GeriOrhan Efe Özenç Telekom Basket Bonn Değil, Beşiktaş Basket Ball!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Telekom Basket Bonn Değil, Beşiktaş Basket Ball!

Orhan Efe Özenç yazdı.

FIBA Şampiyonlar Ligi’nin 13. haftasında Beşiktaş Sompo Japan, kendi evinde grubun vasat takımlarından Telekom Basket Bonn’u muazzam bir ikinci yarı oynayarak 95-79 mağlup etti ve gruptaki 10. galibiyetini alarak grup birinciliğini garantiledi. Rakibin ilk yarısını sadece iki oyuncunun sırtında oynadığı maçta Beşiktaş, galibiyetin anahtarını takım oyunu, yüksek pas temposu ve Diebler üzerinden, yani haftalardır yaşadığı zaafları örterek yakaladı.

Sakatlıklar ve eksik rotasyon kalitesi yüzünden, var olan kalibresini daha da düşürmek zorunda kalan Bonn, yine de ne kadar tehlikeli olabileceğini geçtiğimiz hafta grup ikincisi Nanterre’i son topa kadar zorlayarak göstermişti. Bu maçta ise ilk iki çeyreğin tamamında Mayo’nun yakaladığı anlık boşlukları Stephen Curry hızıyla cezalandırdığı üçlükler (ilk çeyrekte 11, devre bitiminde ise 17s, 5/6 üçlük) ve tek kaliteli uzunları olan Gamble’ın (18s, 4’ü hücum, toplam 6r) pota altındaki mücadelesi ve hücum ribauntları sayesinde oyuna tutunan Bonn, bu iki oyuncu sayesinde kötü oyununa rağmen skorda kaldı ve ilk çeyreği 16-19 önde, devreyi de 39-37 geride kapattı.

Beşiktaş ise, bu evrede Kenan oyuna girene dek dış savunmada zorluk çekse de, Gamble dışında kimseye ekseriyetle potayı göstermeyerek yakın mesafeyi kapattı (maç boyu Bonn iki sayılık atışlarda %40 isabette kaldı, ki Zubcic ve Gamble hariç bu oran %29’du) ve Muratcan dışında oyuna giren her oyuncusundan irili ufaklı sayı katkısı alarak, Mayo’nun bu müstesna gününde skora tutunmayı başardı. DiLeo’nun Strawberry’ye yaptığı net sportmenlik dışı faul çalınmasa bile, bu bölümde Strawberry ve Adams’ın hazırladığı müsait pozisyonlarda Diebler’ın (maç genelinde %100 isabetle 16s) spot-up şutları kusursuz bir şekilde bitirmesi ve dışarıdan yokları oynayan Clark’ın (13s) bir şekilde sayı bulabilmesi, lehimize işleyen sürpriz etkenler oldu. Strawberry, Adams ve Sertaç ise, takımın ana taşıyıcıları oldular.

İkinci yarının başlaması ile birlikte hem rakibin hücum ribauntlarındaki etkisini kırmaya, hem pas temposunu yukarı çekerek (ilk yarının aksine) isolation mecburiyetinden kurtulmaya, hem de Kenan’ın oyuna girmesi ile birlikte Mayo üzerinde baskı kurmaya başlayan Beşiktaş, rakibin Zubcic (13s, 5r – bu ismin tüm Türk takımlarının radarına girmesi lazım), Hill ve Bartolo ile dışarıdan (ve son periyotta Zubcic ile içeriden) yaptığı nice hamleye yine takım oyunu ve rotasyonla yanıt verdi. Dahası, Palacios’un yokları oynadığı bu günde Clark’ın kendini toplaması ve Sertaç’ın Gamble’a adeta kelepçe vurması sayesinde bulduğumuz morali Diebler, Strawberry (13s, 4r, 6a, 2tç) ve Adams (3/5 üçlük ile 16s, 4a) ile dış şut isabetlerine çeviren Siyah-Beyazlılar, destansı bir ikinci yarı oynayarak rakibin işini geçen her saniye biraz daha güçleştirdi ve oyuna her geçen an daha fazla hâkim oldu.

Bu noktada, takımda bazı temel unsurların bilincinin yerleşmesi, her kritik andan zaferle ayrılmamıza katkıda bulundu. Öncelikle Strawberry’nin penetre gücünde ısrar etmesi, Sertaç’ın ribauntlara çok daha ağırlık vermesi, Diebler’a hazırlanan oyunlar ve özellikle Sertaç’ın üzerinden oynanan ikili oyunlarda uzuna top indirmeyi hatırlamamız, her maçta olması gerekeni sahaya yansıttı. Üçüncü çeyreğin sonlarına doğru fark çift hanelere yükselirken, bu maçın joker ismi Kenan’ın (%100 şut isabetiyle 14s, 4r, 4a) özgüveniyle sahanın her iki yanında büyük katkı vermesi, son anlarda Samet ve Ömer’in de oyuna girip hiç zorluk çekmemesi, oyunumuzu başka bir seviyeye çekti. Bu ritim sayesinde, 22 sayı atan Mayo’nun çabaları yetersiz kaldı ve tam altı oyuncumuzun çift haneli skor katkısı verdiği maçı (Clark, Adams, Sertaç, Strawberry, Kenan ve Diebler) 95-79 kazanarak, grupta 10 galibiyete ulaştık.

Bazı temel istatistikleri paylaşarak, gruptan lider yükselmesi kesinleşen Kara Kartallar’a sunmamız gereken tebrikimizi tamamlamak isterim: ribauntlarda 34-33 üstünlük (ama hücum ribauntlarında 12-17 mağlubiyet), asistlerde 18-22 mağlubiyet, top kayıplarında 10-12 üstünlük, top çalmada 9-6 üstünlük... Bunlar tek başına bir şey ifade etmiyor, ta ki, üçlüklerde %58’e (11/19) %44 (13/29), ikiliklerde ise %58’e %40 üstünlüğümüzü dile getirene dek. Aslında bunlar da aradaki farkı anlatmaya kâfi değil; verimlilik puanlarındaki 118-88 üstünlüğümüzü görene dek. Gerçi hiçbirisi her şeyi bize izah etmiyor aslında – böylesi oynamasını çok özlediğimiz bir Beşiktaş’ı sahada seyredene dek...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle