"Kenan Başaran" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kenan Başaran" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kenan Başaran

FFP, kulüplerimizi transfer sihirbazı yaptı

Kenan Başaran yazdı.

Tarık Çamdal G.Saray’da tabir-i caizse yan gelip yatarak güzel para kazanmıştı. Dahası Çamdal, Eskişehir’deyken kendi bonservisinin de ortağıydı. Çamdal, ticari manada gelmiş geçmiş en akıllı futbolculardan! Bu transfer döneminde Çamdal’a bile pabucunu ters giydirebilecek futbolcular çıktı: Taylan Antalyalı... Yaz transfer döneminde adı Beşiktaş ile de anıldı ama o son gün Galatasaray’a imza attı.

BİR TRANSFER MASALI

TFF 1. Lig’deki BB Erzurumspor’un satılabilecek en kıymetli oyuncusuydu. Gençlerbirliği’nden alınmıştı. Taylan, büyüklerde oynamak istiyordu doğal olarak. Erzurum da ondan para kazanmak. Bu da gayet doğaldı. BB Erzurumspor Başkanı Hüseyin Üneş, 21 Haziran’da yaptığı
açıklamada G.Saray ve Beşiktaş’ın talip olduğu Taylan için 3 milyon Euro bonservis bedeli belirdiklerini söylüyordu. Gel gelelim Taylan, transferin son saatlerinde Galatasaray’a imza atarken Erzurum’un kazancı sadece 450 bin TL oldu! Zira Taylan, kulüpten 450 bin TL’lik alacaklarından vazgeçip, bonservisini bedava almıştı! Taylan, Galatasaray’a 4 yıllık imza attı. Bu sürede toplam 9.7 milyon lira kazanacak. Dahası, 4 milyon lira da ‘imza parası’ alacak! Görüldüğü üzere Taylan’ın ticari zekâsı Tarık’tan yüksekmiş! 450 bin liradan vazgeçip, 13.7 milyon lira kazandı...  Taylan, G.Saray’a bir bonservis bedeli karşılığında satılsaydı Gençlerbirliği de bunun yüzde 40’ını alacaktı. Ama bu transfer bonservissiz olduğu için (!), transferin piri rahmetli İlhan Cavcav’ın Gençler’i, tek kuruş kazanamadı! Oğlu Murat Cavcav’ın daha 40 fırın ekmek yemesi lazım, bu işleri kavraması için...

451 BİN VEREN YOK MU?

Erzurum Başkanı Üneş’i aradım ama ulaşamadım. Mesaj da attım dönüş yapamadı. Yoksa hemşehrime şunu soracaktım: Taylan’a değil 3 milyon Euro, 451 bin lira bile verecek bir kulüp bulamadınız mı? Hani bin lirada da kulübe kalırdı hiç değilse... Yoksa şu ‘imza parası’ dedikleri şey, ‘gizli bonservis bedeli’ midir?

BİR KULÜP BAŞKANININ FFP YORUMU BÖYLEYDİ:

Taylan’ı bonservissiz almayı başaran G.Saray, Diagne transferi için de kutlanmalı! Öyle ya elinden çıkartma mecburiyeti olan gol kralını, 3.3 milyon Euro’ya Brugge’e kiralamayı başardı. Her ne kadar bu yılki 2.3 milyon Euro’luk maaşını ödese de sezon sonu Brugge, Diagne’yi almak isterse 13 milyon Euro daha ödeyecek. Böylece bugüne kadar ödediği en yüksek bonservis bedeli 8 milyon Euro olan (David Okereke) Belçika kulübü, 28 yaşındaki Diagne’ye 16.3 milyon Euro bonservis bedeli ödemiş olacak! UEFA Finansal Fair Play kriterleri kulüplerimizi hakikaten de ‘transfer sihirbazı’ yaptı... Fenerbahçe’nin kaleci Ertuğrul Taşkıran’ın Boluspor’a 1 milyon  Euro’ya satışı da takdire şayandı(!) Bolu bu rekor transferini sadece 6 maç oynattı! Mitrovic’i 4 milyon Euro’ya alıp aynı paraya satma başarısı göstererek ‘hata’sını düzeltebilen Beşiktaş sessiz sedasız şekilde, Trabzonspor’da da sadece 3 dakika oynayan Mertcan Çam için 885 bin dolar ödemişti! Bu ‘gizli transfer’in Beşiktaş’a geldiğinden kendisinin bile haberi olmamıştı! Kulüplerimiz kendi oyuncularını bir bedel karşılığı kiralık gönderirken, bedelsiz olarak oyuncuyu kiralık almayı da mucizevi şekilde başarır hale geldi! ‘Kayıt dışı’ olduğu için adını veremeyeceğim bir başkan, “Peki UEFA Finansal Fair Play’e nasıl uyacaksınız?” diye sorduğumuzda, “Oooo... Biz buzdan jeton yapmış bir milletiz” demişti... Son dönem ‘transfer masalları’mızı bundan daha iyi açıklayan bir ifade olamaz...

METİN-ALİ-FEYYAZ’LI BEŞİKTAŞ’IN FİLMİ VİZYONDA

Beşiktaş’ın üst üste 3 şampiyonluk kazanan ve Metin-Ali-Feyyaz ile simgeleşmiş dönemlerini anlatan Kolej Havası belgeseli bugün vizyona giriyor. Vodafone Park’taki galasına katıldığım belgesel, Uğur Vardan’dan rol çalarak söylersem; teknik açıdan bir açılım sunmuyor. Bazı kurgusal sıkıntılara da sahip. Ali Gültiken ve Sergen Yalçın’ın yer almaması, -belki kendi tasarruflarıdır- önemli bir boşluk. Dönemin muhabirlerinin olmaması da bir handikap.... Ancak, tüm bunlara rağmen belgesel eninde sonunda, Mehmet Üstünkaya döneminde yokluktan ötürü başlatılan özkaynak düzeni sayesinde ortaya çıkan takımın büyüsü, sizi sararak yeniden 80’lerden 90’ların ortasına kadar götürüyor. Öz kaynağın başındaki Serpil Hamdi Tüzün’den Gordon Milne’ye kadarki gelişim, düşüş ve zirveler Süleyman Oktay, Ziya Doğan, Rıza Çalımbay, Ulvi Güveneroğlu, Kadir Akbulut, Rıza Çalımbay, Mehmet Özdilek, Şenol Fidan, Metin Tekin ve Feyyaz Uçar’ın tanıklığıyla anlatılıyor. Kolej Havası, aynı zamanda endüstriyel futbol öncesi son durağı da anlatıyor: ‘Şampiyonluk’tan önce ‘değerler’, ‘mütevazılık’ ve ‘arkadaşlık’ diyen bir futbol takımının öyküsü... Başarılarının da sırrı zaten bu kavramlar... Yer yer duygulanıyor, yer yer kahkahalara boğuluyorsunuz. Ülkemizde futbola dair her kitabın alınmasını, her filmin de izlenmesini koşulsuz tavsiye edenlerdenim ki bu alandaki üretim çoğalsın... Kolej Havası’ndan bugünkü Beşiktaş taraftarının ve yönetiminin çıkaracağı bir ders var mı? Evvela bir iman tazelenecektir, izlendiğinde. Çıkarılması gereken dersi de İbrahim Altınsay güzel özetliyor. Mealen şöyle diyor: O kolej takımı, duygusallığın takımıydı. Bugün ihtiyacımız olan şey bu duygusallığı daha da çoğaltmak

X