Eğitim Haberleri

    STEM için öğretmenler takım çalışması yapmalı

    İbrahim Evren ÖZER - Fen bilimleri öğretmeni Hakkı Değer Ortaokulu /Kadıköy/İstanbul
    15.05.2017 - 09:05 | Son Güncelleme:

    Son yıllarda STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) eğitim yaklaşımının ön plana çıktığını ve bu alanda yapılan çalışmaların gün geçtikçe arttığını görüyoruz. Ülkemizde gerçekleştirilen kongre, konferans ve çalıştaylar gibi bilimsel toplantılarda STEM eğitimiyle ilgili fikir ayrılıkları olsa da bu alanda çalışan bilim insanlarının ortak görüşü “STEM eğitiminin disiplinlerarası bir yaklaşım olduğu” yönünde. STEM’in disiplinlerarası doğası gereği öğrencilerden beklendiği gibi öğretmenlerin de takım çalışması yapması gerekiyor.

    STEM yaklaşımı, problemin fark edilmesi ve ona birçok disiplinle çözüm aranmasını kapsayan bir süreci ifade ediyor. Başka bir ifadeyle tek bir disipline dayalı bilgi yerine disiplinlerarası bilgi ve becerileri evreni anlamada ve problemleri çözmede kullanabilme şeklinde tanımlanabilir.

    MEB’in (2017) son yayınladığı taslak Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı incelendiğinde dörtten sekizinci sınıfa kadar programa Fen ve Mühendislik Uygulamaları olarak bir ünite eklendiğini görüyoruz. STEM eğitimi kapsamında disiplinlerarası bilgi ve becerilerin birlikte kullanımına vurgu yapılsa da ülkemizde şu an için sadece fen bilimleri öğretim programında “Fen ve Mühendislik Uygulamaları” şeklinde yer alıyor. Bu durum bir sınırlılık olsa da olumlu bir girişim ve güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Ürüne dönük ve tasarım odağında gerçekleşen STEM eğitimi etkinlikleri, öğrencilerin işbirlikli gruplar halinde çalışmalarına fırsat veriyor ve öğrenme sürecine aktif katılımlarını sağlıyor. STEM eğitimi alanında yapılan bilimsel çalışmalar da; işbirlikli grup çalışmaları şeklinde gerçekleştirilen STEM etkinliklerine yönelik öğrencilerin; “Fikirlerimizi bir araya getirebiliyoruz, birbirimizden öğreniyoruz, takım olarak çalışma fırsatı buluyoruz ve birlikte daha iyi ürünler çıkarabiliyoruz” gibi olumlu yönde görüş belirttiklerini gösteriyor. İşbirlikli grup çalışması ya da fen bilimleri dersi öğretim programının beceri öğrenme alanında belirtildiği üzere takım çalışması günümüz öğrencilerinin sahip olmaları beklenen beceriler arasında yer alması açısından da ayrı bir önem taşıyor. Nitekim günümüzde artık başarıların büyük çoğunluğu bireysel olarak değil, takım çalışmasıyla elde ediliyor.

    ÖĞRETMEN YETERLİĞİ ÖNEMLİ

    STEM eğitiminde takım çalışmasına verilen önem sadece öğrenci boyutunda kalmamalı, politika yapıcılar, yönetici, öğretmen gibi diğer paydaşlar boyutunda da dikkate alınmalı. STEM eğitiminin hedeflendiği gibi başarılı olabilmesi için şüphesiz ki önemli faktörlerden biri, belki de en önemlisi öğretmen yeterliği. Öğretmenlerin STEM eğitimini etkili bir şekilde uygulamaya yönelik bilgi, beceri ve olumlu yönde tutuma sahip olmalarıyla birlikte STEM’in disiplinlerarası doğası gereği öğrencilerden beklendiği gibi öğretmenlerin de takım çalışması yapması gerekiyor. Peki olaya başka türlü bakabilir miyiz? Öğretmenin disiplinler arası olması yerine okul disiplinler arası olabilir mi?

    Dedim ya bir okul hayal ediyorum; bu okulda bir konunun nasıl işlendiğini hayal ederek yazıma devam edeceğim. Bu okulda öğretmenler seminer dönemlerinde bir araya gelerek öğretim programındaki konuları disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alarak kendi özgün programlarını hazırlıyorlar.

    BİR KONU HER ALANDA İŞLENEBİLİR Mİ?

    Bir örnekle devam edelim; Tarih öğretmeni Çanakkale Savaşı’na giriş yapıyor. Çeşitli görsellerle (fotoğraf, film, belgesel vb) ülkemizin içinde bulunduğu durumu birçok açıdan öğrencilerle birlikte ele alıyor. Öğrencilerin Çanakkale Savaşı’nda atalarımızın yaşadığı zorlukları fark etmesini sağlıyor. Kendi dersine devam ediyor. Fen bilimleri öğretmeni aynı hafta derse giriyor ve konuyu tahtaya yazıyor: Çanakkale Savaşı. Fen bilimlerinde böyle bir konu var mı? Bu okulda var, hayal benim değil mi? Görseller üzerinden Çanakkale Savaşı’nı inceliyorlar. Görsellerde hep aynı şey dikkat çekiyor, yokluk hat safhada, ağır savaş ve gıda malzemeleri kadın-erkek demeden kas gücüyle taşınmak zorunda. Burası problemin fark edilmesini beklediğimiz yer. Öğrencilerden beklenen ise bu probleme çözüm üretmeleri. Ağır savaş ve gıda malzemeleri nasıl daha kolay kaldırılabilir ve taşınabilir. Burada fen bilimleri adına basit makineler devreye giriyor. Öğrenciler birtakım deneyleri yaparak basit makine mantığını kavramaya çalışıyor ve mühendis gibi prototip çizerek, araç tasarımı yapıyor.

    Matematik öğretmeni derse giriyor, konu Çanakkale Savaşı, öğrenciler çizdikleri prototipleri en ince ayrıntısına kadar burada tekrar yapılandırıyor. Açılar, geometrik şekiller, oran orantı gibi birçok matematik konusu bu prototiple anlamlandırılarak hayata geçiriliyor. Maliyet gibi analizler yapılıyor.

    Bilgisayar ile teknoloji tasarım öğretmenleri, derse giriyor, konu Çanakkale Savaşı. Fen bilimleri ve matematik dersinde tasarladıkları prototipleri bu defa bilgisayarları kullanarak Tinkercat ve SketchUp gibi programlarla üç boyutlu hale getiriyorlar. Üç boyutlu (3D) yazıcılarla çıktı alarak prototipler ete kemiğe bürünüyor. İmkanlar yoksa basit malzemelerle prototip hayat buluyor.

    Türkçe öğretmeni derse giriyor, Çanakkale Savaşı’nın dönem ruhu, yaşanmış öykü ve destanlarla canlandırılıyor. Öğrenciler sanki o anı yaşıyormuşçasına öne çıkan kahramanlarımızın, belki de kendi hayallerindeki karakterlerin hikayelerini, öykülerini bu defa kendileri yazıyor. Cephedeki askerlere mektup yazıyor ya da cephedeki bir asker oluyor ve ailesine mektup yolluyor. Bir yazar gibi çalışıyorlar.

    Müzik öğretmeni savaşı ülkenin yaşadığı durum sosyal ve duygusal yönden ele alınarak zamanı yansıtan bir gösteri hazırlıyor. Türkçe dersinde Çanakkale Savaşı ile ilgili yazdığı bir öyküye, müzik dersinde fon müziği yapıyor. Resim dersinde savaşı her öğrenci istediği açıdan görsel hale getiriyor.

    İngilizce’de bir grup İngiliz oluyor, Türk ve İngiliz subayları arasında gerçekleşen bir diyalog yazıyor ve canlandırıyorlar. Beden eğitimi dersinde cepheler kurularak canlandırılması sağlanıyor.

    HER ÖĞRENCİ KENDİ KEŞİF YOLCULUĞUNA ÇIKABİLMELİ

    Sürecin sonunda bir gala yapılıyor, sadece veliler değil herkese kapılar açılıyor, öğrencilerin birçok eseri bir tema altında sergileniyor. Her ay ya da her dönem sonu gala yapılıyor ve bir temanın birçok açıdan ele alınması, temanın yaşanması ve yaşatılması sağlanıyor. O günü düşünmek bile heyecan veriyor, üreten öğrenciler… Bilemiyorum gerçekleşebilir mi ama her hücresine kadar yaşayan bir okul geliyor gözümün önüne.

    Konuların branşlar bazında ayrılması değil, ana temalar (Örneğin; Çanakkale Savaşı teması) altında bütünleşik olarak ele alınması. Konuların birçok teknikle ele alınarak işlenmesi öğrencilerin bir mühendis gibi sürece dönük çalışmalar yapmasını sağlamanın yanında her çocuğun kendini keşfetmesini sağlayacaktır. Bence en önemli nokta bu; her öğrencinin kendi keşif yolculuğuna çıkabilmesi, ben de varım diyebilmesi. Aynı zamanda okul içi etkileşim artacaktır, okulun tek vücut olmasını sağlayarak, öğretmenler ve öğrenciler arası etkileşime farklı bir boyut katacağını düşünüyorum. Okullardaki durgunluk yerini dinamizme bırakır mı? Ne dersiniz? Bu okulda çalışmak dileğiyle…

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı