GeriKenan BAŞARAN 'Bizim sistem' ve 'onların sistemi'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Bizim sistem' ve 'onların sistemi'

Abdullah Avcı, Beşiktaş ile henüz aidiyet ilişkisi kuramamış.

BURASI Beşiktaş... Burada üst düzey görev alan herkesin kurduğu tüm cümleler kelime kelime didiklenir. Abdullah Avcı, futbolu kavramsallaştırmayı seven bir teknik direktör. Bir futbol maçını anlatırken “Önümüzdeki maça bakacağız” sığlından uzak bir isim. Misal, sol ayaklı stoper Victor Ruiz’i değerlendirirken, “Bugünkü futbolda açılar çok önemlidir” dedi. Bunun gibi birçok örnek verebilirim, oyunun dilini derinleştirmeye yönelik çabalarını.

3-0 kaybedilen Sivasspor maçında benim açımdan skordan ziyade üzerinde durulması gereken esas nokta, Avcı’nın maçtaki bir hamlesi ve maç sonu onu açıklama biçimiydi...

Beşiktaş, maça Avcı’nın geriden pasla çıkmayı önceleyen, topu rakibe vermeyen bir oyun sistemiyle başladı. 2-0’dan sonraysa geçen sezonki oyun düzenine dönüldü. Bunu yadırgadım. Zira değişimler, devrimci tonlar taşır. Avcı, Sivas’ta kendi inandığı sistemde sonuna kadar ısrar etseydi, bir maç kaybederdi. Ancak, 2-0’dan sonra eski düzene dönerek, bir sezonu kaybetme ihtimalini doğurdu. Oyuncular Avcı’nın her ne şartta olursa olsun, sisteminde ısrarcı olduğunu ve “Buna ayak uyduran formayı giyer” mesajını almalıydı.

En kötü karar, kararsızlıktan iyidir. Oyun içinde revizyonlar elbet olur, ama yeni kurulan sistemin daha ilk denemesinde siyahtan beyaza geçmek, otoriteyi sorgulatır. Maç sonunda Avcı bu sistem değişikliğini anlatırken aynen şu ifadeleri kullandı:

“1- Bizim sistemi denedik olmadı, 2- Onların alışık olduğu sistemini denedik, bu olmadı...” Avcı, ayrıca zihinsel olarak bu duruma bakacaklarını da sözlerine ekledi. Bence zihinsel çalışmanın birinci dersi ‘aidiyet’ olmalı. Maçın stresi, yenilginin getirdiği zihinsel dağınıklık vs. gibi sebepler söylenebilir ancak Avcı’nın kurduğu cümledeki ‘biz’ ve ‘onlar’, kendisinin de henüz takımla gerçek bir aidiyet bağı kuramadığını gösteriyor. Öyle ya, ‘biz’ kim, ‘onlar’ kim? Malum, detaylar önemlidir.

BiLE BiLE LADES: ORHAN AK

FiKRET Orman ve Abdullah Avcı, Orhan Ak’ın göreceği tepkiyi nedense hesap etmeyerek sezona 1-0 geride başladılar. Sonrasında taraftarın neye tepki gösterdiğini bilinçli olarak kabul etmek istemediler. Evet, meselenin iki ayağı vardı: 1- Dört yıl önce taraftarla Yalova vapurunda yaptığı kavga. 2- FETÖ ile geçmişteki ilişki iddası...

Ak, birinci için açıklama yaptı, ikinci için hiç konuşmadı. Bu konudaki sorulara ne Orman ne Avcı cevap verdi.

Orman, göreve geldiği günden beri başka bir Beşiktaş taraftarı yaratmaya çalışıyor. Özetle ‘müşteri’ özellikleri yüksek olan bir taraftar tipi... Teşbihte hata olmaz; ‘Çarşı’yı ‘Pazar’ yapmak istiyor. 7 yıldır bu çatışma yaşanıyor. Yoksa 2 şampiyonluk, yeni stat ve Avrupa’daki başarıdan ötürü taraftar onu çoktan baştacı ederdi. 90’larda ve 2000’lerde taraftar gruplarının kulüplerle kurduğu ilişkiler çok sağlıklı değildi. Bilet, seyahat vs gibi konularda grupların kulüplerden faydalandığı aşikâr. Ama Orman, Beşiktaş tribün dokusunu bozmadan, onlarla iletişime geçerek dönüştürebilirdi. Ve o zaman herkes için bonkörce kullandığı ‘pırıl pırıl’ ifadesini, kendi taraftarı için de kurabilirdi!

Sezon başındaki yanlışı Orhan Ak, dün istifa ederek geç de olsa düzeltti. Bu istifa, Orman’ın “takip etmiyorum” dediği sosyal medyanın da gücünü teyit etti.

ARAS ÖZBiLiZ BANKASI!

AJAX’ta parlayan Aras Özbiliz, 2016’da alındığında kimse yanlış bir iş diyemezdi. Ancak sonrasında çok yanlış yapıldı. Lokomotiv Moskova’da yaşadığı sakatlık bir yana Beşiktaş ile ilk sezonunda yaşadığı sakatlık Aras’ı yokuş aşağı itmeye başladı. 3 yıllık veya 3+1 yıllık bir sözleşme imzalandı. Ne kadar para ödeneceği de bilmiyorduk zira KAP’a bir açıklama yapılmamıştı. Sadece 1.3 milyon bonservis bedeli ödendiği açıklanmıştı. Ama meslek icabı ulaştık bu bilgiye: Yıllık 1.6 milyon Euro... Bu çocuk üç kez kiralandı. İlk ikisinde gittiği takımlarda da doğru düzgün oynayamadı.

Son kiralandığı Willem II’de 17 maça çıktı. Aras’ın olmayacağı neredeyse geldiğinden ilk sezonunda anlaşılmışken neden bir türlü satılamadı? Bunu geçtim, bu çocuğun sözleşmesi neden 1 yıl daha uzatıldı? Ne yazık ki bu konuda yönetim susuyor. Bize de tahmin yapmak düşüyor: Aras’ın parası doğru düzgün ödenemediği için ödül olarak mukavelesi bir yıl daha uzatıldı. Bir nevi bankalarla yapılan ‘borç yapılandırılması’ gibi! Ve filmin sonunda Aras’ın 6 dakikası ligde, 247 dakikası da kupada olmak üzere Beşiktaş’a sahada harcadığı 253 dakikasının masrafı en az 7 milyon Euro oldu. Hadi siz deyin 5, hatta 3!

OĞUZHAN AYDOĞAN DiYE BiRi

OĞUZHAN Aydoğan’ı yine soracağım. Beşiktaş, bu çocuğu ‘geleceğin yıldız’ı diyerek tam 3 yıl önce altyapıya aldı. Bugün 22 yaşında. CV’sinde santrfor, sağ ve sol kanat, on numara ve savunma önü oynayabileceği yazılı. Beşiktaş, bu pozisyonlara sürekli oyuncu alırken, bu çocuk, bugüne kadar A takımla sadece bir kupa maçında 20 dakika oynayabildi, o da 3 sezon önce! Sedat, Alpay, Fatih, Oğuzhan Akgün gibi birçok oyuncu kiralandı. Ama bu çocuk, ne A takıma alınıyor ne de kiralık gönderiliyor. Bu nasıl bir iş? Anlayan varsa beri gelsin...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle