GeriElif Çongur 112. yaşın kutlu olsun Beşiktaş
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

112. yaşın kutlu olsun Beşiktaş

Eğer bir Beşiktaş filmi çeksem 1911 yılının yaz aylarında başlar.

Söylememe lüzum yok herhalde, film bir feda hikâyesidir: O gün, henüz on yedi yaşındaki futbol tutkunu Ahmet Şerafettin, arkadaşlarını da yanına alarak Beşiktaş kulübünün Akaretler’deki binasına gelmiştir.

Fuat, Ahmet Fetgeri ve Mahzar Beylerin karşısına geçer. Yaşını çok aşan bir vakarla idarecilerin gözlerinin içine içine bakarak şöyle der:

“Bizler futbolu Beşiktaş Kulübü’nün sporcuları olarak oynamak istiyoruz. Semtin gençleri olarak buna hakkımız olduğuna inanıyor, memlekete tam sıhhatli ve kuvvetli bir gençlik yetiştirmek amacıyla kurulan Beşiktaş Kulübü’nün himayesini bekliyoruz!” Sonra film boyunca onu Şeref Bey olarak; Beşiktaş futbol şubesinin kurucusu, ilk kaptanı ve teknik direktörü olarak görürüz.

Beşiktaş’ın maçlarını yapabileceği bir stadın inşa edilmesi, Şeref Bey’in en büyük rüyası olur. O rüyaya ömrünü adar, ağırlaşan hastalığına, doktorların koyduğu yasaklara rağmen stadın yapımı için çabalar.
- “Beşiktaş seni öldürecek!” derler.
- “Feda…” der.
Söylememe lüzum yok herhalde, film bir veda hikâyesidir: Şeref Bey, ilerleyen hastalığına son çare olarak Viyana’ya gider ama yapılacak fazla bir şeyin kalmadığını anlamış, bir yandan da Beşiktaş’ı çok özlemiştir. Belki de yatağında ölmek istemiştir. Doktorlarla konuşur bir ay olmadan döner. Otuz dokuz yıllık gencecik ömrünü feda ettiği Şeref Stadı’ndan uğurlanır. Öyle istemiştir. Vasiyetidir.

Eğer bir Beşiktaş filmi çeksem 19 Ocak 1941’de biter. Söylememe lüzum yok herhalde film bir cefa hikâyesidir:

Şeref Stadı, o gün Beşiktaş-Süleymaniye maçının ev sahibidir. Son iki yılın şampiyonu olan Beşiktaş, o yıl da rakipleriyle arayı açar ve o gün stada lider olarak çıkar. Maçta da farkı giderek açmaktadır. Süleymaniye kalesine üst üste yaptığı ataklar sırasında, stattaki binlerce taraftar ve gazeteciler bir sesle donar kalır. Beşiktaş, ismini işte o an bulur:

“Haydi be Kara Kartallar! Hücum edin Kara Kartallar!”

Tezahüratın sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır. Şeref Stadı kadar yakındır denize. Derler ki, stadın deniz tarafındaki duvarlarıyla boğaz suları arasındaki kara parçasındaki bir kulübede yaşar. Fena Beşiktaşlıdır. Ne maç kaçırır, ne idman. Ondan ötürüdür Beşiktaş’a “Kara Kartal” derler. Ondan ötürüdür Beşiktaş halkın takımıdır.

Beşiktaş’ın 112. yaşı kutlu olsun. Yeni yaş kutlamaları, UEFA çeyrek final kutlamalarına karışsın.

Şeref Bey’e, Mehmet Galin’e, Baba Hakkı’ya, Süleyman Seba’ya, Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan herkese selam olsun. Çünkü Beşiktaş filmi bir vefa hikâyesidir.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle