GeriŞehnaz Tanılkan Son gülen
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son gülen

Bu hafta oynanan maçlardan sonra ortaya çıkan tablo ve gündemdeki son gelişmeler, şu an için son gülenin Fenerbahçe ve Aykut Kocaman olduğunu gösteriyor. Ekim ayından bugünlere, suni farkları doğala dönüştüren, kenetlenerek zirve mücadelesini bırakmayan Fenerbahçe oldu. Üst üste alınan 5 galibiyetle, toplamda 9 maçlık yenilmezlik serisi devam ediyor.

Futbolda, oynamadan emek verilmeden kazanılan maç yok. Sezon başından beri ligde her hafta bunun surpriz örneklerine şahit oluyoruz. Artık her takım her takımdan puan alabilir, herkes yenilebilir ve hiçbir maçın baştan 3 puan garantisi yok. Bu sezon ortaya çıkan 6-7 takımlı şampiyonluk yarışı da nadir görülen bir tablo. Fenerbahçe, ligde son sırada yer alan rakibini baştan hafife almış ve maça yeterince konsantre olamamış gibiydi. İlk yarı futbol olarak verimsiz ve pozisyonsuz geçti. Fenerbahçe dağınıktı iyi oynamadı, Karabükspor daha istekli ve dinamik görünen taraftı, iyi mücadele etti. İkinci yarida oyuna Fenerbahçe’ye maçı kazandıran Valbuena girdi. Can simidi gibi sahaya atıldı, hem maçın seyrini hem de skoru değiştirdi. Çıkmaza giren oyunu açtı, maça tempo, yaratıcılık, derinlik kazandırdı. Önce, 56. dakikada attığı kornerle Mehmet Topal’ın golüne harika bir assist yaptı. Sonra da 76’da kendi şovunu yaparak haftanın en klas golüne imzasını attı. Özetle, yeni Valbuena hem kendi oynadı hem de takımı oynattı, maçın adamı oldu.
İlk 45 dakikadaki performansıyla tribünlerin eleştirisini alan Mehmet, bu kez attığı müthiş golle maçı çeviren isim oluyordu. O anda aklıma ‘’Mehmet Topal kadro dışı’’ haberleri geldi, çok uzak değil, Kasım’ın ilk haftasıydı. Osmanlıspor deplasmanındaki beraberlikle gelen puan kaybı, yeni bir krizin başlangıcı gibiydi. Aykut Kocaman’ın istifa sinyali, havada uçuşan yeni teknik direktör isimleri ve karamsar bir bekleyiş. İşte o günlerden bugüne kenetlenip kendini yeniden dirilten yeni bir Fenerbahçe var. Karabükspor maçını 2-0’lık skorla kazanan Fenerbahçe, ligde üst üste 5. galibiyetini almış oldu. Konyaspor deplasmanı Şener, Skrtel ve Neustadter’in cezalı duruma düşmesiyle özellikle defans bloğunda Fenerbahçe için oldukça zorlu geçecektir. Hedeflenen galibiyet serisi, Konyaspor deplasmanıyla tamamlanırsa Fenerbahçe takdirlik bir geri dönüş hikayesini başarmış olacak.

Yeni Valbuena ve Dirk Kuyt
Valbuena, Olympique Lyon’dan Fenerbahçe’ye transfer olduktan sonraki bir röportajinda, aslında hem bugünkü gündeme, hem de kendi futbol karakterine dair önemli ipuçlarını vermişti. Fenerbahçe’ye transferinin, Aykut Kocaman’ın onu ısrarla çok istemesinden kaynaklandığını ve hocasının ona çok güvendiğini, bu güvenin de onun için çok değerli olduğunu söylemişti. Hocanın kendisine en baştan Dirk Kuyt örnegini verdiğini anlattı. Valbuena’dan beklentisi de Kuyt özelliklerine benzer bir lider oyuncu olmasıydı. Kuyt, Fenerbahçe’de enerjisi, çalışkanlığı, tecrübesi ve takım ruhuna kattıklarıyla son şampiyonluğun unutulmazları arasında. Aykut Kocaman’ın ilk günden beri kafasındaki Valbuena formatı da belli ki Kuyt özelliklerini taşıyacaktı. Valbuena, kendi oyun karakterini anlatırken, kaybetmekten nefret eden, mağlubiyeti asla kabul etmeyen ve sahada isyan eden bir yapıda olduğunu belirtmişti. Bugüne gelirsek, evet Valbuena’nın yedek kaldığı ve daha çok oynamak istediği, bunun için de bazen kendince isyan ettiği bir gerçek. Yine de bunun alışıldığı ve beklendiği gibi bir kriz malzemesine dönüşmeyeceği ortada. Bu sebeple belki de futbolcularla ilgili malum karşılaştırmalar, hevesli eşleştirmeler yapılırken bugün sahada o çubuklu formayı giyenlerin emeğine de haksızlık yapılmaması gerekiyor.
Artık takıma daha yakın, ve formaya da yakın bir Valbuena var diyebiliriz. Bu da yeni Valbuena’nın bundan sonraki dönemde yeni görev tanımı olacak gibi görünüyor. Bunların yanında, ne kadar sistem, takım oyunu vurgusu yapılsa da, özünde hep süper kahramanlarını barındıran Fenerbahçe formasının bu sezonki parlak yıldızları da demir tahtın sırasına şimdiden adlarını yazdırmaya başladılar, Giuliano ve Valbuena…

Jeneriklik goller, jeneriklik sevinçler
Fenerbahçe’nin gol sevinçlerini görüyor musunuz… Karabükspor maçında Mehmet Topal’ın attığı golden sonraki 11 kişilik coşkulu sevinç yumağı aslında ne çok şey ifade ediyordu. Bir anda kalesinden koşup sahayı katederek gelen, takım arkadaşlarıyla gol sevincini paylaşmak isteyen Volkan ve diğerleri… Evet, sanırsınız bir derbi ya da final maçındaki gol sevinci bu, ama işte değil. Bu sadece, ligde son sırada yer alan Karabükspor karşısında ikinci yarıda atılan biraz gecikmeli golün şiddetli coşkusu. Takım olma ruhunun, pes etmeden sonuna kadar mücadele etmenin ve şampiyonluk yolunda gururla ‘’ben de varım’’ demenin bir yansıması. Fenerbahçe’de Mehmet Topal ve Valbuena 2 jeneriklik gol atarken, aslında futbolcular da sahada jeneriklik gol sevinçlerine imza atmış oldular. Fenerbahçe’nin zirve yolunu açan da, bu yüksek motivasyonu, kazanma azmi ve takım olma ruhu. Bunu kendi sahasında tribunleri dolduran taraftarlarıyla güle oynaya paylaşmak da bu takımın en doğal hakkı. Fenerbahçe taraftarları, ‘’sen bana bir adım gel, ben sana yüz adım koşar yaklaşırım’’ demişti ve maçta yeniden tribünleri doldurdu. Ligin ikinci yarısıyla birlikte, böyle jeneriklik gol sevinçlerine daha çok şahit olabiliriz gibi görünüyor. Organizasyonu sağlamlaşan bu takım gerilerden gelip belki de ilk yarıyı zirvede lider bitirecek konuma ulaştı. Fenerbahçe, deplasmandaki Konyaspor maçını da kazanabilirse, 2017 yılına moralli ve özguvenli bir kapanış yapmış olacak. Değişmeyen tek şey değişimdir. 2018’de Fenerbahçe’yi sahada ve parkede umutlu hedefleriyle, yeniden bütünleştiği taraftarlarıyla aydınlık bir yol bekliyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle