Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Stratejik derinlik masalıyla uyutulduk

    Hürriyet Haber
    29 Temmuz 2012 - 00:00Son Güncelleme : 29 Temmuz 2012 - 00:22

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin Suriye sürecinde izlediği politikayı “Türkiye basiretsiz, beceriksiz, liyakatsız bir kadro tarafından stratejik derinlik masallarıyla uyutularak derin bir çukura itildi” diye eleştirdi.

    CHP’nin 34’üncü Olağan Kurultayı’nda seçilen Parti Meclisi’nin ilk toplantısında Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

    En çok zarar gören ülkeyiz

    Suriye’nin etnik ve mezhep çatışmasına doğru sürüklenmesi bütün bölgede yeni bölünmelerin ve sonu gelmez bir kaosun yolunu açacak. Bu süreçte en çok zarar gören ülkelerin başında Türkiye’nin geleceğini defalarca dile getirdik. Geldiğimiz noktada kim kârlı çıktı? Türkiye mi kârlı çıktı?

    Batağa saplanırsınız

    Bir uçağımız Akdeniz’in derin sularında, 2 pilotumuzu şehit verdik. TIR’larımız yakıldı, yağmalandı, sınırlarımız kapatıldı, ekonomik olarak en azından bölge insanı zor duruma düştü. Suriye dostumuzdu, düşmanımız oldu. Suriye kan gölüne döndü. Her gün onlarca kişi yaşamını yitiriyor, adeta bir savaş var. Ciddi ve yakın bir bölünme tehlikesiyle karşı karşıya. Suriye mi kârlı çıktı? Hayır. Türkiye ile Suriye’nin kaybettiği bu süreçte kimler kârlı çıktı? Dış politikayı başka ülkelerin kârlı çıkacağı bir sürecin üzerine oturtursanız, batağa saplanırsınız.

    Erdoğan’ın sözleri

    Sayın Başbakan’ın dönemin ABD Başkanı George W. Bush’la yaptığı görüşmenin 16 Haziran 2005 tarihli gazetelere yansıyan haberlerini paylaşmak istiyorum. Sayın Başbakan görüşmede, ‘Esad Suriye’de liderlik yapabilme kapasitesine sahip en iyi isim. Esad’a yardımcı olup sistemi değiştirmek, hem bölge hem de dünya için çok doğru bir yol... Suriye’yi Esad’a yardımcı olarak demokratik ve barışçı bir ülke haline getirebiliriz’ diyor. Bu sözlerin altına sadece ben değil, bu ülkedeki bütün yurttaşlarımızın imza atacağını düşünüyorum. Bir yıl sonra bu tabloda kısmen bir değişim oluyor. 6 Temmuz 2006. ABD’nin o dönem Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Başbakan Erdoğan’ın başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nu Şam’a, İsrail ve ABD’nin isteği üzerine gönderdiğini açıklayarak, Kendisinin bu girişimine teşekkür ederiz’ diyor. Buradan nereye geldik?

    Bağnazlığa yer yok

    Her ülkenin dış politikasını kendi ulusal çıkarları üzerine oturtması temel bir kural. Dış politikada duygusallığa, bağnazlığa, inatçılığa, başka ülkelerin taşeronu olmaya, tepki dürtüsüyle yola çıkmaya, blöfe, ideolojik körlüğe yer yoktur. Hâlâ bütün bu gelişmelerden sonra hükümet acaba aklını başına almayı düşünüyor mu? Bugün halkta derin bir endişe, derin bir kaygı var. Türkiye’nin hem irfanına hem sağduyusuna bir kez daha seslenmek isteriz. Türkiye taşeron ülke olmayı hak etmeyecek kadar büyük bir ülke.

    Çok ağrıma gidiyor

    Muhalefet partisinin en temel görevi hükümetin uyguladığı politikaların yanlışlığını ortaya koymak ve gerektiğinde alternatif politikalar üretmektir. Özellikle dış politikada CHP, uyarı görevini yapmazsa tarihe karşı sorumlu olur. O vebalin altından kendisini kurtaramaz. Dış politikada, ana muhalefet partisi lideri olarak, ‘Hep doğruları söyledik ve hep haklı çıktık’ demek benim ağırıma gidiyor.                                                                    

    PM’den Suriye bildirisi: Savaşa ‘Hayır’ istikrara ‘Evet’

    -  CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin 34’üncü Olağan Kurultayı’nda seçilen Parti Meclisi üyeleri dün Anıtkabir’i ziyaret etti. PM üyeleri, Atatürk ve İnönü’nün mezarlarına çelenk bıraktı. Daha sonra Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Parti Meclisi’nde Suriye bildirisi hazırlandı. Bildiri özetle şöyle:
    -  CHP Parti Meclisi Suriye’deki gelişmeleri artan bir kaygıyla izlemektedir. Halkımız savaşa karşıdır, Suriye halkının düşmanımız değil dostumuz olduğunu bilmektedir. İki ülke arasında gelişen olumsuzlukların ve gerginliğin Türkiye’ye veya Suriye’ye herhangi bir yarar sağlamadığını görmektedir. CHP PM, Türkiye tarafından şu hususlara mutlaka uyulması gerektiğine dikkat çeker:
    -  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olmadan tek taraflı herhangi bir müdahalede bulunmamalıdır.
    -  Karada, havada ve denizlerde cereyan edebilecek ve Türkiye’nin tepkisini gerektirebilecek durumlarda soğukkanlılık ve ölçülü davranmaya özen gösterilmelidir.
    -  Suriye’nin bağımsızlık, egemenlik, birlik ve toprak bütünlüğünün korunmasının vazgeçilmez bir koşul olduğunun ve bunlara zarar verecek her türlü gelişmeye Türkiye’nin karşı olduğu her ortamda vurgulanmalıdır.
    -  Suriye’nin geleceği, sadece Suriye halkı tarafından ve onların sahipleneceği siyasi süreçle belirlenmelidir.
    -  CHP, savaşa ‘hayır’ barışa ve istikrara ‘evet’ demekte, Suriye halkına dostluk elini uzatmakta ve bölgeye dışarıdan müdahalelere karşı çıkmaktadır.    

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı