"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Struma’yla yüzleşmek

Halit Kakınç’ın tartışmalar yaratan kitabı “Struma”yı okudum...

Struma bir insanlık dramıdır.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Romanya’dan köhne bir gemiyle yola çıkan 769 Yahudi’nin İstanbul açıklarında 72 gün boyunca mahsur kalması, motorsuz geminin daha sonra Karadeniz’e gönderilmesi ve Sovyet denizaltısının torpiliyle batırılması...
Tartışma da burada çıkıyor...
Türkiye, Ahırkapı açıklarında, yarım futbol sahası büyüklüğünde, motorları çalışmayan bir yüzer tabutta 72 gün boyunca aç biilaç mahsur kalan 769 insana yardım eli uzatamaz mıydı?
O dönemde henüz 15 yaşında bir çocuk olan İshak Alaton, babasıyla birlikte gemiye gizlice ekmek ve erzak götüren isimlerden...
O yüzden bu kitabı çok önemsedi İshak Alaton. Kitaba önsöz yazdı, tartışmaların içinde bizzat yer aldı, “Türkiye özür dilesin” çağrısında bulunduğu söylendi.
İtirazlar yükseldi...
“Struma için dönemin İngiltere’si, Romanya’sı, gemiyi torpille batıran Rusya’sı özür dilemiyor da Türkiye neden diliyor?” dendi.
Kitabı okurken insanlığın toptan özür dilemesi gerektiğini anlıyorsunuz... Çünkü tüm bu ülkelerin yaptığı bir insanlık suçudur.
Kaldı ki o dönemde Struma olayı tek değil... Yine Halit Kakınç’ın kitabında yer alıyor;
1938’de 1400 Yahudi’yi taşıyan Tigerhill gemisine İngilizler ateş açıyor, çok sayıda insan ölüyor.
1940’da Hayfa’ya çıkmayı başaran bir başka gemideki 600 Çekoslovak Yahudi’si, yine İngilizler tarafından sınır dışı edilerek perişan ediliyor.
Kasım 1940’ta Doğu Avrupa’dan kaçan 1800 Yahudi, Hayfa’ya çıkacakken, saçlarından sürüklenerek Patria adlı bir gemiye konuluyor ve Hint Okyanusu’nda bir adaya sürgüne gönderiliyor. O sırada gemi korkunç bir patlamayla batırılıyor.
Avusturya’dan kaçan 1700 Yahudi’yi taşıyan Atlantik gemisindekiler sınır dışı ediliyor, en kötü muamelelere tabi tutuluyorlar. Yani Struma ilk ve tek örnek değil.
Ama bizim gözümüzün önündeki en çarpıcı örnek.
İshak Alaton, geçenlerde Milliyet’te Miraç Zeynep Özkartal’a verdiği röportajda, “Neyin peşindesiniz?” sorusuna “Amacım özür diletmek değil.
Devlet adına işlenmiş cinayetlerin toplum tarafından bilinmesini istiyorum” demişti...
Buna katılıyorum.
Günahlarımızla, ayıplarımızla yüzleşmemiz gerek. Yüzleşmemek, üzerini örtmek yeni cinayetlere davetiye çıkarmak demek...
Struma da, dönemin zor koşulları içinde Türkiye’nin ayıbıdır.
Osmanlı döneminde Yahudilere kucak açmış olmak, İkinci Dünya Savaşı’nda 35 bin Yahudi’nin sağ salim Filistin’e göç etmesine imkan sağlamak bu ayıbı örtmez...Keşke Struma’daki insanları da ölüme terk etmeseydik.
Not: Kitabın bazı bölümlerindeki didaktik havayı hiç sevmedim, bazı bölümlerinde fazla taraflı duruyor. Ama “Struma” mutlaka okunmalı, hatta filmi de çekilmeli, geçmişimizle yüzleşmek için...
(Struma, Halit Kakınç, Destek Yayınevi, 231 sayfa)

Karaoğlan 10 milyon lira

Uzun süredir sesi soluğu çıkmayan TMC’nin sahibi Erol Avcı’yla karşılaştım geçenlerde. Neden dizi yapmadığını sordum, “Şimdilik sadece izliyorum, kim ne yapıyor diye bakıyorum” yanıtını verdi...
Bir-iki büyük proje varmış elinde ama “Hiç acelem yok” diyor.
Yeni reyting sistemi, dizi enflasyonu nedeniyle biraz TV sektöründen geri çekilmiş gibi...
Sinema yapacağını söyledi...
Çekimlerini tamamlanmak üzere olduğu “Karaoğlan”a 10 milyon lira harcamış.
Çok iddialı bir iş olduğunu söyledi. “Türkiye’nin Cesur Yürek’i olacak bu film” dedi.
“Sonra dizi olur mu Karaoğlan?” diye sordum... “Hayır. Eğer iyi izlenirse sinema filmi olarak üç-dört tane Karaoğlan çekeriz” dedi.

Gencebay konseri

Şu sıralar en çok satan albüm, ünlülerin Orhan Gencebay şarkılarını seslendirdiği Orhan Baba’ya saygı albümü...
Radyolarda da en çok bu şarkılar çalıyor...
Nasıl çalmasın; Sezen’inden Tarkan’ına, Ajda’sından Musti’sine, Ebru’sundan Yıldız’ına herkes bu albümde Orhan Gencebay’ın en sevilen şarkılarını seslendiriyor.
İşte bu albümün tanıtımı da yılın konseri olacak.
Belki de böyle bir konseri bir daha görmek mümkün olmayacak.
Çünkü albümde şarkıları seslendiren sanatçıların neredeyse tamamı o gece sahneye çıkarak Orhan Gencebay’ın şarkılarını seslendirecek.
Orhan Gencebay’a saygı albümünden sonra... Orhan Gencebay’a saygı gecesi...
Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak konser...
Henüz net değil ama 15-16 Ekim gibi bir tarih planlanıyor.

Gülse’nin heyecanı

Gülse Birsel yeni dönem için heyecanlı. Yeni reyting sisteminde “Yalan Dünya”nın nasıl çıkacağını merak ettiği için. “Merak etme, büyük dizilere bir şey olmuyor, her ölçümde üç aşağı beş yukarı aynı sonucu alıyorlar” dedim.
Her zamanki gibi bölüm yetiştirme telaşındaydı.
Çünkü yönetmen Jale Atabey Özberk’in rahatsızlığı nedeniyle çekimler aksamış üç-beş gün...
“İlk defa duyduğum bir rahatsızlık; tükürük bezlerinde taş oluşmuş” dedi Gülse ama önemli bir şey değilmiş, geçmiş.
Öyleyse Jale Atabey Özberk’e “Geçmiş olsun”, “Yalan Dünya” ekibine de “Yeni dönemde de yolunuz açık olsun” diyelim...

X