Stadyumu başka kim doldurabilir

Gel de şu tespiti yapma:

Haberin Devamı

Memlekette lig maçları dışında koca stadyumu bir dinciler (bakınız geçen ay yapılan Fetih Gecesi), bir layt/koyu her tür fraksiyondan solcular (bakınız Grup Yorum konseri) bir de rock/metal müzik dinleyenler (bakınız Metallica konseri) doldurabiliyor.

Doldurulan stadyum belli, İnönü Stadyumu.

Bana yakın olduğu için her seferinde ne kadar dolup dolmadığına da şahidim.

Ama Metallica konserinde bir başka doldu taştı İnönü.

Aynı anda aynı hareketi aynı coşkuyla yapan, çoğunluğu siyah giyinmiş muhteşem kalabalığı/esasen bir insan tarlasını izledik o gece İnönü’de.

“İşte yurdumun yüzü batıya dönük güzel insanları” gibi klişelere sığınmak istemiyorum, ama bu coşku cidden görülmeliydi.

Bir ara Metallica’nın sahnesinden çok kalabalığın ritmine bakarak büyülendiğimi itiraf etmeliyim.

Şimdi en baştaki tespite geri dönüp siz tribündekilere sorayım:

Bu devirde bu şartlarda başka kimler doldurabilir bir stadyumu?

Dünyaca ünlü bir-iki ünlü star dışında, sanırım hiç kimse.

Keza organizatörler de dolduramayacak kişi için risk almaz istemez.

Keşke hangi müzik türünü dinlerse dinlesin, stadyum dolduracak potansiyel kitleler her daim böyle “istikrarlı” olabilse...

Kuruçeşme Arena’lara ya da küçük konser alanlarına sıkışıp kalmasa şarkıcılar.

Bizden kim doldurur peki stadyumu?

Akla tek bir isim geliyor tabii, Tarkan.

Tarkan’ın çok eskiden İnönü’de verdiği bir konseri anımsıyorum.

Şu an tekrar yapsa dolar mı?

Dolduramaz demek istemiyorum.

Keşke tekrar denese, keşke bir stadyum şovu yapsa...

Haberin Devamı

Defne, Eren, Okan ve çok uzaklarda bir Richard

Haşmet Babaoğlu yanılıyor, olayın her yanı niye rezillik olsun?

Bir kere Ayşe Arman iyi bir iş yaptı.

Sonuçta o konuşturan ve aktaran taraf.

Olay hakkında hiç yorum yapmadı. Taraf da tutmadı.

Konuşmayı tercih eden kişi ya da hakkında konuştukları rezil olabilir, bu bakış açısına göre...Ama onlar da rezil filan olmadılar; sadece geldiğimiz durumun, ruh halinin bir göstergesi gibiler.

Özel hayat değil de, röportajı bu açıdan okumak lazım.

Şahane bir “yıkım” röportajı olarak... 

İşinde gücünde, en iyi yerlerde kariyer sahibi, şehirli evli/bekar erkeklere bakarsanız nihayet bir erkek konuştu ve kadınların “ipliğini pazara çıkardı”.

Üst düzey bir bankacı arkadaşım mesela, “Oh be” dedi, “Kadınlar para bitti mi gider işte, bu kadar”.

Ama toplumun geneli böyle düşünmüyor tabii.

Talu’nun boşanmakta olduğu karısı hakkında söyledikleri, daha doğrusu bunu ifade ediş tarzı (kadın ne kadar aldatmış olursa olsun); “delikanlıca” bulunmuyor. Yani “erkekliğe sığmıyor”.

Meğer yıllardır ilişkilerin bu şekilde bitmesini engelleyen bu “erkekliğe sığmaz” otokontrolüymüş aslında.

Ama bakınız artık erkekler bu geleneksel otokontrolü bırakmış görünüyor.

Freni tutmayan araba gibiler, duvara toslamaktan korkmuyorlar. 

Okan Bayülgen’in, Eren Talu röportajının yayınlandığı gün programına konuk ettiği Defne Samyeli’ye konuyla ilgili açıkça hiçbir şey sormaması normal mi?

Bence değil.

Nitekim herkes o gece Okan’ın bir şey sormasını bekledi. Gündem buydu çünkü. Neden görmezden gelindi ki?

Klip Atlası

Haberin Devamı

KYLIE MINOGUE/ALL THE LOVERS
Keşke bizim klip yönetmenleri bu klibi de taklit etse!
Taksim Meydanı’nın ortasında mesela, bu klipte olduğu gibi sevişen insanlar görsek bir popella şarkıcımızın etrafında.
“Çalmış, kopyalamış, esinlenmiş” filan demeyiz bu kez, “hah olmuş” deriz bir kereliğine.
Çünkü bu klibin fikri güzel, fikri seksi, fikri limonata kıvamında serin ve hafif.
Fotoğrafçı Spencer Tunick’in kamuya açık dev alanlarda insanları çırılçıplak fotoğraflaması gibi, bu klipte de Kylie Minogue’un etrafındaki insanlar yığın halinde sevişmeye başlıyorlar.
Çok fazla ileri gitmeden. Ufak öpüşme ve dokunuşlarla.
Kylie Minogue da tanrıça kıvamında o sevişen yığının en tepesinde, “kuzucuklarının” sevişmesinden hoşnut “All The Lovers”ı şakıyor en kısık sesiyle.
Son karede yer alan beyaz güvercin uçurma klişesi dışında çok ama çok hoş bir klip.
Beğendim yani, 10 üzerinden sevişmeli bir 10 puan.

Haberin Devamı

Cratos’un sahibi kim?

Jennifer Lopez’i açılışına getirmesiyle konuşulmaya başlanan Kuzey Kıbrıs’taki Cratos Premium Oteli’nin sahipleri merak konusu oldu.

Sanılanın aksine otel yabancı ortaklı değil. Tamamen Türk işi.

Karadenizli inşaatçı bir aile, baba Utku Bozoğlu ile oğulları Murat ve Kemal yapmış oteli. Boz Grubu olarak biliniyormuş sektörde aile.

Yazarın Tüm Yazıları