GeriMehmet ARSLAN Yüzde 50.5'in, 49.5 ile savaşı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yüzde 50.5'in, 49.5 ile savaşı

Ukrayna ve İzlanda maçları öncesi Arda’yı Milli Takım’a alma konusunda Fatih Terim’in de tercihi henüz netleşmiş değil. İmparator çağırmakla çağırmamak arasında gidip geliyor ama dönme ihtimali giderek yükseliyor.

 

6 EKiM’DE Ukrayna ile maçımız var Konya’da.

 

9 Ekim’de de İzlanda ile deplasmanda.

 

Ve Milli Takım aday kadrosu Cuma günü açıklanacak. Kimse, “Kazanır mıyız, kaybeder miyiz?” diye tartışmıyor.

 

“Arda Turan Milli Takım’a çağrılacak mı, çağrılmayacak mı?” diye soruyor.

 

Tehlikeli değil mi? Hatta acı..

 

Üstelik bu tartışma öyle senaryolar üretiyor ki, Terim’in, Arda’yı Milli Takım’a çağırmaktansa görevi bile bırakabileceği iddia ediliyor.

 

RÖPORTAJ KRiTERi!

 

Peki ne olacak?

 

Ben biraz daha soğukkanlı bakanlara sormayı tercih ettim.

 

Türk medyasının önde gelenlerine, Milli Takım muhabirlerine ve yöneticilerine:

 

- Arda’yı çağıracak mı?

 

Yanıtları okuyunca göreceksiniz ki herkesin kafası karışık.

 

En ilginç yanıtlardan biri, daha önce “Terim, Arda’yı Turan’ı çağıracak” başlıklı bir yazı kaleme alan Şansal Büyüka’dan geldi. Büyüka, “Arda’nın NTV’ye verdiği röportaj öncesi düşüncem buydu” dedi. Ya şimdi ne düşünüyor?

 

İşte yanıtlar:

 

Şansal Büyüka (Lig TV): Yüzde 50.5 çağırmayacak. Yüzde 49.5 çağıracak.

 

Necil Ülgen (Fanatik): Orası egoları yenme alanı. Çağıracak.

 

Halil Özer (Habertürk): Çağırmayacağını düşünüyorum.

 

Tayfun Bayındır (Milliyet): Çağıracak.

 

Mehmet Demirkol (Fanatik): Yüzde 51 çağıracak.

 

Fuat Akdağ (NTVSpor) Benim kanaatim çağıracağı yönünde.

 

Murat Özbostan (Sabah Gazetesi): Çağırmayacak.

 

Ali Naci Küçük (Hürriyet): İleride belki ama şimdi değil.

 

Fatih Doğan (Sabah): Davet edeceğini düşünmüyorum.

 

Atilla Türker (Habertürk): Şans vereceğini düşünmüyorum.

 

Övünç Özdem (NTV Spor): Çağırması sürpriz olur.

 

Metin Karabaş (Fanatik): Bir araya gelmeleri artık çok zor.

 

Biliyorum sizin de kafanız karıştı. Soruya yanıt bulamadık. O zaman birkaç ayrıntı vereyim.

 

Acun Ilıcalı’nın kızının düğünü bu krizi aşmak için fırsattı. Terim katıldı düğüne ama Arda gelemedi. Dolayısıyla ikilinin bir araya gelme şansı ortadan kalktı.

 

Terim ekibiyle Arda konusunu tartışıyor. Hırvatistan maçı öncesi de benzer toplantı yapılmış, Arda’nın takıma çağrılması eğilimi çıkmıştı. Ama Terim’in kararı tam tersi oldu.

 

Arda konusunda Terim henüz karar vermedi. Bu satırları yazarken yapacağı bazı görüşmeler kararında etkili olabilir.

 

Ve düşüncemi yazayım...

 

Terim şu anda Arda’yı çağırmakla çağırmamak arasında gidip geliyor. Düne kadar çağrılmama olasılığı vardı ama Cuma gününe kadar Arda’nın Milli Takım’a dönme ihtimali giderek yükseliyor.

 

TERiM NiYE ALMAZ

Arda Turan’ı açıklamalarına rağmen kadroya alırsa, “Karizmam çizilir” endişesi yaşar.

 

Daha önce yaptığı açıklamaların tam tersi bir tavır sergilemiş olur.

 

‘Madem ihtiyaç vardı daha önce neden almadın’ sorusuna muhatap olur.

 

‘Arda, Fatih Terim’i dize getirdi’ söylentilerinin önünü alma şansı kalmaz.

 

NiYE ALIR

 

Egosunu bir yana bıraktığını tüm ülkeye gösterme fırsatı bulur.

 

Milli Takım’ın formda bir Arda Turan’a ihtiyacı olduğunu düşünebilir.

 

Arda’yı davet ederse daha da büyüyecektir.

 

MİLLİ KRİZİ BİTİRECEK İSİM

 

TERiM’in yapacağı Arda hamlesi öyle bir santranca dönüştü ki, herkes her hamleyi defalarca düşünüyor. Arda Turan krizini dün Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ ile konuştum. Gümüşdağ, deplasman yasağının kaldırılmasında en önemli rolü üstlenmiş ve bu yasağın kaldırılmasına öncülük etmiş ve teşekkürü haketmiş bir isim.

 

Arda Turan-Fatih Terim krizinde de açık bir tavır aldı. Arda’nın milli takımda olması gerektiğini defalarca açıkladı. Gümüşdağ’a, bu krizin çözülmesi konusunda bir tavır alıp almayacaklarını sordum:

 

- “Elbette Fatih Hoca’nın kararıdır. Bu bizden önce Futbol Federasyonu’nun öncelikli konusudur. Ama Arda gibi bir oyuncunun ay yıldızlı formayı giymesini arzu ettiğimiz hep açıkladık. Ve kurumsal olarak tavrımızı da ilk kez biz gösterdik. Önemli olan Ay yıldızlı forma ve milli takımın başarısıdır. Arda ile Fatih hocanın arasına kimse girmesin yeter. Fatih Terim gibi bir profesyonel bu kirizi nasıl aşacağını çok iyi bilir. Biz üzerimize düşen ne olursa yapmaya hazırız.”

 

Aslında bu rolü, Yıldırım Demirören ya da Göksel Gümüşdağ mutlaka oynamalı. Çünkü Arda’nın kadroya alınıp alınmaması Ukrayna ve İzlanda maçlarının önüne geçti.

 

Bu krizi bitirecek isimlerden biri Göksel Gümüşdağ.

 

KÜFÜR EDENLE ETMEYEN AYRILAMIYOR ÇÜNKÜ

 

TÜRKİYE’nin sürekli tartıştığı ancak bir türlü çözüm üretemediği bir konuya göz atalım bugün:◊ Hani (Elektronik bilet) Passolig gelince bireyler ceza alacaktı?

 

Niye hala tribünler ya da bloklar kapatılıyor, neden küfür eden, etmeyen herkes cezalandırılıyor?

 

Bu sorunun yanıtını kimse veremiyordu.Ben sonunda merakımı giderdim ve cezalandırma konusunda hukuki bir tartışmanın olduğunu öğrendim. 

 

Nasıl mı?Anlatayım. 

 

Şu anda elektronik bilet uygulaması Süper Lig ve 1. Birinci Lig’de yapılıyor. Yani 18 stadyumda. Bu 18 stadyumun tümünde mükemmele yakın bir kamera sistemi kurulmuş. Olay çıkaranları kolayca tespit edebileceğiniz bir sistem bu. Ancak bu sistemin de eksikleri var tabii ki:

 

Dudak okuma sistemi yok.

 

Yüz tanıma sistemi yok.

 

Ses tanımlama sistemi yok.Hoş, ses tanıma sistemi oluştursanız bile o kalabalıkta tek tek küfür edenleri nasıl tespit edeceksiniz. Bu da ayrı bir konu.


“BİZ O AYRIMI YAPARIZ”

 

Neyse biz konumuza dönelim.

 

Passolig yetkiileri derki:

 

Biz stadyumlarda küfür edenleri büyük bir çoğunlukla ayırt ederiz. Küfür eden taraftarların isimlerini bildirebiliriz.

 

Hatta bu oranın yüzde 80 isabete bile ulaşacağını dile getiriyorlar. Peki nasıl tespit edecekler:

 

Çok kolay, elimizde gözlemci raporları var. O raporlara göre gözlemciler maçın hangi dakikasında, hangi tribünün ve hatta hangi tribünün küfür ettiğini tek tek not alıyorlar.

 

- O raporlardan yola çıkıp o dakikalarda küfür eden blokların tek tek görüntülerini alabilir ve küfür edenleri bulabiliriz. Hatta koltuğundan ayrılıp başka bir koltuğa oturup küfür edenleri dahi tespit edebiliriz.

 

Bu durumda insan ister istemez sormadan edemiyor:

 

Peki neden yapmıyorsunuz?

 

Verdikleri yanıt ilginç:

 

Federasyon izin vermiyor. Daha doğrusu federasyon hukukçuları...

 

“KANIT GÖSTERMEK LAZIM”

 

Hukukçuların karşı çıkış gerekçeleri de haksız değil:

 

- Görüntülerle küfür etti dediğimiz insanların gerçekten küfür ettiklerine dair hukukun kabul edebileceği deliller gerekli. E-Bilet uygulayıcısı, görüntülere bakarak, “İşte küfür eden isimler bunlar” diyebilir. Ama bunu hukuken de kanıtlamak zorunda. Ses tanıma, dudak okuma, yüz tanımlama gibi teknolojiler eksikse bunu hukuken kabul etmek mümkün değil. Küfür ettiğini iddia ettiğiniz şahıs, “Etmedim” derse önüne kanıt koymamız gerek. Bu kanıtı koyamıyoruz. Gözle tespit hukuki tespit sayılmaz.

 

Kısaca hukukçular diyor ki;

 

Suçun ispatlanması gerekir. Bu sistemle bu mümkün değil. İtiraz eden olursa, zor durumda kalırız. Ya yanlış adam cezalandırılsa...
Buna karşı argüman da ilginç:

 

İyi ama tüm tribünü ya da bloğu cezalandırırken niye aynı endişeyi taşımıyoruz.

 

İki taraf da kaygılarında haklı.

 

Federasyonun bir çekincesi daha var.

 

‘Tüm statlarda kamera sistemi var’ dense de her yer aynı donanıma sahip değil. Bu da eşitliğe uygun değil.

 

Kaldı ki uygulamaya geçilmeden önce bir takım istekler de var.

 

‘SiZ DE SAVCILIĞA BiLDiRiN’

 

Federasyon, Kulüpler Birliği’ne başvurdu:

 

Biz olay çıkaran, küfür eden bireylere ceza verelim ama 18 kulüp de bir mutabakata varsın. Belirledikleri isimleri savcılığa bildirsinler.

 

Şu ana kadar kulüplerden bu konuda hiçbir yanıt gelmedi.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle