GeriKenan BAŞARAN 'Sıfır yabancı' da olsa, bu kafayla yerli yetişmez
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    11
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Sıfır yabancı' da olsa, bu kafayla yerli yetişmez

Yabancı oyuncuya hiç izin verilmese bile özellikle üç büyükler altyapıda oyuncu yetiştirmez. Onlar yine Anadolu kulüplerinden ve gurbetçilerden beslenir.

FUTBOLDA yabancı kuralı son 10 yılda 8 kez değişti. Evveli de var. Ben futbolla ilgilenmeye başladığımda takımlarda 2 yabancı bulunuyordu. Sonra 3’e çıktı.

Şimdi bir kez daha değişecek ve 14 olan yabancı oyuncu sayısının kademeli olarak indirilmesi söz konusu. Temel amaç altyapıları öne çıkarmak.

Peşinen söyleyeyim ki yine yabancı sayısı ‘sıfır’ olsa da istenilen sayıda kaliteli yerli futbolcu yetişmeyecek. Yabancı meselesi sürekli değişen eğitim sistemine benziyor. Oysa lazım olan bir sistemde sebat etmektir.

Fatih Terim, Türkiye Futbol Direktörü sıfatıyla Haliç Kongre Merkezi’nde 2015’te 2 gün boyunca futbolumuzun yeni yapılanmasını anlatırken en önemli argümanı 14 yabancıydı. Ama kimseye illa 14 yabancı al denilmiyordu. Sınır genişletildi ki Tarık Çamdal gibi değerinin çok üzerinde bonservis bedellerine ulaşan yerliler ortaya çıkmasın.

Bakın yabancı sayısı 14’e çıkarıldığında önemli bir madde konulmuştu. Buna göre 14. yabancı hakkını kullanan kulüp toplam 6 milyon liraya para yatıracaktı.

Ve bu para ‘Yerli Futbolcu Teşvik Fonu’na aktarılacaktı. Lakin kulüpler ağladı sızladı ve maddeyi kaldırttılar.

Son olarak kulüpler kendilerinden alınan verginin amatör branşlara harcanması için iade edilmesini talep etti ve devlet de kabul etti. Çok merak ediyorum, kulüpler vergi iadesini kuruşu kuruşuna gerçekten amatörlere harcıyor mu?


DENETİM, DENETİM, DENETİM
Yıllardır ne yaptıysak, kulüpleri sağlıklı bir altyapıya kavuşturamadık. Kulüplerimiz en güzel nasıl hizaya geliyor? UEFA Finansal Fair Play Kriterleri ile!

Beşiktaş, 3 yıl boyunca kriterlere harfiyen uyduğu için hem 2 şampiyonluk yaşadı, hem Şampiyonlar Ligi’nde başarılı oldu hem de futbol takımı
bilançolarında kâr yazabildi.

Ali Koç, yıllardır çekilen şampiyonluk hasretine rağmen önceliği mali yapılanmaya veriyor. Galatasaray, son dakika ‘bomba transferi’ni UEFA cezası korkusuyla yapamadı.

Demek ki kanun, kural ve talimat koyucu kararlı olursa kulüplerimiz disipline olabiliyor. Misal Eskişehirspor’un yeni transferlere lisans alamamasını ben bir fırsat olarak görüyorum. Yönetim ve teknik heyet sızlanmayı bir kenara bırakırsa tamamı kendi altyapısından oluşan şu anki kadroda 1. Lig’de tutunacak ve oradan en az üç dört iyi oyuncu yetişecektir.

Hasılı çözüm yabancı sayısıyla oynamak değildir. Kulüplerin oyuncu seçeceği havuz ne kadar geniş olursa mali açıdan da elleri o kadar rahat olur. Döviz kuru yükseldiyse o vakit kulüpler de bu dönemde yerliye ağırlık verseydi, değil mi!

Ben şu temel 4 maddenin kararlılıkla uygulanması halinde kulüplerin daha doğru bir yapılanma içine gireceklerini ve bunun da yerli-yabancı tartışmasını bitireceğini düşünüyorum:

1-) Kulüpler tavizsiz şekilde denetlensin. Dernekler masası kongrelerdeki göstermelik ibralara göz yummasın.

2-) Borsada şirketi olan kulüplere de SPK müsamaha göstermesin. Teknik anlamda iflasta oldukları halde gözardı ediliyorlar.

3-) Devlet sürekli vergi affı çıkarmasın ve iade edilen verginin söz verildiği gibi harcanıp harcanmadığının peşine düşsün.

4-) Yöneticilere harcamada kişisel sorumluluk getirilsin.


ÖNCE MİLLİ TAKIM MI, KULÜP TAKIMI MI?
YABANCI oyuncu tartışmasında mihenk taşı milli takım. Peki endüstriyel futbolda öncelik milli takım mı kulüp takımları mı? Son Dünya Kupası’nı izledik işte.

Eski tadı aldınız mı? Şampiyonlar Ligi, kabul edelim ki dünya futbolunun en sükseli vitrini. Önümüzdeki dönemlerde Kulüpler Dünya Kupası gibi organizasyonlar gündeme gelecek. Bizim de kulüpleri dünya ile rekabet etmekten geri bırakacak kısıtlamalara gitmememiz lazım. Mustafa
Denizli’nin sevdiğim bir tespiti var: “Bu ülke her şartta sahaya çıkacak 11 milli futbolcu bulur.”


DANİMARKA'DAKİ İSYAN
DANİMARKA Milli Takımı oyuncuları, federasyonla imaj hakları nedeniyle ihtilafa düşünce maçlara çıkmama kararı aldı. Bunun üzerine federasyon da içinde futsal oyuncusunun da bulunduğu 3. ve 4. liglerden topladığı futbolcularla Slovakya ile oynanan hazırlık maçına çıktı.

Vikingler mücadeleyi 3-0 kaybettiler.

Olay şu: Milli futbolcuların çoğu Nike ve Adidas ile bireysel sponsorluk anlaşmalarına sahip. Federasyonun ise Hummel ile yıllık 20 milyon Sterlin kazandığı bir anlaşması var.

Futbolcular, federasyondan pay istiyor. Gerekçeleri de şu: “Milli takımda sakatlanırsak ligde oynayamıyoruz. Bu da gelir kaybı yaratıyor. Çünkü sponsorumuzun görünürlüğünü azalıyor.”

Sizin anlayacağınız arka planda sponsor baskısı var.

Bizim milli oyuncular sık prim kavgasına tutuşuyor fakat neyse ki henüz Danimarkalılar gibi işi imaj hakları bu boyutuna taşımadılar.


CÜNEYT ÇAKIR NİYE 'YOK'
CÜNEYT Çakır’ın kariyerinden sual edilmez. Acaba bu yüzden midir ki Çakır, VAR’a pek meyletmiyor!

4 maçta sadece 2 kez baktı. Oysa sadece Bursa-Beşiktaş maçında bile en az 2 kez VAR’a bakması lazımdı.

Eski hakemler bunu ‘ego’ya bağlıyor!

Çakır, ne kadar komplekssiz davranırsa diğer hakemleri de o kadar olumlu etkiler.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle