GeriKenan BAŞARAN Ben size facialar vaat ediyorum!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ben size facialar vaat ediyorum!

Koç, bugünden bakınca aslında işinin belki de en kolay tarafının Aziz Yıldırım’ı seçimde yenmek olduğunu görmüştür.

ALİ Koç, teknik direktörü Phillip Cocu’ya destek açıklaması yaparken aslında Demokles’in Kılıcı’nı medyanın eline verdi. Koç’un “Çok büyük bir facia olmadığı taktirde devre arasına kadar hiçbir şey yapmam” açıklamasında ‘facia’ diyerek güçlü bir şerh düşüyor ama bizim medya kültürümüz, en ufak puan kaybında bile “Cocu gidiyor” haberlerine konu yapacaktır.

Değişim ateşi 24 saatte yakılabilir ama yeni yapı için 24 ay bile belki yetersiz kalabilir. Koç, bugünden bakınca aslında işinin belki de en kolay tarafının Aziz Yıldırım’ı seçimde yenmek olduğunu görmüştür. Daha zor olan en son 3.2 milyar lira olan 20 yıllık borç mirasını taşımak, kulübe sirayet etmiş bir yönetim şeklinin arızalarını ortadan kaldırmak. Tam da bu noktada Koç’un rahat çalışabilmesi için futbol takımını tartışmanın göbeğinden uzak tutması lazım. Bu yüzdendir ki “Facia bir sonuca rağmen biz Cocu ile bu yola baş koyduk” demeli.

Churchill’in “Size sadece kan, zahmet, gözyaşı ve ter vaat ediyorum” sözünün futboldaki karşılığı bu olsa gerek...

Ve ayrıca “Facia sonuç” dediğiniz ne olabilir ki? Misal G.Saray’ın Kadıköy’de F.Bahçe’yi 3-0 yenip, ‘geleneğe’ son vermesi midir?

Peki G.Saray’ın altın çağı nasıl başlamıştı? Bir ‘facia sonuç’la.

Fatih Terim’li G.Saray, Sami Yen’de 4-0, Kadıköy’de 3-2 kaybetmişti? O sezon sonunda G.Saray şampiyon olmuş ve üst üste 4 yıllık serinin yolu açılmış ve bu yol da UEFA Kupası ve Süper Kupa ile taçlanmıştı. Galatasaray, Fenerbahçe’den 6 yediğinde de Terim gönderilmemişti... Ali Koç, sadece F.Bahçe’yi değil, Türkiye futbol kültürünü de değiştirme görevini üstlenmeli. Ki bu kültür değişirse Fenerbahçe’deki değişim de daha kolay gerçekleşir....

LUCESCU, 100 METRECİ DEĞİL, MARATONCUDUR

MIRCEA Lucescu bir ‘sabır insanı’dır. Zanaatkârdır. Hani milli takıma giden oyuncuları ligde oynatmayıp, 2 ay onun eline verseniz, Avrupa şampiyonluğunu dahi garanti edebilir. Bu nedenle “Keşke 10 günüm daha olsa” diyor. Biz onun çelişkili veya şikâyetlerine G.Saray ve Beşiktaş’tan alışığız. Bence Rumen hoca, Ulusal Lig maçlarını, UEFA’ya inat, yine de hazırlık maçları olarak görüyor. Onun hedefi yeni yıldaki normal Euro 2020 elemeleri... İsveç galibiyeti büyük bir özgüven sağladı. Biz de sabredersek Lucescu, en iyi milli takım kariyerine Türkiye’de imza atabilir... Çünkü o 100 metreci değil, maratoncudur...

TÜRK FUTBOLUNU YILMAZ VURAL MI KURTARACAK?

ŞENOL Güneş, geçen salı günü, 90 dakika süren bir basın toplantısı düzenledi. Kendi hesabıma yeni bir söz duymadım.

Güneş, UEFA Elit Teknik Direktörler Toplantısı’nda da, salı toplantısında da genel olarak futbol felsefemizdeki sorunlardan söz etti. Yabancı meselesinin de bu çerçevede ele alınması gerektiğini söyledi. Ve yabancı sayısını fazla bulduğunu de vurguladı yine.

14 yabancının mimarı Fatih Terim çok güzel ifade etti: “14 yabancı değil, 14 yerli mecburiyeti var.”

Evet, bu kadar basit. Güneş, yabancıyı fazla mı buluyor? O zaman kafasındaki sayı neyse, o kadar yabancı talep etsin yönetimden. Yabancıyı çok bulan Güneş, Altınordu maçı sonrası “Bugün 7 genç oyuncu oynatmak zorunda kaldık” dedi. ‘Zorunda kaldık’ ifadesi umarım bir dil sürçmesidir. Öyle ya, bir özel maçta bile altyapıdan oyuncu oynatmayacaksanız, yerli oyuncu nasıl yetişecek?

Haliyle, bu cümle şöyle kurulmalıydı: “Milli maçlara giden oyuncular nedeniyle bugün 7 genç oyuncuyu oynatıp görme şansımız oldu”...

Ersun Yanal da yabancı tartışmasında topa girdi ve altyapıları adres verdi...

Hemen sormalı: “Siz TFF futbol gelişim direktörüyken ne yaptınız?”

Güneş de, Yanal da hem büyük kulüplerde hem milli takımda çalıştı. İkisi de futbolun en güçlü aktörlerinden.

Yakınacak değil, yakınılacak pozisyondalar. Kusura bakmayın ama Terim, Güneş ve Yanal dururken Türk futbolunu Yılmaz Vural’ın kurtarmasını beklemiyorum. Çünkü o sizin oturduğunuz koltuklara hiç oturamadı...

ORMAN-ADALI-QUARESMA

2012-13 sezonu öncesi Fikret Orman ile Quaresma ile anlaşmazlığa düşüp yolları ayırdı. Quaresma’ya havaalanında yolcu eden tek kişi önceki dönemin yöneticisi Serdal Adalı’ydı. Adalı, 2013’te Orman’ın karşısında başkan adayıydı. Quaresma, 2015’te geri döndü ve sonuçları da harika oldu... Adalı, pazar günü yeniden Beşiktaş yöneticisi olacak... Bunu isteyen ‘uzlaşma kültürü’ diye okuyabilir, isteyen de “Dün dündür, bugün bugün”...

SERDAR GÜRLER’İN KAPAĞI!

RUSYA’ya 2-1 kaybederken de A Milli Takım’ın son yarım saatlik oyunu umut vadetmişti.

Bu umut nihayet İsveç’te somutlaştı ve 3-2 kazandık. Kazanmaktan daha da önemli olan 90 dakika oyunu domine etmemizdi. Lucecsu’nun oluşturduğu takım her şeyden önce çok sempatik. Herkes o ‘ağabeyler’ ve ‘adamlar’ın racon kestiği takımdan yorulmuştu. Ancak Serdar Gürler, bunun farkına varamamış ki galibiyet coşkusuyla “Bize inanmayanlara kapak olsun” dedi!

Bunu bir Rus gazetesine söylediğini açıkladı sonra. Rus gazetelerini takip etmesi sevindirici lakin öyle olsa bile sevimsiz bir açıklama.

Sevgili Serdar...

Sen, canla başla oyna yeter.

Sen, ‘vatan-millet’ dedikten sonra prim kavgası yapma, o da yeter... Biz o zaman kaybetsen de sizi alkışlarız...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle