Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Stresin merkezi bulundu

    Hürriyet Haber
    25.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 25.04.1998 - 00:01

    Astımdan alerjiye, depresyondan Alzheimer'a kadar, birçok hastalığa yol açtığı tespit edilen stresi ortadan kaldırmak için yapılan çalışmalarda çok önemli başarılar elde ediliyor. Bunlardan sonuncusu, stresin beyindeki merkezinin bulunması. Stresin giderilmesi ulusal ekonomiler açısından da büyük önem taşıyor. ABD'deki hesaplara göre, insanların yaşadığı stres, bir yıl içinde 300 milyar dolarlık üretim kaybına neden olmakta. Almanya'da ise stresin bir yıl içinde verdiği zarar 60 milyar mark.

    Stres, aslında o kadar da kötü bir şey değil. Daha doğrusu, ‘‘Azı karar, çoğu zarar’’ diye tanımlanabilecek bir illet. Yüzbinlerce yıldır düşmanlarından kaçan insan ve hayvanların stres sayesinde hayatını kurtarabildiğini belirten Alman uzman Gerald Hüther, ‘‘Stres, insanın savunma mekanizmasını işletmek için düşünmeye vakit bulamadığı zamanlarda ortaya çıkan bir reaksiyondur. Stres, insanın bütün gücünü harekete geçirir. Savunma hücreleri alarm durumuna geçer’’ diyor.

    Göttingen Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Gerald Hüther'e göre bütün canlılar stres sayesinde ayakta kalabiliyor. İnsanın, stres yaşamadan korkularını yenebilmesi, hatta düşünüp hissetmesi, sevmesi ve dünyayı algılayabilmesi mümkün değil.

    Ancak stres aşırıya kaçtığı zaman tam bir illete dönüşüyor. Bugün batılı ülkelerde doktora başvuranların üçte ikisi, ya stres ya da stresin yol açtığı hastalıklardan mustarip durumda. İşte bu nedenle stres, üretim kaybına neden oluyor ve dolayısıyla ulusal ekonomilere büyük zarar veriyor.

    YENİ BAŞARILAR

    Stresi yenebilmek için yıllardır uğraş veren araştırmacılar, stresin beyindeki merkezini keşfederek önemli bir aşama kaydettiler. Bu ay başlarında Bristol'de yapılan tıbbi kongrede açıklanan bilgilere göre stres reaksiyonunun çıkış noktası, beynin içinde ceviz büyüklüğünde bir bölge olan ‘‘hipotalamus’’ta bulunuyor. Bu bölgedeki sinir hücreleri, istenmeyen bir durum halinde ‘‘corticotropin’’ (Crh) hormonu salgılıyor. Bu hormon da ‘‘adrenocorticotrope’’ (ACHT) adlı başka bir hormonun salgılanmasına yol açıyor. Bu hormon, kana karışarak böbreküstü bezlerine akın ediyor. Böbreküstü bezleri, adrenalin ve cortisol hormonları üretmeye, yağ hücreleri de şeker püskürtmeye başlıyor. Kalp atışları hızlanıyor, kaslara enerji aktarımının sağlanması için kan basıncı yükseliyor. İşte böyle durumlarda insan ne seks, ne de sindirim için fırsat bulabiliyor. Ancak tehlike geçtikten sonra vücut frene basıyor, adrenalin ile birlikte üretilen cortisol beyindeki merkezine geri dönüyor. Alarm durumu sona eriyor.

    Stres nöbetinde ortaya çıkan enerji, sübap görevi görebilecek bir çıkış noktası bulamadığı zaman ise problem başlıyor. Sinir hücreleri zarar görebiliyor, kalp krizi ve epilepsi nöbeti gibi tehlikeler ortaya çıkabiliyor. Bilim adamları, şimdi bu bulgular sayesinde, hormonları dengeleyici tedavilerle stresin üstesinden daha rahat gelinebileceği belirtiliyorlar.

    Vücutta zincirleme reaksiyon

    Strese neden olan bir olay sırasında hipotalamus CRH hormonunu serbest bırakıyor. CRH, hipofiz bezini ACTH hormonunu oluşturması için uyarıyor. Bu da kan dolaşımı aracılığıyla böbreküstü bezlerine ulaşıyor. Üretilen adrenalin ve cortisol da boyunaltı bezleri (timüs), dalak ve kemik iliğindeki savunma hücrelerini faaliyete geçiriyor. Daha sonra da cortisol çıkış noktasındaki reaksiyonu frenliyor.






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı