« Hürriyet.com.tr
MENÜ
Togan Karataş

Heurtel’e Teşekkürler!

EuroLeague’e 0-5’le başlayan Efes, kağıt üstünde yetenekli bir kadrosu olmasına rağmen takım kimyasında ve rol dağılımında problem yaşayan Barça’ya karşı var olma mücadelesini kazanmayı bildi. Bu galibiyet tarihin en kötü EuroLeague başlangıcını yapan takıma özgüven aşılayacaktır. (Efes’in en güçlü dönemlerinde dahi bu deplasmandan galibiyet çıkaramadığını unutmayalım.)

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Togan Karataş

Togan Karataş

Anadolu Efes İstanbul

Maça Adams – Ledo – Simon – Stimaç – Dunston beşiyle başlayan Efes, bu kadronun iyi yapabileceği isolation’ları (bire bir hücum) ve ribaund üstünlüğünü ilk çeyrekte oldukça efektif kullandı.  Barça maça dört numarası Moerman’dan bulduğu üçlükle başlamasına rağmen çeyrek boyunca pota döverken Ledo’nun ritim bulmasıyla Efes birden öne geçti. Dahası ekmeğini taştan çıkartan Stimaç ilk 10 dakikada iki pota altındaki ribaundları domine ederek fark yaratmayı başardı.

İkinci çeyrekte rotasyona giren Birkan ve McCollum aksamasına rağmen, Barça’nın Koponen dışında istikrarlı bir skorer üretememesi farkın 6-8 sayı bandının altına inmesine engel olurken Sito Alonso’nun da geçen sezonun en iyi savunmacısı ödülünü alan Hanga varken Ledo’yu Koponen’le eşleştirmesi işimize geldi. Ledo yüksek yüzdeli atmaya devam edip 15 sayı barajına gelirken Stimaç da çift hanelere çıkmıştı. Özellikle oyunun her iki tarafında Stimaç ve Dunston’ın insan üstü çabalarıyla geri adım atmayan Efes, hücumda alan paylaşımı problemi yaşamasına rağmen devreye 35-42 önde girmeyi başardı. Bu noktada Sito Alonso’nun sahayı enlemesine açma girişimleri (Claver ve Moerman ile) başarılı olamayınca Oriola ve Tomic’e dönmesi yani Perasoviç’in çift pivot tercihine ayak uydurması da ilk yarının ilginç noktalarından biriydi. (Bence tam da o noktada Alonso fikren mağlup oldu.)

Üçüncü çeyrekte ise Efes’in kısmen normale dönmesini (daha yüzdesiz şut atmasını) bekliyorduk. Nitekim öyle de oldu ve üçüncü çeyreğin bitimine iki dakika kala fark 4 sayıya kadar indi: 55-59. Ancak bu noktada imdadımıza Heurtel yetişti. Tek topa inmek üzere olan maçta yaptığı üst üste tercih hataları Efes’e ilaç gibi geldi. O kısa aralıkta 8-2 seri yakalayan Efes maçı tekrardan çift haneye çıkardı. (Bu noktada Heurtel’in kağıt üstünde takımın en iyi verimlilik puanı üreten oyuncularından biri olduğunu hatırlatalım. Ancak sahte verimlilik puanları, onun maçın kırılma anında yaptığı hataları maçı izleyenlerden gizleyemiyor. Heurtel tam olarak böyle bir oyuncu. İstatistik üretir ancak maçı rakip takım kazanır. Bu nedenle oyuncuları değerlendirirken basit istatistiklerden çok daha fazlasına bakmak gerekir.)

Son çeyrekte McCollum’un da ritim bulmasıyla farkı çift hanelerde tutmayı başaran Efes zorlu deplasmandan altın değerinde bir galibiyetle dönüyor. Dahası bunu yaparken oyuna hükmetmek takım için büyük bir kazanç. Efes adına parkede en verimli oynayan beş ise Ledo-McCollum-Muric-Motum-Stimac beşiydi. Bu ekip birlikte sadece 3 dakika oynamasına rağmen o aralıkta rakibine 8 sayı fark atmayı başardı.

Ancak şunları belirtmekte fayda var. Efes’in oyunu sürdürülebilir değil. Ledo ve McCollum her zaman bu kadar verimli olamaz. (Kaldı ki atılan 89 sayıya rağmen sadece 11 asist var.) Yine her rakip Stimaç&Dunston ikilisine karşı alanı açmada bu kadar problem yaşamayacaktır. Ayrıca son dakikaya 75-89 önde giren takımın 45 saniyede yediği 10-0’lık seri, net bir kırılganlık göstergesi.

Her şeye rağmen Efes’in yapı problemi devam ediyor. Takımın halen Brown’un alçak posttaki yaratıcılığı ile orta mesafe şut tehdidine ve tabanı belli olan, oyunu iki taraflı oynayabilen ve pas özellikli bir guarda ihtiyacı var. Dikkat ederseniz Adams-Ledo-McCollum üçlüsünün ajandasında penetre sonrası pas vermek yok. Bunu yapabilen tek oyuncu olan Simon’un da ciddi ayak yavaşlığı problemi var. Bunun yanında sanırım Perasoviç’in maç planı Adams ile başlayıp savunma direncini kısmen yukarda tutmak ve McCollum ile maç sonunda öldürücü darbeyi vurmak şeklinde kurgulanmış durumda. Ancak bu plan sadece Pressey ve Heurtel gibi savruk ve istikrarsız guardları olan takımlara karşı işleyebilir. Her ne kadar Adams, McCollum’a göre daha dirençli bir savunmacı gibi görünse de pozisyon bilgisi ve fiziği bu ligin elit guardlarını savunmak için yeterli değil.

Sonuçta Efes hayata döndü ancak takım mühendisliği nedeniyle alarm durumu atlatılmış değil. Bugün Efes normalden daha iyi şut attığı ve savunmada çok daha fazla efor sarfettiği için kazandı. Ancak bu çaba, ligin modern basketbol oynayan üst seviye takımlar için yeterli olmayacaktır. Bu açıdan bu galibiyeti konjonktürel bir gelişme olarak görmekte fayda var. Uzun vadede ise asıl belirleyici olan -halen radikal değişiklikler gerektiğini düşündüğüm- yapı olacaktır. Bu nedenle bu galibiyetin hiçbir yapı sorununu çözemeyeceği unutulmamalıdır.

Herkese basketbol dolu günler dilerim.


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler