GeriFutbol Flaş sözler: G.Saray krizi yönetemedi!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Flaş sözler: G.Saray krizi yönetemedi!

Flaş sözler: G.Saray krizi yönetemedi!

Gazetemiz yazarlarından Mehmet Arslan, Uğur Meleke, Rüştü Reçber ve Uğur Vardan Futbol Konsey'inde kendilerine yöneltilen soruları yanıtladı.

İşte o sorular ve yazarlarımızın yanıtları! 

1-Futbol kalitesinin çok düşük olduğu derbiyi Beşiktaş kazandı. Yapılan revizyon sonrası 3 maçtır toparlanma işaretleri veren bir Beşiktaş var. 

2-G.Saray, derbiye 40 bin taraftarın önünde idman yaparak gitti. F.Bahçe maçından bu yana TFF ve kurullarına karşı bayrak açmış durumda. Bu kavga stratejisini sürdürmek doğru mu?

3-Kulüpler Birliği, Galatasaray’a haber vermeden bir bildiri yayınladı. Bir nevi korsan bildiriye dönüştü. Böyle bir şey nasıl olabilir?

4-F.Bahçe-Kasımpaşa maçın hakemin penaltıyı tekrarlamamasının açıklaması var mı? Öte yandan F.Bahçe’de nispeten iyi oynasa da yine galip gelemedi.

5-Milli Takım’ın 2020 eleme grubu rakipleri belli oldu. Fransa ve İzlanda... Şansımızı nasıl görüyorsunuz?

6-UEFA Avrupa Ligi 2’yi de ilan etti. Avrupa Ligi bile çok tartışılırken 2’cisi çok gerekli miydi? Futbola olan ilgiyi artırır mı azaltır mı?

 

CEVAPLAR

 

RÜŞTÜ REÇBER 

1- İSME DEĞİL HAKKI OLANA FORMA VERİNCE

Ligimizin kalite, tempo ve futbol seyri bakımından özellikle Avrupa’nın sayılı liglerinden geride olduğu maalesef bir gerçek.  Büyük maçlar ve derbiler de aslında oynanan ligin de aynasıdır. Şenol Hoca, Avrupa maçı dahil, son 3 maçta şu mesajı verdi: “Beşiktaş formasını isimler değil, hakkı olan giyecektir.“

Yaşlı takımda taze, aç, dinamik ve genç isimlerin sahaya sürülmesi takıma  pozitif yansıdı. Şenol Hoca tabir caizse, futbolcuyu pişirip yenecek hale getirince masaya koyar. Dorukhan ve Güven’de olduğu gibi. Yoksa sahaya sürmezdi. Ve Mustafa Pektemek... Burun kıvrılsa da katkısını  unutmamalı. Son derbide yine gördük. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo Şenol Hoca’nın doğru hamleler yaptığının bir ispatıdır.

2- G.SARAY SÜREÇ İYİ YÖNETEMEDİ

G.Saray futbolumuzun lokomotivlerindendir. 40 binle değil, 100 binle de antrenman yapar.  Gördüğüm kadarıyla F.Bahçe derbisinden sonraki süreç, G.Saray’ın her birimince iyi yönetilemedi. Özeleştiri yapmadan sorumlulukları dışarıda aradılar. Şimdiye kadar hiç bir başkan veya hocanın taraftarı önüne katarak bu şekilde söylemlerde bulunduğunu görmedim.  Sağlıklı düşünen hiç bir taraftar bu tarz söylemleri ciddiye almaz. Başarı da başarısızlık da futbolun doğasında vardır. Önemli olan kendine aynaya bakabilmektir. Başkan, yönetici ve hoca söylemine dikkat etmeli. Kaldı ki bu tarz konuşmalar hiç istemediğimiz sonuçların başlangıcı  da olabilir.

3- G.SARAY’A HABER VERİLMELİYDİ

Kulupler Birliği’nin değerlere sahip çıkma hamlesine saygı duyuyorum. Hakem arkadaşlarımıza dair kararı ben de onaylamıyorum. Ama ‘birlik’ olarak  kararın yanlış olduğunu söyleycekseniz, kendisini mağdur gören G.Saray’ı da mutlaka bilgilendirmelisiniz.  Bilgi vermeden böyle bir karar almanın kabul edilebilir bir yanı yoktur.  Siz o zaman yangına körükle gidiyorsunuz demektir.  Böyle bir kararla Galatasaray’ı hatalı ve yapılanlardan sorumlu olarak görmüş oluyorsunuz. Bu da birleştirici ve kaynaştırıcı olan sporun ruhuna ters bir harekettir.

4- VAR HAKEMLERİ UYARMADI MI?

Hakem Uğurlu penaltıyı tekrarlamalıydı. Ama VAR’dan izlemesine rağmen pozisyonu süzemedi. VAR odası hakemleri Uğurlu’ya ya neden destek vermedi? Verdiler de buna rağmen Uğurlu kendi kararını uyguladıysa, bu da açığa çıkar. F.Bahçe’ye gelince... En kötü sezonu 1980-81’dir. Küme düşmekten averajla kurtulmuştu. Haftaya, ‘belalısı’ diyebileceğimiz Akhisar ile oynayacak. Küme düşme psikolojisini düşünmek için erken. Kasımpaşa maçında iyi sinyal verildi, sürdürülürse Akhisar sezonun en rahat maçı olur

 5- ARNAVUTLUK DA RAKİBİMİZ OLACAK

Grubumuzda Fransa’nın favori olduğunu söylememize gerek yok. İzlanda ilgili kötü deneyimlerimiz var. İzlanda ile beraber Arnavutluk’u da 2.lik yarışında rakibimiz olarak görüyorum.  Milli takım, oyun olarak gelişen ve birbirini tanamıya başlayan  yetenekli ve de gençlerin ağırliklı olduğu bir kadro.  Ayrıca iyi yoldayız bunu da söylemek gerekir.  Bunun yanında eksiklerimiz de var. Mesela, gol yollarındaki sorunumuzu ve basit gol yeme problemimizi çözmemiz lazım. Bir diğer dezavantaj  diyebileceğimiz nokta da, liglerinde birbirleriyle aynı takımda oynayan futbolcularımızın sayısının yok denecek kadar az olmasıdır.  Bunları aştığımızda iyi şeyler bizi bekleyecektir.

6- KULÜPLER İÇİN YENİ KAZANÇ KAPISI

Avantajlarını fazla olduğunu düşünüyorum:

1- Kulüplere yeni bir kazanç kapısı olacak.

2-Ülke puanına katkı sağlayacak.

3-Yoğun maç trafiği nedeniyle  kadrolar daha geniş olacak.

4-Yetenekli futbolcuları görme şansımız artacak.

5-Takımlara yeni bir hedef yaratılacak.

6- Avrupa Ligi’de 3. olsan bile yoluna başka bir kulvarda devam edecek. 

Dezavantajlar:

1-Futbolu sevenler için iyi olmayacaktır. 

2- Futbol takvimi çok sıkışacak.

3-Futbolcular daha az dinlenecek.

HAFTANIN ENLERİ: ·

HAFTANIN OLAYI: Beşiktaş’ın UEFA Avrpua Ligi’nde deplasmanda 2-0 geriye düştüğü maçı 3-2 kazanması.

HAFTANIN TAKIMI: Sivasspor

HAFTANIN HOCASI: Hakan Keleş

HAFTANIN FUTBOLCUSU: Diagne

HAFTANIN HAKEMİ: Cüneyt Çakır

 

MEHMET ARSLAN

BEŞİKTAŞ DEĞİL ŞENOL GÜNEŞ DÖNDÜ

1- Bu soruya “Evet” yanıtı veremem. Ama “Şenol Güneş dündü mü?” derseniz, “Evet” derim. Sadece futbolcuların değil, teknik adamların da formsuz olabileceğini yıllar önce Mustafa Denizli futbol literatürümüze sokmuştu. Bu sezon başından beri bireysel olarak da, takım olarak da bir gelişme gösterememişti Beşiktaş. Ama son 3 maçta alternatif oyuncularla farklı bir yol buldu Güneş. Onun bu formu takıma nasıl yansıyacak, bunu göreceğiz. Ama görüntü olumlu.

ŞAMPİYON TERİM’E İHTİYACIMIZ YOK

2- Fatih Terim bu ülkenin yetiştirdiği en önemli ve en değerli teknik adamların başında gelir. Onun tavrı, Galatasaray’ın tavrını belirler. Türk futbolunun ve ülkenin şampiyon olmuş yeni bir Fatih Terim’e değil, futbolu kucaklayan, yol gösteren, yeni vizyonlar çizen ve örnek olan bir Terim’e ihtiyacı var. Tamamladığı 8 sezonun 7’sinde şampiyon olmuş Terim’in Galatasaray’ına kimse komplo kurmaz, kuramaz. Galatasaray bir öz eleştiri yapmalı. Takım iyi futbol oynamıyor. Bunun nedenleri üzerine yoğunlaşmalı.

DOĞRU VE YANLIŞ BİRBİRİNE GİRDİ

3- 1- MHK hakemlere ceza verebilir mi, “Evet” verebilir. Ama nasıl ceza vereceğini sezon başında açıklar. Ama ne yaptı MHK?

2- Konya maçının hakemi için G.Saray’ın tepkisinden hemen sonra tarihinde hiç yapmadığı bir açıklamayı yapıp iki hakemi kızağa çekti.

3- Yani oyun devam ederken yeni bir kural koydu. Bu olmaz. Olursa böyle bir açıklama gelir Kulüpler Birliği’nden. YANLIŞ 1.

4- Ama Kulüpler Birliği de tüm kulüplerin onayını almadan böyle bir açıklama yaptı. Haklıyken haksız duruma düştü. YANLIŞ 2.

5-Daha da ötesi G.Saray’a haber bile vermedi. YANLIŞ 3.

6-Ve açıklamasını TFF’ye tehdide kadar götürdü. YANLIŞ 4.

 

ZOR AMA iMKÂNSIZ DEĞiL

5- Zor ama imkânsız değil. Fransa son dünya şampiyonu. İzlanda ise çok iyi bir takım. Ama yetenekli ve genç bir takımımız var bizim. Bu bakımdan ben umudumu koruyorum.

BU ÜÇÜNCÜ KUPA BANA HİÇ Mİ HİÇ, SICAK GELMİYOR

6- UEFA ne yapmaya çalışıyor, anlamış değilim. Tamam Avrupa futbolunu 10-15 ülkenin hâkimiyetinden çıkarıp diğer ülkelere yaymalı ama bunun yolu yeni bir Avrupa Kupası icat etmek mi? Doğrusu bu düşünce bana hiç sıcak gelmedi. Bir dönem, Şampiyonlar Kulüpler Kupası, UEFA Kupası ve Kupa Galipleri Kupası diye 3 turnuva vardı. Şimdi yine benzer bir yapıya dönülüyor. Ama bana hiç sıcak gelmiyor.

HAFTANIN ENLERi:

HAFTANIN OLAYI: Yaşar Kemal Uğurlu’nun VAR’a rağmen penaltıyı tekrar etmemesi...

HAFTANIN TAKIMI: Sivasspor

HAFTANIN HOCASI: Hakan Keleş

HAFTANIN FUTBOLCUSU: Ekuban

HAFTANIN HAKEMİ: Cüneyt Çakır

UĞUR MELEKE

VAR ARASI FUTBOL İZLİYORUZ

1- Türkiye’de kronik bir ‘faul sorunu’ var. Bu maçta tam 35 faul düdüğü çaldı. Her faulde oyun duraksıyor, her faulde itiraz! Bu kadar çok faulün olduğu bir ligde futbol akışkan olabilir mi? Üstüne şimdi bir de nur topu gibi VAR problemimiz doğdu. Medel-Vida pozisyonunda hakeme nasıl ‘izle’ tavsiyesi yapılır, nasıl vakit kaybedilir anlamıyorum. Eren-Necip pozisyonunda oyun 3 dakika 11 saniye durdu. Ortada hiçbir şey yok. Faul arası, VAR arası futbol izliyoruz Türkiye’de. Ve bu iş fena halde can sıkıcı olmaya başladı.

BİN YILLIK TAKTİKLER BUNLAR

2- Bin yıllık eskimiş taktikler bunlar... Sezon başında Gomis’i zorla gönderiyorsun, yerini Muğdat’la dolduruyorsun(!) Konyaspor’a ve Beşiktaş’a karşı sadece 2 buçuk hücumcuyla sahaya çıkıyorsun. Konya’yla 3 gün, 3 gece oynasan gol atacak gibi bir görüntü yok ortada. Hakemler saçmaladıkları için yine kötü futbolun konuşulmuyor. Karşındaki meslektaşın Güven’i-Dorukhan’ı 11’de oynatıyor ama sen Yunus’a dakika vermiyorsun. Önce oyuna bakmak lazım, ki ortada bir oyun yok Galatasaray’da.

AÇIKLAMA KOMEDİ FİLMİ GİBİ

3- Ülke futbolunu neresinden tutsan elinde kalır vaziyette! 30 yıldır Türk futbolunu izliyor, 13 yıldır yazıyorum; ilk kez kelimelerin bu kadar kifayetsiz kaldığı bir dönem yaşıyorum itiraf etmek gerekirse. TFF’nin Göçek-Özkahya konusunda verdiği görüntü hatalıydı. Hak ettikleri cezayı uygularsınız, dilerseniz maç vermezsiniz, gerekirse alt kategoriye düşürürsünüz ama bunu doğal akışı içinde sessizce yaparsınız. Kulüpler Birliği açıklaması ise bir komedi filmi gibi. Gülünç olmayan bir komedi üstelik.

MANTIKLA AÇIKLAYAMIYORUM

4- Uğurlu’nun hatası evlere şenlik. Monitöre gidip, izleyip, her iki takımdan 4 futbolcunun ceza alanına girdiğini görüp bu kararı vermesini akıl, izan, mantıkla açıklayamıyorum. Üstelik yeni bir kural değil bu. Bilmemesine imkân yok diye düşünüyor insan. Fenerbahçe’de yavaş da olsa gelişim var ama devre arasında muhakkak ön tarafa kaliteli 1-2 futbolcu almak zorundalar. Çünkü kadro kaliteleri rakiplerinin bence çok altında.

İZLANDA’DAN 4 PUAN ALMALIYIZ

5- Fransa, sadece bugünün değil, yarının da takımı. 2020 de dahil, önümüzdeki birkaç turnuvaya damga vuracaklar. Futbolda Messi/Ronaldo çağı yavaş yavaş sona gelirken Mbappe çağı başlıyor, Fransa’yı izleyip keyif almaya bakacağız dünyanın dört bir tarafındaki futbolseverler olarak. Ama İzlanda yaşlanan ve ana stratejisi deşifre olmaya başlayan bir takım. Çok saygıdeğerler ama yenilmez değiller. İzlanda’ya karşı bu kez 2 maçta 4 puanı koparan taraf biz olursak 2020 bileti alacağımıza inanıyorum.

ÜÇÜNCÜ KUPAYA KARŞI DEĞİLİM

6- Bizim çocukluğumuzda 32 olan ülke sayısı, bugün 55’e çıkmış durumda Avrupa’da... Konvansiyonel devler Şampiyonlar Ligi’ni sürprize kapattıkça, Avrupa Ligi’nin cazibesini artırmak gerekiyordu. Bu yıl 4’e katlanan para ödülleriyle bir miktar yaptı bunu UEFA... Üçüncü bir kupaya ben olumsuz bakmıyorum, ancak isminin ve formatının UEL2 olacağını hiç zannetmiyorum. Daha prestijli bir isimle, farklı sponsorlarla yeni bir turnuva yaratmalı UEFA... Yoksa ‘Avrupa Ligi 2’ isimli bir turnuva uzun ömürlü olmaz, olamaz.

HAFTANIN ENLERİ:

HAFTANIN OLAYI: Yaşar Kemal Uğurlu’nun monitörden de izlediği halde penaltıyı tekrarlatmaması skandalı.

HAFTANIN TAKIMI: Beşiktaş

HAFTANIN HOCASI: Hakan Keleş

HAFTANIN FUTBOLCUSU: Umut Meraş

HAFTANIN HAKEMİ: Cüneyt Çakır

UĞUR VARDAN

GALATASARAY ÖLÇÜ DEĞİL!

1- HENÜZ 14. dönemeci dönülmüş bir maratonda zaten Beşiktaş’ın yarıştan koptuğunu düşünemeyiz. Lakin şöyle bir durum var; kolu kanadı kırık bir G.Saray’a karşı maç kazanıldı ama oyun değil. Tabii ‘kötü oynayıp kazanmak çok önemli’ klişesi devreye sokulabilir ama artık eski kimliklerin geçerli olmadığı bir ‘Süper Lig’ ortamında herkes ‘golcüsüz Galatasaray’ gibi davranmayabilir. Sonraki mesafeleri ilişkin Beşiktaş-Trabzon maçı daha fazla fikir verecektir diye düşünüyorum,

DIŞ MİHRAKLAR MI SATTIRDI?

2- Geçen hafta da söyledim; kendi başarısızlığını ört bas etmek için ‘dış mihraklar’ hayaline sarıldı, lakin geçen haftaki Konya maçındaki penaltı kararı, ardından ‘Kulüpler Birliği bildirisi’, tabloyu hayalden gerçeğe çevirir türden fırsatlar sundu. Yönetim böylelikle camiasını konsolide eder hale geldi. Terim de “Ocak’a kadar sabır” diyerek, bugünleri atlatma yolunda kendince bir takvim oluşturuyor. Ama şurası bir gerçek ki Ömer Bayram, Muğdat ve Onyekuru gibi ‘yetenekleri’ dış mihraklar aldırmadı, Gomis’i ‘dış mihraklar’ sattırmadı. Kavga stratejisi elbette doğru değil ama tutunulacak tek dal orası. YOK

BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ!

3- Bu bildiri, ‘yok aslında birbirimizden farkımız’ın yeni bir ifadesi. Futbolumuzun en belirgin telaffuzu kaosa dayalı stratejilerdir ve çok uzun zamandır, oyunun dinamikleri bu reflekslerle sisteme tutunur. Bugünün ‘dayanışmacıları’, dünün karşıtları, yarının farklı blokları olabilir ama fark etmez; önemli olan anı, şimdiki zamanı kurtarmaktır...

SON SIRAYI KANIKSAR OLDU

4- Kural hatası olduğu açık. En azından benim sıradan bir futbolsever olarak bilgim bu yönde (ki, hakem yorumcuları da aynı yönde görüş bildirdiler). ‘tekrar kararı’ alınır mı alınmaz mı bilemem ama kurallar böyle söylüyor. Bu konudan azade F.Bahçe için kötü olan şu: Son sıralarda dolaşma kanıksanır hale geldi. Ve genleri itibariyle sürekli zirve için maçlara çıkan bir takım, bu hafta ‘küme düşme potası’ndan uzaklaşmak için oynayacak. Elbette atlatılır bu günler ama yine de artık meselenin psikolojik bir soruna dönüşme arifesinde olduğu yadsınmaz bir gerçek.

KÂĞIT ÜZERİNDE UMUT YOK

5- Dünya Kupası bize Fransa’nın nasıl bir kapasiteye sahip olduğunu gösterdi. İstedikleri gibi vitesi artırıyorlar ve kime, nasıl oynayacaklarını çok iyi biliyorlar. Elbette kâğıt üstünde favori onlar. İzlanda potansiyel olarak kıtanın yeni futbol heyecanı; dahil oldukları her turnuvaya özel renk katıyorlar. Bence var olan son görüntülere göre bu iki takımı geçmemiz zor. Ayrıca anne tarafından bir Arnavut olarak (!) şunu söyleyeyim: Takım artık ulusal karakterleri olan ‘inatçılığı’ futbol alanında da gösteren bir kimliğe kavuştu. Dolayısıyla kâğıt üzerinde çok umut verici bir tablo yok ama futbol bu; yola çıkıldıktan sonra bambaşka denklemlerin içinde rotamızı bulma olasılığımız var tabii ki.

YENİ BİR FUZULİ KUPA DEMEK

6- Bıktırır... Aslında vakti zamanında, yola çıkılırken her şeyin doğru planlandığı ve geçmişin ‘üç kupalı sistemi’nin (Şampiyon Kulüpler, UEFA ve Kupa Galipleri) ne kadar dengeli olduğunu görüyoruz. Şimdi aynı mantık, daha çok maç oynama ve para kazanma ‘aç gözlülüğü’ yani ‘endüstriyel fubol’ refleksleriyle sahaya sürülüyor. Bence Avrupa Ligi’ndeki grup sistemi fuzuli, şimdi de yeni bir ‘fuzuli’ sistem daha uygulanacak. İki maçlı eliminasyon sisteminin heyecan ve arzu bakımından daha işlevsel ve futbolsever ilgisi açısından daha doğru bir tercih olduğu kanısındayım.

HAFTANIN ENLERİ:

HAFTANIN OLAYI: Futbolumuzdaki ‘VAR’ etkisi ve onu yok sayan kimi hakem kararları.

HAFTANIN TAKIMI: Sivasspor

HAFTANIN HOCASI: Hakan Keleş

HAFTANIN FUTBOLCUSU: Diagne

HAFTANIN HAKEMİ: Suat Arslanboğa

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle