« Hürriyet.com.tr
MENÜ

O topuk pasını bir kere daha yap Emenike

FUTBOL oyun olmaktan çıkıp bir ‘iş’ halini aldıkça sevimsizleşiyor. Herkes oyunu ‘dikine’, olmadı ‘kanatlara kaçarak’ kazanmak istiyor (!)

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Kenan Başaran

Kenan BAŞARAN

Artık espriye de topuk pasına da tahammül yok. Zira yönetici kadar taraftar da ‘businessman’ havalarında.
Sahaya sırtını dönüp maç izleyen taraftardan basketbol koçu gibi yerinden taktik veren taraftara hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Gol dışında hiçbir harekete sevinmeyen bir taraftarlık yerleşiyor...
Fenerbahçe-Gaziantepspor maçında Emenike’nin topuk pasına önce kaptanı Emre Belözoğlu, sonra da tribünler posta koydu. “Vay efendim sen nasıl topuk pası yaparsın”! İki pas üst üste yapamayıp kaybedilen onca topa ses çıkarmayan taraftar, Emenike’nin oyuna şıklık katacak topuk pasında ise infiale kapılıyor...

DAHA FAZLA ARTİSTLİK

Topuk pası ne zamandan beri ‘sahalarımızda görmek istemediğimiz hareketler’ kategorisine girdi? Galibiyetten başka sonucu bir sindiremediğimizden beri... Emenike topuğu maç 0-0 iken değil de 1-0 galipken yapsa “Ooooooo!” nidalarıyla alkışlanır. Oysa daha çok topuk pasına ve artistik harekete ihtiyacımız var. Lakin artistik düşüşler falan değil; daha çok üst üste çalımlar, ver-kaçlar, bol rövaşatalar, voleler ve dömivoleler lazım.
Bazı başka statlarda topuk pasının ıslıklanması belki makul karşılanır da Brezilya ekolüyle özdeşleşmiş Fenerbahçe’nin stadında böyle bir şeye tanıklık etmek şaşırtıyor insanı. İster Kazablanka filminin meşhur sahnesine, ister Ferdi Tayfur’un Emmeoğlu’na atfedin: “O topuk pasını bir kere daha yap Emenike”...

AYNI TAS AYNI BEŞİKTAŞ!

Beşiktaş geçen sezonu kapatırken öğretmeninin verdiği yaz tatili ödevi belliydi: 1-Sağ bek, 2-Stat, 3-Sakatlık. Yeni sezonun üç haftası geride kalırken Beşiktaş’ın defterinde yine aynı üç problem yazılı: 1-Sağ bek, 2-Stat, 3-Sakatlık.
Necip Fazıl’ın ‘Bir Adam Yaratmak’ misali Slaven Bilic de sezon başından bu yana ‘Bir Sağ Bek Yaratmak’ eseriyle uğraşıyor. Öyle ki sakatlıktan dönüp sol beke çare olması için aylarca beklenen İsmail Köybaşı, kendini sağ bekte buldu ve maçları ‘elinden gelenin en iyisi’ni yaparak tamamladı. 6 sezondur çaylaklıktan kurtulamayan Necip Uysal’a da bu rol verildi. Olmadı ve Bursa’da ‘kurtuluş’ yine Serdar’da arandı...
Sanki geçen sezonki Olimpiyat ve Kasımpaşa deneyimleri yaşanmamış gibi bugün yine stat sorunu var. Taşımalı eğitim hesabı ‘taşımalı futbol’ oynuyor Beşiktaş. Olimpiyat’ın yanına Başakşehir konulmak isteniyor. Fakat yine plansız programsız.
Yönetim önce Başakşehir lafını ortaya atıyor sonra kendi kendine “Ama biz 14 bin kombine sattık oraya sığamayız” diyor. Günaydın! Bu konuda bir çift söz de stadın idarecisi Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’ne.
Beşiktaş’ın her maç 110 bin lira ödediği bu stadın çimlerine neden iyi bakılmıyor? Komitede siyah beyazlıların ‘zemin kaybetmesinden’ menfaati olanlar mı var?
Geçen sezon bir Olcay Şahan bir de Slaven Bilic sakatlanmadı (!) Peki Ümraniye cephesinde yeni bir şey var mı? Hayır, yok! Şu ana kadar 11-12 oyuncu sakatlık sorunu yaşandı. Sonuç: Aynı tas aynı Beşiktaş...

SİYAH: Slaven Bilic’in Oğuzhan’a Bursaspor’da 2 dakika daha tahammül edememesi.

BEYAZ: Beşiktaş Kulübü’nün gururu hentbol takımının Süper Kupa’yı kazanması.

Bunları da Beğenebilirsiniz