GeriYazarlar EuroLeague’de 13. ve 14.Maçlar: Kaderle Düello
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

EuroLeague’de 13. ve 14.Maçlar: Kaderle Düello

Star Wars serisinin ikonikleşmesinde John Williams’ın müziklerinin büyük yeri var. İlk akla gelen; “Imperial March”, “Main Title”, “Rebel Fanfare” dışında çoğu SW hayranının favorisi “Duel Of Fates (Kaderle Düello)” gibi eserleri şu an mırıldandığınızı duyar gibiyim. Fenerbahçe Doğuş açısından da çift maçlı kritik EuroLeague haftasını, sonu 2.şampiyonluğa kadar uzanabilecek kaderimizle “düello” zincirinin başlangıcı olarak nitelendirebiliriz.

EuroLeague’in çift maçlı haftaları başladığından beri iki galibiyet alamadığımız malum. Kızılyıldız karşısında da bu istatistiği kırmak istediğimizi haykırırcasına başladık ve ilk çeyrekte sadece 11 sayı gördük potamızda. Vesely’i sonradan oyuna almamız sayesinde enerjimiz sürekli yüksek kaldı. Ahmet Düverioğlu’nun sakat olduğu ve rotasyonun daraldığı bu haftada, Çek uzunu fırsat bulunca dinlendirmemiz harika oldu. Kızılyıldız karşısında bir kez daha gördük ki, Thompson’ı sahada tutmak çok zor. Amerikalı uzun, 13 dakika sahada kalıp 4 faul aldı. Özellikle kendisine doğru penetre eden oyunculara karşı, ya yanlış adım atıyor ya da ellerini kontrol edemiyor. EuroLeague’deki rakiplerimiz de bu fırsatı tepmeyip, maden gibi işliyorlar.

Aslında delici gardlara karşı yaşadığımız problem, birazcık bizim tercihimiz. Oyun yapımız gereği, bu tarz oyuncuların içeri penetre etmesine müsaade edip karşılarına Datome veya Melli’yi çıkarıyoruz. Kurduğumuz tuzak yüzünden rakip top kaybı yapıyor, en olmadı dengesiz bir atışla hücumunu sonlandırıyor. Sırbistan deplasmanında da, Kızılyıldız takımının Dobric dışında hiçbir oyuncusu çift haneli sayılara çıkamadı. Takımımızdaysa, Wanamaker’ın sırtı dönük oyunları ve darbeye rağmen pozisyonları yüksek yüzdeyle bitirebilmesi zorlu geçmesi gereken maçta kilidi açtı.

Maccabi karşısında vereceğimiz ofansif ribauntların problem olacağı aşikardı. Üç sezondur uygulanan Vesely’nin atletizmiyle dışarda savunma yapması, özellikle bu tarz hareketli kısalar ve hücum ribauntlarını almaya meyilli takımlar için zayıf karnımız oluyor. İsrail deplasmanında da ilk 5 dakika boyunca rakibe sürekli ikinci atış şanslarını verdik. Vesely’nin 3-sayı çizgisine doğru çıktığı tüm savunma hamlelerimize, Maccabi’nin ilk adımı hızlı gardları potamıza penetre ederek skor ürettiler. Yetmezmiş gibi Thompson’ın 2 dakikada aldığı 3 faulü söylemiyorum bile.

Maça felaket başlamamıza rağmen, şampiyon yüreğinin gerekliliği olarak rakibe farkı açtırmadık ve 5 sayı bandında takip edebildik. Asist/top kaybı oranımız, maçı izlememiş olsanız bile takımımızın hücumuyla ilgili en net fikri veren istatistik. İlk yarı boyunca 6 asiste karşılık, 6 top kaybı yapmamıza rağmen 40-36’yla soyunma odasına girmemizi Obradovic’in rotasyon mucizesi olarak görebiliriz. İlk yarıda 11 oyuncu kullanmamız, sürekli doğru kadroyu bulmaya çalışmışız gibi gözükse bile, ritim bulamayan takımı sürekli skorda tutmayı başardı. Sinan Güler’e parantez açmak gerek, bu maça kadar sadece 3 müsabakada süre almasına rağmen nasıl bir profesyonel olduğunu bize tekrar hatırlattı. Tam farkın açılmaya başladığı anda oyuna girdi ve 2 top çalmayla kritik köşe 3’lüğüne imza attı. Fakat bu bile yeterli olmadı. Uzun rotasyonumuzun darlığı, maç esnasında sakatlanan Kalinic ve kafa bandıyla oynamak zorunda kalan Datome’yle birleşince son çeyrekte enerjimiz kalmadı. Vesely ile yaptığımız dış savunma bize 40 dakika boyunca skor olarak geri döndü.

İlk, Kızılyıldız oyuncusu eski dostumuz Antic’i selamladık, ardından geçen sezon oynadığımız  ve iki maçı da kaybettiğimiz Maccabi Fox’a karşı adetimizi bozmadık. Hakemler, sahadaki oyuncular gibi bazen iyi bazen kötü günlerinde olabiliyorlar. Ama bu Davor, Yoda’yı bile karanlık tarafa geçirebilecek potansiyele sahip. Buradan sesleniyorum; Ey EuroLeague, 2.şampiyonluk için geliyoruz ve bu sefer fonda “We Are The Champions” değil, “Imperial March” çalacak.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle