GeriUğur MELEKE "Yenemiyorsan yenil" çağı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Yenemiyorsan yenil" çağı

Premier Lig'de beraberlik oranı yüzde 18'e gerilerken, bizim 29'da kalmamız acı verici.

Artık çağ dışı olan ‘yenemiyorsan yenilmeyeceksin abi’ söylemi, üç puanlı sistemde sizi küme düşürür. Zaten düşürdü de. Malatya 13 mağlubiyetle Avrupa’ya giderken, ‘yenemiyorsan yenilme’ci Bursaspor 11 mağlubiyetle küme düştü.

BAZI meşhur lakırdıların Türk futbolunun 20 yılını çaldığını söylesek, çok abartmış olmayız sanırım. “Penaltı penaltı gibi olacak abi” saçmalığı yüzünden bir nesil, ceza alanı içiyle dışında kuralların farklı olduğunu zannetti. Halen savaştığımız bir başka meşhur yanılgı da, “yenemiyorsan yenilmeyeceksin abi” söylemi. Bu çağdışı söylem, üç puanlı sistemde sizi küme düşürür. Zaten düşürdü de... Malatya 13 mağlubiyetle Avrupa’ya giderken, “yenemiyorsan yenilme”ci Bursaspor 11 yenilgiyle küme düştü! Premier Lig, 201819’da tarihinin en düşük beraberlik oranını yakalarken (yüzde 18), Süper Lig’de hâlâ 100 maçın 29’unun berabere bitmesi acı verici. Futboldaki en büyük devrimlerden biriydi, üç puanlı sisteme geçiş. Ve Süper Lig bu reformu en hızlı yapan turnuvalardan biri olduğu için her zaman gurur duyacağız dönemin TFF’siyle. Ancak 80’lerin sonundaki futbol yöneticilerimizin vizyonunun, otuz yıl sonra bazı teknik adamlarımızda olmaması acı verici. Premier Lig %18’lik beraberlik oranına gerilerken, biz yüzde 29’da kaldık, doğru. Ancak yine de şu detay umut verici: 17 beraberlik alan Aykut Kocaman, 16 alan Samet Aybaba ya da 10 beraberlikle şampiyonluğu kaptıran Abdullah Avcı jenerasyonunun arkasından gelenler onlar kadar tutucu değiller. Sergen Yalçın’ın Alanyaspor’u hem büyüklere karşı cesur top oynadı, hem de sezonu 8 beraberlikle tamamladı. Bülent Korkmaz’ın Antalya’sının beraberlik sayısı 6. Okan Buruk, ligin ikinci devresinde 5 beraberlik aldı. Ben, bu yeni antrenör neslinden umutluyum doğrusu.

SEZONUN ‘TOP 5’İ

1- 110 dakika süren maçlar: VAR incelemelerinin sabahtan akşama kadar sürmesiyle, artık hiç kimse 20:45’e randevu veremez oldu. O buluşma 21:15’e sarkıyor muhakkak!

2 Yüzünü tutup yere atlayanlar: VAR sonrası gelişen garip bir refleks. Omzuna darbe alan yüzünü tutup yere atladı bu sene.

3 Taçların bir türlü atılamaması: Hemen her oyuncunun taçta 3-5 metre kazanmaya çalışması, hakem uyarısı, oyuncunun geri dönüşü
ve kaybedilen zaman...

4-  Yerli kaleciler: Sezonun belki de tek sevindirici yönü. Mert Günok, Harun Tekin gibi olağan şüphelilerin yanına Uğurcan çakır, Gökhan Akkan, Altay Bayındır, Okan Kocuk gibilerinin de eklenmesi.

5-  Muslera’nın koleksiyonu: Uruguaylı kaleci, Türkiye’deki 8’inci yılında 13’üncü kupasını kaldırdı. 90’lar Hagi’li, 2000’ler Alex’li yıllardı. Galiba 2010’lar da Muslera’lı yıllar olarak kalacak hafızalarda.

HAFTANIN SORUSU

KASIMPAŞA mı daha iyi, Adana Demir mi? Göztepe mi, Gazişehir mi? Birinci lig play-offlarını izledikçe düşünmeden edemiyorum: Acaba Bundesliga gibi biz de play-out düzenleyip, mesela Süper Lig’in 14-15’incisini, birinci ligin 4-5’incileri ile mi karşılaştırsak.

HAFTANIN ÖNERİSİ

PERŞEMBE köşesinde yakındığım “Avrupa’da rotasyon” saçmalığına okurumuz Fatih Altay’dan bir çözüm önerisi geldi: “Yayın havuzundan yüzde 10’luk bir pay da Avrupa’da kazanılan puana göre dağıtılsın.” Rakam üstünde düşünülebilir ama bence hiç fena bir fikir değil.

TEK DEVRELiK PERFORMANS MODASI

ÖNCEKİ gün tamamladığımız 2018-19 sezonunun bir başka trendi de “tek devrelik performanslar” oldu. Ligin ilk yarısını şampiyonluk adayı olarak bitiren Kasımpaşa, 10 puan ve -18 averajla, ikinci devrenin sonuncusu oldu. Ligin ilk yarısını dipte bitiren Rize’yse, ikinci devreyi 29 puanla altıncı tamamladı. Son 3 sezondur ligin ilk yarısını lider bitiren Başakşehir, bu sezon ikinci devrenin dördüncüsü olabildi ancak. Ligin ilk yarısının kahramanları Diagne, Robinho, Trezeguet, Quaresma; ikinci devrede sahneyi Feghouli, Nwakaeme, Muriqi, Burak’a devrettiler. “Tek devrelik performans” modasını sadece sezon özelinde değil, müsabaka özelinde de ele almak mümkün. Galatasaray-Fenerbahçe, Beşiktaş-Fenerbahçe, Beşiktaş-Başakşehir gibi birçok büyük maçta, iki 45 dakikada birbirinden gece-gündüz kadar ayrık performanslar izledik. Bu sezonun sanırım en belirgin özelliği, sporcuların ve takımların, 90 dakikaya ya da sezonun geneline yayamadıkları performansları oldu. Kolay kolay hiç kimse büyük maçları ya da aylarca sezonu domine edemedi, iyi final yapan şampiyon oldu.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle