« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Yerli hocalara çağrı: 'Lucescu'ya hayır ama...'

Lucescu’ya hayır ama peki siz niye Avrupa’ya gitmiyorsunuz ey yerli hocalar!

Kenan BAŞARAN
SON GÜNCELLEME

Rıza Çalımbay,  “Yabancı hocanın milli takım çalıştırmasına üzülüyorum. Yabancı hocalarımızı çok seviyorum ama onlar bizim hissettiğimiz milli duyguyu yaşayamaz. Milli duygu bambaşka bir şey. Oynarken gözlerimizden yaş akardı. Orası çok farklı bir yer. Yabancı-yerli arasındaki tek fark bu. Yoksa Lucescu çok kıymetli ve mükemmel işler yapmış bir teknik adam.”

Rıza Hoca’nın gözlerinin yaş aktığı zamanlar milli takımımız skor olarak bizi pek de sevinç gözyaşlarına boğmuyordu. Bir tek Tınaz Tırpan döneminde 1990 Dünya Kupası finallerine gitmeye yaklaşmıştık.

DEVRİMİ BİR ‘YABANCI’ BAŞLATTI
Sonrasında bir ‘yabancı’ geldi: Sepp Piontek... Bu ‘yabancı’, tüm memleketi tarayarak bir milli takım altyapısı oluşturdu. Ama A takımdan semeresini alamadı. Semeresini toplamak Fatih Terim’e düştü.

Belki de Çalımbay’ın dediği ‘milli duygu’ bu noktada devreye girdi: Yani ‘Hadi aslanım, hadi koçum’la beslenen milli duygu. Bunu Terim çok iyi yapabildiği için Piontek’in ektiklerini biçmeyi bildi. Piontek’in temellerini attığı milli altyapıdan Galatasaray da Fenerbahçe de faydalandı.

Bugün Lucescu, milli takımı Rusya’ya taşımayı başarırsa bir çok yerli hoca çıkıp “En büyük pay Fatih Terim’in” diyecek. Bundan eminim.

Yerli hocalar birbirlerini sadece karşı karşıya geldikleri maçlardan sonra ‘kırmızı kar’, ‘penaltı’ vs konularında eliştirir. Onun dışında futbol düzenine dair birbirlerine pek fazla ok fırlatmazlar.

KİMSE TERİM’İ ELEŞTİRMİYOR
Doğru düzgün bir yerli hoca da çıkıp “Fatih Terim, muazzam maaşlar ve ‘Türkiye Futbol Direktörü’ unvanıyla onca sene hiçbir iş yapmadı” diyemez.

Çünkü nasılki milli takımda bir ‘ağabey’lik müessesi varsa yerli hocalar arasında da böyle bir ‘ağabeylik’ düzeni var.

Güçlü olana kimse laf edemez.

Yerli hocalar milli takımın başında bir yabancı olmasından rahatsızlık duyuyorlar ama ben de Avrupa’nın kalburüstü liglerinde bir yerli hocanın bile olmamasından rahatsızım. Geçtim 5 büyük Avrupa ligini, Rusya’da, Portekiz’de, Bulgaristan’da, Slovakya’da, Letonya’da, Lüksemburg’da, San Marino’da bile bile yok.

Varsa yoksa Süper Lig ve TFF 1. Lig... Aynı isimler sıraya girmişçesine aynı takımlar arasında gidip geliyor. Sağlık sıhhat engeli çıkana kadar veya ‘hamili kart’ı kaybedene kadar aynı hocalarla dönüp duruyor çark.

Gide gide bir iki hoca Azerbaycan’a veya Arabistan’a falan gitti.

BAKKALLA BİLE GÖRÜŞÜYORLAR
Bizim sanayimiz için ‘montaj sanayi’ tabiri kullanılır. Futbolumuz da bir ‘montaj futbolu’dur. Ufku Türkiye sınırlı olan yerli teknik direktörlerimiz futbolda hangi icatta bulunmuşlar? Oyun sistemlerine nasıl katkıları olmuş? Taktiksel bir yenilikleri var mı? Antrenman bilimine bir yenilik getirmişler mi?

Genel olarak bir yerli hoca, tesislerdeki bahçıvanı da mutfaktaki aşçıyı da girişteki güvenlikçiyi de bir futbolcu gibi yönetmeye kalkar.

Misal Çaykur Rizespor’dan dün ayrılan Hikmet Karaman’ın rakipleri analiz eden yardımcısıyla görüşmeden önce, kapısında kuyruk olan kasap, manav, bakkal, çaycı,  muhasebeci vs ile saatlerce görüştüğünü öğrenmiştim.

Bu ‘fedakârlık’ değil, amatörlüktür aslında. Çünkü kontratlar yapılırken elleri sağlam değil. Bir çoğu sözleşmesine doğru düzgün tazminat maddesi bile koyduramaz.

Hep günübirlik planlarla yola çıkarlar. Maç maç ömürleri uzar veya kısalır. Evet, milli takımın başında yabancıdan önce bir yerli olmalı ancak Rıza Çalımbay’ın da Antalyaspor’dan sonraki durağı da illa bir yerli takım olmamalı. Biz de onu artık bir Avrupa takımının başında görmek istiyoruz. Elbet burada mesele sadece Çalımbay değil. Onun şahsında tüm yerli hocalaradır sözüm.

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz