GeriTogan Karataş 10 Dakika
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

10 Dakika

Milan deplasmanında sadece ilk çeyrekte basketbol oynama isteğini ortaya koyan Efes 77-64’lık mağlubiyetle birlikte ligin en kötü takımı konusundaki tartışmaları da en azından kısa vade için bitirmiş oldu.

Simon’un sakatlık nedeniyle forma giyemediği ve yeni transferi Sony Weems’in ilk beşte çıktığı maça Efes aslında iyi savunma yaparak başlamıştı. Hücumda ise boyalı alanın efektif kullanılması ile çeyreğin bitimine iki dakika kala 17-12’lik üstünlük kuran Efes, rotasyonun da etkisiyle maçın dengeye gelmesine engel olamadı. İkinci çeyrekte ise yay atıcılarından verim alan Milan yavaş yavaş farkı açarken Efes ilk yumrukta devrilen ve ayağa kalkmaya erinen boksör gibi maça havlu attı. Efes’in, Milan gibi vasat altı bir takıma karşı ikinci çeyreği 27-12 kaybetmesinden daha da kötü olan da buydu. Efes üçüncü çeyrekteki kıpırdanma dışında geri dönmeyi denemedi bile. Üçüncü çeyreğin sonu ve dördüncü çeyreğin başında Milan 10-0’lık bir seri daha yaptı ve maçı da kolayca bitirdi. Halbuki iyi bir maç planı (tempo ve rotasyon ayarı) ve konsantrasyon ile Milan’ı yenmek çok zor değildi.

Efes üçüncü çeyrekteki kıpırdanma dışında geri dönmeyi denemedi bile. Üçüncü çeyreğin sonu ve dördüncü çeyreğin başında Milan 10-0’lık bir seri daha yaptı ve maçı da kolayca bitirdi. Halbuki iyi bir maç planı (tempo ve rotasyon ayarı) ve konsantrasyon ile Milan’ı yenmek çok zor değildi.

Bu maç özelinde takımın genel savunma şablonu dışında bire bir savunmada da büyük problemler vardı. Bertans-Jerrels-Goudelock gibi hem şut hem de penete tehdidi olan hücumcuların hiçbir dirençle karşılaşmaması, rakibin 13 hücum ribaundu almayı başarması, iki-üç pas sonrası köşelerin bomboş kalması ve pick&roll sonrası adam değişiminin dahi becerilememesi örnek olarak gösterilebilir. Hücumda ise Brown’un ve McCollum’un bol bol isolation oynadığı ve maçı toplam “1” (bir) üçlükle kapatan bir takımı izlemek gerçekten taraftarlar için bir işkence. Biraz Weems biraz Dunston ve efektif olmasa da biraz da Stimac’ın istatistik üretimi dışında sahada olumlu bir şey yoktu desek yeridir.

Efes taraftarları muhtemelen gelecek sezonun kadrosunu hayal ediyordur. (Efes’te bu durum bir gelenek haline gelmek üzere.) Gelecek sezonun kadrosu planlanırken şu kadrodan kalması gereken oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmez – geçmemeli. Weems bu noktada sağlam bir referansa sahip oyunculardan. Eğer form tutarsa ligin en iyi kanat oyuncularından birine dönüşme potansiyeli var. Zira Weems hem atlet hem de kendi şutunu yaratabilen ve top eline yakışan oyunculardan biri. Dahası ilk maçında dişli bir rakibe karşı oynamasa da iyi bir performans sergiledi. (Bu maçta +,- istatistiği hanesine “+” yazdırabilen Motum ve Weems dışına oyuncu yok Efes’te.)

Weems transferi yapıldıktan sonra taraftarların aklına gelen sorulardan biri de “Madem alabiliyorduk neden sezon başı almadık?” sorusu olsa gerek. Ledo ve Adams gibi oyuncular yerine Douglas, Dragic ve Weems gibi oyuncuları alabilen yönetimin bu konudaki hareket mantığını çözebilmek mümkün değil. Tarih, kadroyu yapboza çevirerek EuroLeague’de başarının gelmeyeceğini söylüyor. Fakat sanırım Efesli yöneticilerin bundan haberi yok.

Son olarak, tüm bu olumsuzluklara rağmen Barça’nın da kötü gidişi sürüyor. Efes eğer İstanbul’da Barça’yı yenebilirse ikili averaj ile son sıradan kurtulabilir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle