Keşfedilmemiş keşfedilmişler

Yusuf Şimşek ilk kez 32 yaşında milli oldu. Salvatore Schillaci, gol kralı olarak tamamladığı 1990 Dünya Kupası öncesi ulusal takımla sadece bir maça çıkmıştı.

Haberin Devamı

Luca Toni’nin de durumu çok farklı değil, o da sonradan kahramanı olacağı A milli formayı ancak 27 yaşında üstüne geçirebildi. 28’inde Fiorentina’ya, 30’unda Bayern Münih’e transfer oldu. Ben, Toni’nin kariyer çizgisini nedense hep biraz Tümer Metin’e benzetirim.

AZ FAYDALANIYORDUK

Tümer de Samsun’da parladığı günlerden itibaren büyük futbolcu olacağının izlerini taşıyordu. Hep büyük maç oyuncusuydu, ama Milli Takım’la sadece 16 eleme maçına çıkabildi. Milli Takımı tek başına sırtlayarak neredeyse Almanya’2006’ya götürecekti. Ama o meşhur Danimarka-Ukrayna-Arnavutluk golleri öncesi bir ‘keşfedilmemiş keşfedilmiş’ti adeta. Oradaydı, görüyorduk, biliyorduk, ama niyeyse Tümer’den az faydalanıyorduk!

BAŞKA TÜMER GİBİLER

Geçenlerde Tümer’in asist ve gollerinden bir koleksiyon izlerken geldi bu konu aklıma: Acaba bugün hayatımızda başka Tümerler var mı? Hangi keşfedilmiş futbolcular aslında tam anlamıyla keşfedilmedi; gerçek potansiyellerini tam anlamıyla bulamadı? Yerli ve yabancılardan tamamen sübjektif bir ‘gerçek potansiyelini henüz tam anlamıyla göremediklerimiz koleksiyonu’ yaptım bugün.

Haberin Devamı

GECİKMEK KADERİNDE VAR: ABDÜLKADİR PARMAK

26 yaşına gelmiş ve sadece 3 dakika milli formayı giyebilmiş bir futbolcu. Ama muhtemelen bu durum onu hiç mutsuz etmiyor, zira gecikmek Abdülkadir’in kaderinde var: Süper Lig’de de forma giyebilmek için 24 yaşına kadar beklemişti. İnsan bazen gerçekten hayret ediyor, yıllarca çeşitli Trabzonspor hocalarıyla kamp yapmış, yüzlerce idmana çıkmış bu kalitede bir adamın fark edilmesinin bu kadar geç kalması enteresan. Artık fark edildi, keşfedildi, oynuyor da. Ama bu kez de potansiyelinin tamamını yansıtmayı bekliyor Abdülkadir.

YILDIZLAR YOKKEN...

Bana sorarsanız, Trabzonspor kadrosundaki en kaliteli oyuncuların başında geliyor. UEFA Avrupa Ligi’nde Basel önünde Jose Sosa ve Anthony Nwakaeme gibi oyuncular sahada yokken hem liderlik özelliklerini, hem de yeteneğini göstermişti o gece. Ama yıldızlar sahada olunca, ona inisiyatif sırası gelmiyor sanki.

35 MİLYONLUK ŞAKA: LEROY SANE

Haberin Devamı

Sane'nin ismini şu sıralar transfer haberlerinde sıkça okuyoruz. Manchester City ile kontratının bitmesine 1 yıl kaldı. Sözleşme uzatmadı. Bayern Münih’in Sane’ye yıllardır süren bir ilgisi var. Ve bu yaz, kontratının da bir yılı kalmış olmasını değerlendirerek Sane’yi Bavyera’ya getirmek istiyorlar. Ancak Bayern’in Sane için 35 milyonluk bir teklif yaptığını okuyunca gözlerime inanamadım doğrusu. Son bir seneyi sakat geçiren Sane eğer eski Sane ise, bence önümüzdeki birkaç yıl içinde bir Altın Top adayı. Şu anda belki dünya üzerinde onun kadar iyi koşan oyuncular var ama onun kadar iyi duranı yok. Bir şanzıman şaheseri Sane... Birinci vitesten beşe değil, beşten bire geçerken büyülüyor. O yüzden de koşarken değil, dururken atıyor çalımı. City’nin Sane’yi 35’e satmaktansa, bir yıl daha oynatma kararı alacağına eminim ben.

Haberin Devamı

BİR DUYGUSAL YILDIZ: TYLER BOYD

Mazotu özgüven olan bir oyuncu. Etrafında yaşananlardan olağanüstü etkileniyor, bu duygusallığı performansına da olumsuz yansıyor. Bu yaz Gold Cup’ta Amerika formasıyla çeyrek final oynadığında oradaydım. Amerikalılar ona bayılıyorlar ve ‘sakin güç’ olarak tanımlıyorlardı. Amerika’dan Türkiye’ye büyük moralle geleceğini ve Beşiktaş’a beklenenin çok üstünde katkı yapacağını sanıyordum. Yanılmışım. Abdullah Avcı döneminde ortalıktan kayboldu adeta. Belli ki kendisine güvenildiğini hissetmedi. Sergen Yalçın’la beraber bir vites yükseltti, ama inanın iki vitesi daha var Boyd’un. Güvenildiğinde, sorumluluk verildiğinde neler yapabileceğini Ankaragücü’nde ve Amerika Milli Takımı’nda göstermişti. Amerika’nın kanat rotasyonunda Pulisic, Paul Arriola ve Kenny Saief gibi iyi oyuncuların olduğunu da not edelim buraya.

Haberin Devamı

BÜYÜK 6'LI DIŞINDAKİ EN İYİ ADAM: WILFRIED ZAHA

O da 27 yaşında... O da çoktan keşfedildi ve adı zaten Premier Lig’in iyileri arasında anılıyor. Ancak geçtiğimiz yaz Palace’ın onu Everton’a 70 milyona satmamasına Zaha’nın bozulmasına inanamadım doğrusu. Çünkü bence Zaha, Premier Lig’de top 6 (büyük altılı) dışında kalan en iyi oyuncu. Ya da en azından Adama Traore ve Felipe Anderson ile birlikte en iyi 3 oyuncudan biri. Ve top 6 takımdan hangisi Zaha’yı transfer ederse, ligin kaderine tesir edecek bence. Onu diğer kanat oyuncularından ayıran özellikleri, her rakibin üstüne gidecek cüreti olması, hiç çekinmemesi, sıkışan bir maçı tek bir an, tek bir fırsatta, topla orta saha çizgisinde buluşsa dahi değiştirebilme becerisi. Böyle bir oyuncunun hayalinin Everton değil, top 6 olması gerekir kesinlikle.

Yazarın Tüm Yazıları