« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Fransa'da yarı final oynarız ama

İngiltere Milli Takımı Teknik Direktörü Roy Hodgson 69 yaşında... İspanya Koçu Del Bosque 65, Portekizli Fernando Santos 62, Dünya şampiyonu Löw’le Hollandalı Blind de 55’i devirdiler artık.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Uğur Meleke

Uğur MELEKE

Tüm bu dev kadroların liderliğine böyle olgun ve tecrübeli teknik adamların tercih ediliyor oluşunun ortak bir sebebi var şüphesiz: Söz konusu ulusal takımların kadroları yıldızlarla dolu. Her biri sokakta büyük yıldız olan oyuncuları aynı çatı altında eşitlemek, hayat tecrübesiyle doğrudan ilintili bir meziyet. O yüzden de Hodgson’ların, Del Bosque’lerin, Santos’ların rolü, teknik-taktik detaylardan fazla insan yönetimiyle, küçük aksamlardan makine oluşturabilmekle ilgili daha çok...


Hele de artık yönettikleriniz 90’larda doğan gençlerse, onları ilkel yöntemlerle idare etmeye kalkmak imkânsız gibi. Hepsi birer pop star, hepsi sosyal medya aracılığıyla her gün onlarca hayran mesajı; haydi daha açık konuşalım, onlarca kadın hayran mesajı alan çocuklar. Özgüven patlaması yaşıyor her biri. Çünkü genç kadınlar tarafından beğenilmek onlara hak ettiklerinin çok üstünde bir özgüven pompalıyor sürekli. Ve Blind’in, Del Bosque’nin, Löw’ün rolü de onların ayaklarını tekrar yere bastırmak, milli takımın instagram’dan-twitter’dan başka kodları olduğunu hatırlatmak.


Yalnız Türkiye Milli Takımı’nın oyuncu profili anlamında İngiltere’ye-İspanya’ya-Almanya’ya göre garip bir dezavantajı var: Oradakiler zaten genelde büyük kulüplerin pozisyon oyuncuları. Hem kulüplerinde hem de ulusal takımda büyük bir dişlinin başarılı parçaları. Barcelonalı Pique’nin kulübündeki rolü ile ulusal takımdaki rolü çatışmıyor, aksine pekişiyor belki de. Benzer cümleleri Iniesta, Dele Alli, Pogba ya da Depay için de kurabilirsiniz şüphesiz. Almanya’nın-İspanya’nın-Fransa’nın Bayern Münih, Dortmund, Real Madrid, Barcelona, Juventus, Paris St.Germain gibi kulüplerden besleniyor olması hocaların işini kolaylaştırıyor son tahlilde.


BARÇA’DA ‘EŞiT’, MiLLi TAKIMDA ‘KRAL’


Oysa Türk Milli Takımı, çok farklı seviyelerdeki kulüplerden besleniyor, çok sayıda kulüp-ulusal takım rol çatışması içeren oyuncu içeriyor: Leverkusen’in saha içi lideri Hakan Çalhanoğlu, Türkiye formasıyla her maç kendini ispat etmeye çalışan küçük çocuklar gibi! Mainz’da her topu kullanan Yunus, milli takımda kendi pozisyonunda oynama şansı bile bulamadı henüz. Galatasaray’ın yıldızı Selçuk, Beşiktaş’ın yıldızı Oğuzhan, ulusal takımda görev adamı olmak zorundalar. Terazinin diğer tarafındaysa bir başka garip örnek var: Barcelona’da aldığı her dakikada Camp Nou’un güvenini kazanmak için basit oynamaya çalışan Arda, ulusal takımda krallık ilan etmiş durumda. Sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraflara şöyle bir göz gezdirirseniz söylemek istediğimi daha iyi anlayacaksınız: Birkaç gün önce Alves ve Bravo’yla kahve içtiği (eşitlendiği) için mutlu olan Arda, birkaç gün sonra Oğuzhan, Caner ve Ozan’la yer aldığı bir fotoğrafta bambaşka bir ruh hali gösterisi yapıyor: “Çok uyarınca gönül almaca kardeşlerim benim Oğuzhan ve Ozan...”


ÇALHANOĞLU DA LİDER OLABİLMELİ


Önceki hafta Alman ARD televizyonuna da gururla ifade ettim; Euro 2016’nın yarı finalinde (eğer birbirleriyle erken eşleşmezlerse) Almanya, Fransa, Belçika ve Türkiye’nin olabileceğine inanıyorum. Bu harika jenerasyonla harika bir turnuva geçirmemizin önündeki tek küçük engelse, bu rol çatışması halini normalleştirmemek olur. Arda, kaptanlık bandı takıyor olabilir, ama Oğuzhan ve Ozan ile kendini eşit hissetmek zorunda. Çalhanoğlu, 22 yaşında olabilir, lakin hak ediyorsa oyun içi liderliği ona verilmek zorunda. Hafta sonu Wolfsburg karşısında bir maestro izledim ben Bay Arena’da. Sadece duran toplarda değil, durmayanlarda da klas bir on numara. 200 milyon euroluk Bayer Leverkusen, Kiessling’li, Javi Hernandez’li, Bellarabi’li, Brandt’lı Almanya dördüncüsü saha içi liderliğini Çalhanoğlu’na verebiliyorsa, bu çocuk, ulusal takımda da kendini dış kapının dış mandalı hissetmemeli. Terim, ‘herkesin eşit, bazılarının daha eşit’ gözüktüğü bu garip ruh halini kaldırmalı. Milli takımda futbolcunun yaşına, oynadığı lige ve doğduğu ülkeye bakmaksızın tam bir eşitlik sağlanmalı.


Fransa 2016 için olağanüstü umutluyum ben. Ulusal imajımızı da değiştirebilecek pırıl pırıl çocuklardan kurulu harika bir takımla gidiyoruz Paris’e. Yeter ki roller çatışmasın, takımda 1 değil, 23 lider olsun. Çünkü yarı final de, final de oynayabilir 23 liderli bir takım...



Bunları da Beğenebilirsiniz