GeriBasketbol Duşko Ivanoviç: 'Gelin birlikte savaşalım!'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Duşko Ivanoviç: 'Gelin birlikte savaşalım!'

Duşko Ivanoviç: 'Gelin birlikte savaşalım!'

Yugoslav basketbolunun yaşayan efsanesi, Beşiktaş Sompo Japan koçu Duşko Ivanoviç, Hürriyet’ten Fatih Saboviç'e konuştu...

Aile köklerimin ait olduğu Yugoslavya’da kendime idol olarak gördüğüm 3 insan var; Aleksandar Nikoliç, Duşko Ivanoviç ve Zeljko Obradoviç...

Bu nedenle, ‘Karadağ’ın kutsal eli’ lakaplı Ivanoviç’in Beşiktaş’la anlaştığını öğrendiğimde çok sevindim. Çünkü TAU Ceramica efsanesini yaratan koçun, yeterli zaman, uygun şartlar ve kaliteli malzemeyi bulduğunda Türkiye’de ikinci bir, ‘Zeljko Obradoviç etkisi’ yaratabileceğini biliyordum. Ivanoviç geldiğinden bu yana büyük sorunlarla uğraşsa da parkede ‘rakibini ısıran’ bir takım yaratmayı ve gençlere sorumluluk vermeyi bildi.

Biz de, yaşayan Yugoslav efsaneyle bir araya gelip ona sorularımızı yönelttik...

Sayın Ivanoviç, 17 yaşında bir oyuncuyken Kızılyıldız’ı reddetmiştiniz. Bunun sebebi neydi?

Yugoslavya’da aşağı yukarı herkes, Partizan ya da Kızılyıldız’dan birini tutardı. Ben de çocukken, Kızılyıldız’ı desteklerdim. 17 yaşımdayken, bana bir teklif yaptılar. Kızılyıldız takımının kampında 1 ay zaman geçirdim...

Atmosfer çok kötü ve gergindi. Takımda aile ortamı yoktu. Gruplaşmalar vardı. Hiçbir zaman büyük bir yıldız olmayı hedeflemedim. Sevdiğim işi, mutlu olduğum ortamlarda yapmayı hedefledim. Belgrad’da oynayıp, hukuk okumak istiyordum ama 1 ay sonunda ailemi aradım. Gelip beni aldılar. Kızılyıldız maceram, kendi isteğimle başlamadan sona erdi.

Duşko Ivanoviç: Gelin birlikte savaşalım

Kariyerinize neden Beşiktaş’la döndünüz koç?

İnsan gittiği yere ait hissetmeli, mutlu olmalı... Bu yüzden Beşiktaş’tayım. Burada uygun bir temel var. Bu temel üzerine güzel ve kaliteli yapılar inşa edebiliriz.

Koçluğa 1 yıl ara verdim. Teklifler aldım ama değerlendirmedim. Bana uygun yerler değildi. Ancak Beşiktaş’tan Cihat Kumuşoğlu, Turhan Koray ve basketbol danışma kurulu üyeleri beni aradı. Görüşmelerin ardından 1 yıl
sonra koçluğa dönme kararı aldım. Bana mücadele ruhunu, bu oyunu benim gibi sevdiklerini ve tutkuyu hissettirdiler.

Beşiktaş taraftarı ateşlidir. Onlara mesajınız var mı?

Taraftara mesajım şu: Bu kulübün asla pes etmeme gücü ve savaşçı ruhunu hissettiğim için geldim. Karakterli sporculara hayran olurum. Takımım parkede skor ne olursa olsun her zaman savaşsın isterim. Taraftarımız da gelsin, hep birlikte daha iyisi için savaşalım!

TAU Ceramica’yı efsane yaptınız. Beşiktaş’taki gençler ve gelecek hakkında neler söylemek istersiniz?

TAU Ceramica, Alfredo Salazar gibi büyük bir scout’a sahipti. Genç yetenekleri bulup, çok üst düzey bir organizasyonla birleştirmiştik. Eğer size iyi malzemeler verilirse, siz de en iyi yemeği yapmaya çalışıyorsunuz ve ortaya güzel şeyler çıkıyor.

Beşiktaş’ta yerli ve genç isimler çok istekli.... Gelişim istiyorsanız, onları zor maçlarda oynatmalısınız. Oyuncularıma hep şunu sorarım:

“Bugün neden idmandasın?”

Çünkü eğer bir antrenmana geldiyseniz ve herhangi bir yönünüzde bir gram bile gelişme yoksa, sadece zaman kaybetmişsinizdir. Beşiktaş’ta aşılamaya çalıştığım mantalite de tam olarak bu...

Duşko Ivanoviç: Gelin birlikte savaşalım

Jugoplastika efsanesinin önemli taşıydınız. O yılları ve sizin de Obradoviç’in de hocası olan Aleksandar Nikoliç’i anlatır mısınız?

Jugoplastika’daki 3 sezon rüya gibiydi. O günleri çok özlüyorum. Aleksandar Nikoliç de, kulüp danışmanımızdı.

Sporcuyken, kendisiyle satranç oynar, hayat tavsiyeleri alırdım. Koç olmadan önce de defalarca konuştuk.

Onu çok seviyor ve özlüyorum. Nikoliç, parkinsondu. Ama parkeye çıkıp, basketbolla ilgilenince asla titremez ve bir rüyanın etkisine kapılmış gibi normal hayatını yaşardı. Basketbol aşkını ondan öğrendim. Bir keresinde çok şut çalıştığımda bana, “Evlat biliyor musun? Bazen çok çalışmamak daha iyidir. Kendine zaman ayır” demişti. Bunu asla unutamam...

‘YUGOSLAVYA’NIN BiR ‘SIRRI’ YOKTU!’

Yugoslavya’nın spordaki başarı sırrı: Bir sır olmamasıydı! DnA’sında spor olan herkes, çok çalışır ve savaşırdı. O zamanlar, “Kimlerdensin?”, “Dinin ne?”, “Etnik kökenin ne?” sorularını hiç duymadım. hırsızlık, cinayet yok denilecek kadar azdı. rüya gibi bir ülkeydi.

'MUSTAFA KEMAL ATATÜRK HAYRANIYIM’

Sanata ilgi duyuyorum. eşimle tablo koleksiyonumuz var. Şimdi; Andrew Mango’nun yazdığı Atatürk’ün biyografisini okuyorum. Ona hayranım ve yakından tanımak istiyorum. Anna Karenina ve Patria favori kitaplarım... Casablanca filmi de benim için özeldir.

Günün en popüler basketbol/iddaa tercihlerini incelemek için buraya tıklayın!


Yorumları Göster
Yorumları Gizle