hangi kıyı daha güzel...
Tereddütsüz yanıt veririm; Ege’nin bu yakası.
Elbette herkese kendi vatanı güzel.
Ama bir yandan da gözle görülen bir fark var.
Yunan adaları turizm cennetiyse, Türk kıyıları cennetin en güzel köşesidir.

Bol reytingler...

Televizyonlarda yeni sezon başladı...
Ben öyle oturup da her diziyi seyreden biri değilim, her sezon bir-iki dizi gözüme kestirip takip etmeye çalışırım.
O da konserlerden, albümlerden fırsat kalırsa...
Muhteşem Yüzyıl yine bu dizilerden olacak sanıyorum.
Yeni sezonun merak ettiğim dizilerinin başında da Kayıp geliyor.
Bir de Fatih... Ama umarım dizi sektöründeki binlerce çalışanın, oyuncu arkadaşlarımın hiçbirinin emekleri feda olmaz...
Hepinizin reytingi bol olsun...

Bülent Hanım’a cevabımdır

Allah yolunuzu açık etsin...

X