Güzel takım ile Barcelona  

Oğlum Hür dört ay önce görev yaptığı firmanın Barcelona ofisinde çalışmayı arzu etti ve göreve başladı.

Haberin Devamı

 

Hanımla ben ise oğlumuzu ziyaret için hemen ucuz uçak bileti ve doğru bir tarih arayışına girdik.

Tahmin edebileceğiniz gibi EuroLeagu’nun maç takvimini açtık, Fenerbahçe’nin Barcelona’da oynayacağı maça çarpı işaretini koyduk…

Elbette bunu duyan çocuklarımız, kardeşlerimiz ve arkadaşlarımız ile birlikte toplam 12 kişi olduk…

Şehrin merkezine yakın bir apartmanın iki dairesini kiraladık.

 

***

Barcelona çok iyi huylu bir şehir… Kolay bir şehir, huzur veriyor insana…

Üç gün boyunca, son yıllarda yürümediğim kadar yol yürüdüm… O kadar canlı bir şehir ki, yürürken hiç sıkılmadım… O kadar düzgün planlanmış ki, “kaybolur muyuz?”, diye derdimiz hiç olmadı…

Haberin Devamı

Hür, cebime bir de kart koydu… “Baba yorulduğunda bu kartı okutup istediğin yerden bisiklet alabilir, canın istediği yerde bir park yeri bulursun ve bırakırsın” dedi… Gerçekten büyük kolaylık, ücreti de komik bir para… Aynı uygulama motosiklet için de var… Metro ile here yere ulaşabiliyorsunuz… Özetle kolay şehir… Hele İstanbul’dan sonra çok kolay şehir…

Şehri doya doya gezdik…

 

***

Sıra, “Güzel Takımın” maçına geldi…

O sabah bir başka güzel uyanıldı… Totem kokan formalar giyildi… Gün boyunca caddelerde o formalar ile dolaşıldı. Maç öncesi gidilen son durak en meşhur caddeleri olan La Rambla caddesindeki semt pazarıydı… Bin bir çeşit peynir, et ve deniz kabukluları, en tok insanı bile deliler gibi acıktırıyordu… Taburelere oturduk ve her bir üründen küçük küçük atıştırdık… Bir yandan da Kadıköy’de olduğu gibi maçın havasına girdik…

Maç biletini rakip takıma ayrılan tribünden değil, Hür’ün orada yaşama avantajı sayesinde ön sıradan almıştık… Yani Barcelona taraftarının arasından… Salona girdiğimizde hiç de yalnız olmadığımızı gördük. Muhtelif bölgelerde sarıçiçekler açmıştı… Abartmıyorum, salonun en az beşte biri Fenerbahçe taraftarıydı. 

Farkı kapatıp öne geçtiğimiz ve Barcelona’ya mola aldırdığımız anda “Sevdik seni!” diye başlayınca, bir anda ne kadar kalabalık olduğumuz anlaşıldı…

 

***

 

Haberin Devamı

Barcelona basket takımı bu yıl çok farklı. Vurdumduymaz tavırda değiller… Kazanmayı çok istiyorlar… Bu yıl onlar için kazanmak, sadece spor olayı da değil. Takım, “Ayrılmanın simgesi” konumunda… Salonları ise bir anlamda politik bir arena… Maçın büyük bölümünde hep birlikte tutuklu olan politik liderlerine özgürlük çağrısında bulunan sloganlar atıyorlar… Geçmiş yıllardan daha arzulu ve daha gerginler.

Buna rağmen bizlere tahammül ettiler…

Özellikle Hür’ün ikizi, Gür’e(!)

İşte burada hepimizin öğrenmesi gereken şeyler var:

Yan yana oturduk, biz belki daha fazla bağırdık…

Güvenlik görevlileri bizleri yakından takip ettiler ancak müdahale etmediler… Maçı kaybettiler, hakeme sinirlendiler, bizlere dönüp tek laf etmediler… Bir an bizim en medeni salonlarımızdan Fenerbahçe Ülker Arena’yı geldi aklıma… Barcelona taraftarının bizim aramıza gelip, bizim yaptıklarımızı yaptıklarını düşündüm;

Olmadı…

 

***

 

Haberin Devamı

Salonları küçük ve tamamen doluydu… Taraftar, maçı etkileyebilecek konumdaydı…                                               

Makkabi ile oynadıkları maçı izlemiştim… Maçı birinci dakikada bitirdiler. Özellikle Seraphin ligin en iyi 5 numaralarından biri. Zaman zaman 4 uzun ile oynadılar ve çok etkili oldular…

Kafamda, “Final Four adaylarından biri Barcelona” dedim… Çekinerek gittim maça…

Nitekim ilk yarı kafa kafaya geçti…

Ancak Fenerbahçe giderek oturan ve güzelleşen bir takım… Adım adım geliyor, giderek rakibin sayı atması zorlaşıyor… Hissediyorsunuz bunu… Güveniyorsun takımına… Rakip ise her geçen dakika umutlarını yitirmeye başlıyor, bireyselliğe dönüyor… Bir de rakibin oyun kurucusu Heurtel olunca, işiniz çok kolaylaşıyor… Acele atışlar, “ben kurtarıcı olayım arzusu”, hemen başlıyor. İstatistiklere bakarsanız, iki oyun kurucumuzun en fazla skor yaptığını görürsünüz… Meseleye bir de tersten, “Bu oyuncuları kim tutuyor?” Diye bakarsanız, Efes’in Heurtel’den ayrılmasını mutlulukla karşılarsınız ama yerine kimi koyduğuna, sakın bakmayın(!) Aynada tekrar Heurtel’i görürsünüz…

Dönelim maçımıza:

 

***

Kazandık…

Haberin Devamı

Hem de oldukça rahat kazandık… Sevindik ama zafer çığlıkları atmadık… Takımımız da, büyük bir coşku göstermedi…

Çünkü alıştık…

Doğalı buymuş gibi gelmeye başladı.

İşte güzel olan da bu!

Güzel takım bizi, Barcelona’yı Barcelona’da yenmeye alıştırdı…

Bizde onları izlemeye alıştık…

Hanım ile planlarımızı onlara göre ayarlıyoruz… Görmek istediğimiz şehirlerdeki Fenerbahçe’nin maçlarını işaretliyor, yıllık tatil programlarımızı ona göre yapıyoruz…

Tavsiye ederim. Hep mutlu dönüyoruz…

 

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları