« Hürriyet.com.tr
MENÜ

TFF Başkanı olsam(!)

Bu yılın en başarılı üç takımı kimdir? Diye bir sorsam;

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Ateş Bakan

Futbol

Sanırım büyük bir çoğunluğunuz ilk üçe, Başakşehir ve Konyaspor takımlarını yazarsınız…

İlk bakışta da haklısınız…

Başakşehir; Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’u geride bırakmış ve ligi ikinci sırada bitirmiş… Kupada da final oynamış…

Konyaspor ise mütevazı bütçesi ile düşme korkusu yaşamamış, Kupa şampiyonluğunu kazanmış…

Her iki takımda şeref kürsüsünde yer almayı hak etmiş…

Ancak artık bu bakış açımızı değiştirmek zorundayız!

***

Bu takımlarımız Avrupa’da ne yapmış? Artık ona bakmak zorundayız!

Bakalım:

Her ikisi de ülkeye sadece, almış oldukları 1 puanın karşılığı olan 200’er puan getirmişler…

Türkiye bu yıl 48,5 puan karşılığı, 9.700 puan toplamış…

Bunun sadece 200 puanını bu takımlar getirmiş…

Beşiktaş:20, Osmanlıspor 13.5, Fenerbahçe 13 puana toplarken, bu iki takımımızı 1’er puan almış(!)

O zaman şunu gönül rahatlığı ile söylemeliyiz;

Türkiye bu takımlarımıza temsil hakkı vermiş, bu takımlarımız ülkeyi gerektiği şekilde temsil edememiş…

Bu kazanılan puanlar çok değerli… Ülkenin sıralamasını dolayısı ile Avrupa’da kaç takım ile temsil edileceğimizi belirliyor…

Yazmak istediğimin özet şu ki;

Futbolumuzun tek kurtuluşu; Hedefini Avrupa’ya yönlendirmektir…

Basketbol ve voleybolun izinden gitmektir!

Hepimiz artık buraya bakmak zorundayız…

Yoksa bu “ilkel kısır döngüden” kurtulamayız…

NE YAPMALI?

Hem kulüplerin, hem de taraftarın hedefini Avrupa’ya çevirmek kolay iş değil…

Ayrıca “alt yapılardan oyuncu yetiştirmek”, “ligdeki hedefsiz maç sayısını azaltmak”, “Türkiye Liginin marka değerini yükseltmek ve yayın hakkını yurt dışına pazarlamak” gibi önemli konularda Federasyonun görevi olmalı…

Asli görevi bu olmalı…

Biliyorum bu iş sadece para ile de olmaz…

Başta medyamız olmak üzere hepimizin kafasını buraya yorması gerekiyor…

Ben işin en kolay yönünden başlayayım havuzdaki parayı “bence” diyerek bu amaçlar doğrultusunda dağıtayım:

Bir:

Havuzdaki paranın yüzde 10’unu takımlarımızın Avrupa’da yaptığı maçlardan aldığı sonuca göre dağıtalım…

Böylesi bir değişken Avrupa’da yok…

Olsun… “Doğru” ise bizimki ilk olsun…

Öneriyi örnek ile anlatırsa daha kolay olacak…

X takımı, bu yıl Avrupa’da Türkiye’yi temsil etti.

Bu maçlara gereken önemi vermedi. Takımın form planlaması, Süper Lige göre yapıldı. Sıfır puan aldı geldi…

Biz buna, “kendi bileceği iştir” diyemeyiz…

Çünkü aldığı veya alamadığı puanlar ülkemize yazılıyor bir sonraki yıl gidecek takım sayımız ona göre belirleniyor… Hatta o puanın etkisi 5 yıl sürüyor…

Özet ile puan almak Milli bir görev!

Müdahale etmek lazım…

Ben ettim…

Takımların Avrupa maçlarında aldıkları puana, ödül para verelim…

Alamadıkları puanlara da ceza keselim

Tabi ki, aldığı puanı iki katsayısı ile çarparak para verirken, alamadığı puanı bir katsayısı ile çarpalım ki, perişan olmasın…

İki:

Eski şampiyonluk sayısı komik…

Hemen kaldıralım!

Bu durumda;

Şampiyonluk ile para ilişkisini ortadan kaldırdıktan sonra Türkiye Futbol Tarihinin başlangıç nokrasını daha sağlıklı saptayabiliriz…

Türkiye Futbol Federasyonunun Logosunda 1923 tarihi vardır…

O günden bu yana şampiyon olan takımlara hakkının verilmesi gerekir

Büyüklerin;

“Bizim şampiyonluklar ne olacak?” diye itirazı olabilir;

Bende;

“Onlar sizin gelir kaynağınız değil şerefiniz, ancak mazi ile yaşanmaz geleceği planlamak lazım” derim.

Ayrıca;

Fenerbahçe’ye:

“Cihatlar, Lefterler, Fikretler” diye marş söyleyip;

Hedefimiz 20. Şampiyonluk demek olmaz!” derim…

Galatasaray’a:

Baba Gündüzleri, Aslan Nihatları, Kulübün kurulduğu Mekteb-i Sultani’yi anlatıp;

Şampiyonluk sayısını saymaya;1959 yılından başlayamazsın! Derim…

Beşiktaş’a:

“Şeref’inle oyna, Hakkı’nla kazan!” Diyorsan arkadaş;

Şerefli tarihine sahip çıkmalısın!

Türkiye’de futbolu1959 yılından başlatarak Baba Hakkı’yı ve Ahmed Şerafettin Bey’i “oynamamış” sayamazsın!

Derim…

Üç:

“Alt yapıdan oyuncu yetişmiyor” demiyor muyuz?

Hepimiz hem fikiriz ancak önlem almaya gelince yokuz…

TFF yabancı oyuncudan gelecek olan parayı buraya harcayacaktı… Farkına bile varamadık aniden yok etmiş…

Gelin teşvik edelim…

Alt yapıdan oyuncu yetiştiren ve oynatan kulüplere havuzdan pay verelim…

Batıda böylesi bir uygulama yok…

Ancak adamların böylesi bir derdi de yok!

Kıstası ne olacak?

Mesela o yılın alt yapı milli takımlarına ve o oyuncuların maçlarda aldıkları süreye göre dağıtıla bilinir.

Ayrıca Süper Ligde oynayan oyuncuların yetiştikleri kulüplere bakılıp ona göre dağıla bilinir?

Ben atıyorum, mutlaka daha objektif kıstaslar olabilir.

Sağlıklı veriler bulması kolaydır… Yeter ki niyetimiz olsun…

Dört:

İlk 6 ya eşit para vermek yanlış… Neden altı? Yedi veya beş değil? Bence anlamsız… Anlamlı hale getirelim… Amacımız, ligdeki “hedefsiz maç” sayısını azaltmak olsun… Lig sıralamasını üçe bölelim… Son altı takım para almasın… İlk altı takım büyük payı alsın… 7 ile 12.sırayı alan takımlar da, daha küçük bir pay alsın… Hedefi kalmamış orta sıra takımlarının maçları bırakmasını önleyelim… Bir başka takımın kaderi ile oynamasınlar… Basamaklar arsında kayda değer farklar olsun…

Beş:

Bizde çağa uyalım ve maç yayınlarının reyting oranına bakalım… Para oradan geliyor… Yok sayamayız…

Takımlarımız da izlenme oranını arttırabilmek için çaba içine girsin…

Yüzde 5 de buna ayıralım…

Altı:

Takımlarımıza eşit olarak dağıtılan katılımcı payı güzel… Takımlarımız arasındaki güç farkını dengeliyor… Bir ilave yapalım TFF1. Liginden gelen üç takıma biraz daha fazla verelim. Ayak uydursunlar ve hemen geldikleri gibi gitmesinler…

Yedi:

Takımların son 5 yıllık performansına bakalım… Avrupa’da tüm kulüpler ve ülkeler son 5 yıllık performansları ile değerlendiriliyor biz de uyum sağlayalım

Statik değil dinamik olsun… Teşvik etsin… Maziye para dağıtacağına günümüze prim verilsin.

Sekiz:

O yılın performansı, aynen puanlar gibi olsun… Galibiyet 3 birim iken, beraberlik 1 birim olsun… Havuzdaki payı da yüzde 30 olsun…

SONUÇ ve ÖNERİ:

% 35 Katılım payı…

% 30 O yılın performansı.

% 10 Alt yapıdan oyuncu yetiştiren kulüplere.

% 10 Kulüplerin Avrupa’dan aldıkları puana göre.

%  5 Son 5 yılın performansı.

%  5 Yayın izlenme oranı ve sayısına göre.

%  5 Sıralamaya göre…

Ben sadece “bence” dedim…

Tek arzum; “Kimin kime ne dediğini?” Değil, bunları konuşabilmek...

Dedikoduları bırakıp, sezonu ve geleceğimizi planlamak!


Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler