GeriFutbol Ali Koç acilen bir ayar çekmelidir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ali Koç acilen bir ayar çekmelidir

Ali Koç acilen bir ayar çekmelidir

Hürriyet Gazetesi'nin her hafta düzenlediği Futbol Konsey'inde, Türk spor basınının önde gelen isimleri gündeme dair soruları yanıtladı.

Sorular:

1- Terim’in İzmir’deki konuşması, Cengiz’e kongre bile kaybettirir, yarın şampiyonluk kaçtığında. Ne dersiniz?

2- Alan transferi fiyaskoyla bitti. Galatasaray ki transferde de ‘efsaneleşmiş’ yöneticileriyle de bilinir. Para da var..

3- Fenerbahçe, nihayet şeytanın bacağını kırdı. Galibiyetin yanı sıra iyi sinyaller verdi. Artık yükseliş başlar mı?

4- Koç, kendilerine saldırılar olduğunu açıklayarak, “Biz buradayız, sonuna kadar” dedi. Koç’un hedefi kim?

5- Beşiktaş’ın 1 yılda vasatlaşmasının baş sorumlusu kim? Orman’ın yerinde olsanız Güneş’e ne dersiniz?

6- Başakşehir; lider, çok yıldızı var ve 500 bin nüfuslu bir semtte. Peki bu takım niye hâlâ 4 bin kişiye oynuyor?

Ali Koç acilen bir ayar çekmelidir

 İBRAHİM SETEN

1- GÜNEŞ, Avcı veya Yanal, böyle bir konuşsa, kulüp tarafından o basın toplantısı bitmeden ‘salt taraftar’ haline getirilirdi. Ama Terim, bu lafları söyledi, üstüne yönetim ertesi gece 02:14’te “Valla hocamızla mutlu-mesut çalışıyoruz” konseptli bir fotoğraf çektirip, internet sitesine koymak zorunda kaldı. Demek ki Terim sadece ‘teknik’ bir figür değil; daha da fazlası. O pozdan 3 mesaj çıkarırım: 1-Terim az bile söylemiş; 2- Yönetim taraftardan korkup “Billahi transfer için gecemizi gündüzümüze katıyoruz” demek zorunda kalmış; 3-Terim’in fotoğraftaki vücut diliyle “Ne işim var benim burda?” dediği de dikkatli gözlerden kaçmıyor.

G.SARAY ARTIK ÇÜRÜK GOLCÜ ALAMAZ

2- SEZON başında zamanı vardı, parası yoktu. Şimdi de parası var, zamanı yok. Transferin son ana kalmasının tek sebebi var: Yönetim az bonservisle ortalama golcülerle transferi tamamlamak isterken, Terim “Parası neyse verip iki santrfor gibi santrfor alalım; sonra onları daha yükseğe satıp para kazanırız” diye düşünüyor. İki tarafın da ayrı listesi vardı ama İzmir’deki o çıkış, dengeleri değiştirdi. Yönetim, artık akşam pazarından hafif çürük, çok ellenmiş sebzeyi ucuza alır gibi golcü alamaz.

FENERBAHÇE İLK DEFA DAYAK YEMEDİ

3- BURSA’da herkesin gözden kaçırdığı bir gerçek vardı: 115 km koşan Fenerbahçe sezon rekorunu kırmıştı. Yine çok koştular. Malatya’nın sertliğine cevap da verdiler. Fenerbahçe düne kadar çıtkırıldımdı, dayak yiyordu. Şimdi ise, fiziksel ve zihinsel yükleme sayesinde kora kor kavga edebiliyor. Fenerbahçe, bu hafta Göztepe’yi de yenerse ‘çukur’dan çıkıp, ilk 6 yolculuğunu başlatacak seriye girebilir. Sadık ve Moses’ın yanına fark yaratacak iki transfer daha yaparsa, ‘kaybedenler kulübü’ atmosferini tümden değiştirecektir.

MAKSATLI YÖNLENDİRMELER VAR

4- KOÇ’un hedefini bilemem. Genelde hedef olarak doğru yerlere baktığını da düşünmüyorum. Ama hedefi şu olmalı: Birdenbire Aziz Yıldırım, Beyaz Futbol ekibiyle buluşacak kadar kendini göstermeye karar verdi; Ali Şen, yıllar sonra camiaya yön verme konuşmaları yapar oldu; medyada ağır eleştiri olmalı zaten de, maksatlı yönlendirmeler başladı. İyi, güzel de n’oluyoruz yani! Muhalif kesimler, sanki kongre rüzgârı estirmeye çalışıyorlar. Tamam, Koç yönetimi büyük hatalar yaptı ama kongre için çok erken değil mi? Koç, bağcıyı dövmek isteyenlere acilen bir ayar çekmeli. Aksi takdirde ayarı ona çekecekler korkarım ki...

ORMAN, GÜNEŞ’E ‘VAR MISIN?’ DEMELi

5- KADROYA ‘vasat’ diyorsanız hiç katılmıyorum. Ligin en iyilerinden Başakşehir’den de iyi. Ama konsantrasyon ve sistem sorunu var. Orman olsam, Güneş’e “Yıllık maliyeti 25-30 milyon Euro’luk bir kadro kurmamız; gençler keşfetmeliyiz, var mısın?” diye sorarım. Güneş buna varsa, uzun süreli mukavele imzalarım. Yoksa Avcı, Kocaman tarzı bir sistem hocasıyla şimdiden el sıkışır, yeni Dorukhan’ları aramaya başlarım..

SEMTİN İLGİSİZLİĞİNİ ANLAMAK ZOR

6- DİĞER takımların seyircileri bile Başakşehir’e gitmeli. Ben de içimden hep “Gideceğim” deyip gidemiyorum uzak diye. Ama ilçe efradının ilgisizliğinin açıklaması yok. Başakşehir’i itibarsızlaştıran yorumlar da olumsuz etkiliyor.

UĞUR MELEKE

CENGİZ’E SEÇİM KAYBETTİRİR

1- TERİM, kamuoyunu yönetmekte de, medyayı yönlendirmekte de usta bir isim. Gomis’in gönderilip Devler Ligi tarihinin belki de en kolay grubunda sıra takımı olunması konusunda da detayları keşke paylaşsa kamuoyuyla. Ozan’ın satışında en kritik detay, sözleşmedeki 7.5 milyonluk çıkış opsiyonu. Eğer o opsiyon daha akılcı yazılsaydı, bugün zaten böyle bir kriz yaşanmamış olacaktı. Böyle bir fiyasko, evet, Mustafa Cengiz’e de, dünyanın her yerinde her başkana da seçim kaybettirir, bu da çok doğal.

ALAN’A VERECEĞİN PARAYI GOMİS’E VER

2- TRANSFER görüşmelerini anadili Türkçe konusundaki mahareti bile tartışmalı kişilerin sürdürüyor olması birinci sebep. İkincisi de, Mayıs 2018’den beri santrfor ihtiyacı belli olmasına rağmen işin yine son 48 saate sıkışması garabeti. Eğer Alan’a gerçekten 4.5 milyon Euro maaş verilecekse, bu maaş neden Gomis’e verilmedi ki? Başka bir oyuncu gelip sizden artış isterse, “Sen de 30 at, sana da zam yapalım” diyebilirdiniz üstelik o durumda.

MALATYA’YI EKİCİ KALİTESİYLE YENDİ

3- ERSUN Yanal göreve geldiğinden beri ihtiras konusunda sorun yok zaten. Çabalıyorlar, uğraşıyorlar ama yetersiz kalıyorlar, çünkü kaliteleri eksik. Malatya’yı yenebilmelerinin tek sebebi de Ekici’nin kalitesi. Slimani, Benzia, Ayew, Dirar yetenek kısırı. Fenerbahçe’nin elinde şu anda kaliteli diyebileceğiniz sadece 3 ofans adamı var: Ekici, Soldado ve Moses. Bunların yanına 1-2 yetenekli daha eklenmezse seri yakalanması hâlâ zor.

TROLLERİ Mİ CİDDİYE ALIYORLAR?

4- BİR gün içinde iki başkan benzer açıklamalar yaptı: Gündüz saatlerinde Mustafa Cengiz, konuşmasının içinde ‘fiziksel saldırı’ tabirini kullandı. Akşam da Ali Koç bahsetti saldırılardan. Ben bu konseyde istihbarat yönü zayıf tek kişiyim sanırım, bu sorunun yanıtını gerçekten bilmiyorum. Acaba sosyal medya saldırılarından mı söz ediyorlar? Çok mu ciddiye alıyorlar; sanki birilerinin maaşlı troll ekiplerini?

GÜNEŞ’iN MOTiVASYONU TÜKENMİŞ

5- BEŞİKTAŞ’ta ‘adı konmamış feda sezonu’ kararı alınmış, ama bu karar kamuoyuyla paylaşılmamış. Kalede Fabri’si, savunmada Marcelo’su-Tosic’i-Pepe’si, orta sahada Babel’i-Tolgay’ı-Talisca’sı, hücumda Cenk’i-Negredo’su, neredeyse bütün bir takımdan vazgeçildi 365 günde. Bugüne kadar Güneş’i sorumlular listesinde sona koyuyordum ama Erzurum önünde en uçta sırasıyla Burak-Pektemek-Larin oynayıp, Güven oturunca ben de şaşkınlık yaşadım doğrusu. Güneş’in de motivasyonu tükenmiş olabilir.

SOKAKTAKİ ÇOCUK, TARAFTARI MI?

6- GENÇLERBİRLİĞİ taraftarıyım, 96 yıllık koskoca Gençlerbirliği’nin taraftar sayısı da ezelden beri sayıca çok değildir. Ama her daim sempati toplamıştır ülke sathında. Demek ki sevmek/sevilmek, sadece tribündeki sayının çokluğu ile ilgili bir mesele değil. Bir çocuğun kalbine bazen bir sembol futbolcuyla girersiniz, bazen antrenörle, bazen masumiyetinizle, bazen dürüstlüğünüzle. Bugün Başakşehir sokaklarında koşturan 6-7 yaşındaki çocuklar Başakşehir taraftarı oluyorlarsa kulüp doğru yoldadır o zaman.

GÜNTEKİN ONAY: TERİM AZ BİLE SÖYLEDİ

Fatih Terim, kamuoyunu çok iyi yönlendirebileceğini bir kez daha gösterdi. Onun İzmir’de yönetime dair sözlerini Ersun Yanal ve Şenol Güneş söyleseydi, kulüpleri tarafından anında birer taraftara dönüştürülürlerdi. Ama Terim, salt bir teknik direktör değil ve yaptığı eleştirilerde de çok haklı.

TERİM’İN KREDİSİ SONSUZ

1-Fatih Terim, salt bir teknik adam olsaydı bu açıklamalar büyük bir krize yol açardı. Ancak Terim, 45 yıldır Galatasaray camiasının bir ferdi. Teknik adamlık yapmasa, yüksek divan üyesi veya başkan olacak bir profil. Ayrıca teknik adam olarak da 7 şampiyonluk ve 1 UEFA kupası kazanmış. O yüzden sonsuz bir kredisi var. Kim başkan olursa olsun, bu hiyerarşik durum Fatih Terim’in lehine işleyecektir.

YÖNETİMDE HÂKİM İSİM YOK

2- TRANSFER kolay bir süreç değil. Özellikle de ciddi ekonomik sorunlar yaşanıyorsa. Hele de Ocak’ta. Tabii ki Ağustos’tan beri santrfor arayan Galatasaray’ın henüz bir golcüye imza attıramamış olması düşündürücü. Ligin iki maçı geride kaldı. Şayet bu iki maçta 1 beraberlik dahi alınmış olsa puan farkı 8’e çıkacaktı. Geç kalındığı bir gerçek. Sadece 1-2 kişiye odaklanmış olmak, alternatif futbolculara yönelmemek stratejik bir hata. Sanıyorum mevcut yönetimde Avrupa pazarına hâkim olan
isimler mevcut değil. Bu durum da transferin gecikmesine yol açmış gibi gözüküyor.

YAZ TRANSFERLERİ OYNAMASIN

3- ŞU net görüldü ki Haziran ve Temmuz’da transfer edilen futbolcular ne kadar az oynarsa Fenerbahçe için o kadar iyi. Yarın kaleye Harun geçse orta sahada Jailson, Reyes, Benzia, Elif, forvette Slimani ve Frey oynasa olumsuz sonuçlar devam edecek. Ayew hâlâ verimsiz. Volkan, Mehmet Ekici, Topal, Soldado, Dirar ve Valbuena gibi mevcut kadronun eskileri hem daha kaliteli ve tecrübeli hem de Fenerbahçe formasının ne anlama geldiğini daha iyi biliyor. Alper’in de katılmasıyla Fenerbahçe, çubukluya layık bir ekip olacaktır. Bence Göztepe maçı da 3 puan ile geçilirse Fenerbahçe düzlüğe çıkacaktır.

FIRSATÇILARDAN RAHATSIZ

4- Ali Koç, saldırıyla eleştiri arasındaki farkı tabii ki algılayacak düzeyde. Belli bir kesimin mevcut durumu fırsat bilerek yıpratıcı eleştiriler yapmasından rahatsız. Başarısızlığı tabii ki kendisi de kabul ediyor. Fenerbahçe gibi bir kulüp 18. haftayı 17. kapatmışsa eleştiri tabii ki olacak. Ancak sanıyorum kastettiği farklı noktalar var. Bu konudaki rahatsızlığını FB TV’deki programda da dile getirmişti.

GEÇEN SEZONKİ 4’ÜNCÜLÜK

5- BEŞİKTAŞ ve Ankaragücü hariç, herkes güçlenmek için çabalıyor. Bu iki ekipse zayıflıyor. Beşiktaş’ın bu duruma düşmesinin 1 numaralı sebebi geçen sezonki 4.’lük. Şampiyonlar Ligi hesap edilerek kurulan yüksek maliyetli kadronun bedelini Avrupa Ligi’nin karşılaması imkânsızdı. Ayrıca motivasyon açısından Devler Ligi seviyesindeki kadronun konsantrasyon seviyesi düşük kaldı. Yönetim yüksek kontratları ödeyemedi. Huzursuzluk ve yaprak dökümü başladı. Güneş de bir kaç aydır çok formsuz; 11 seçimleri, değişiklikleri Beşiktaş’ı hep geriletti. Oğuzhan, Tolgay ve Töre gibi isimler ortada yok. Pektemek ve Necip gibi, bu seviyenin altında futbolcular sürekli oynuyor. Sadece Babel tutulsa, Burak Yılmaz krizi taraftarla diyalog kurarak daha iyi yönetilse Beşiktaş 2. yarıya daha güçlü girebilirdi. Kadro kalitesi eleştirisi yapanlar var ama bu takım evinde Sivas’a, Antalya’ya yenilecek; Erzurum ile berabere kalmamalıydı. Ayrıca geçen sezon Talisca, Pepe, Babel, Negredo dahil, zengin ve uluslararası bir kadro vardı. Hem ilk yarı hem lig sonu 4. oldu. Şu anki durumun sorumlusu geçen sezon alınan 4.’lüktür.

UZUN SOLUKLU İSTİKRARLA OLUR

6- BAŞAKŞEHİR’in taraftarı yok. Seyircisi de yok. Ancak Avrupa’da üst düzey başarı ve yıllarca istikrar sağlayabilirse bir taraftar kitlesi yakalayabilir. Istanbul’da 3 büyükler dışında insanlar memleketlerinin takımını tutuyor. Başakşehir için şunu söyleyebilirim: İlçede ciddi bir popülasyon var. Arda, Robinho, Emre vb. iyi oynayan bir takım varken futbol keyfi yapmak için futbolseverler stada gidebilir. Futbol izlemek için taraftar olmaya gerek yok. Gençliğimde Sarıyer maçlarına giderdim. Rıdvan, Çelebiç ve Sercan’lı Sarıyer iyi futbol oynuyordu.

MEHMET ARSLAN

FATİH TERİM HAKSIZ DEĞİL

1- HAKSIZ mı Allah aşkına! Transferi ne yazık ki eline yüzüne bulaştırdı bu yönetim ve kendi ayaklarına sıktı. Bu kadro ile Galatasaray şampiyon olursa, bu doğrudan Fatih Terim’in başarısı olur. Olmazsa da bu doğrudan yönetimin başarısızlığı olur. Bu kadar basit bir denkleme çevirdiler yöneticiliklerini. Ne yazık ki tablo bu.

AMATÖRLÜĞÜN SONUCU

2- O köprünün altından çok sular aktı. Sportif direktörler bunun için var zaten. Amatör yöneticilikle, bugün artık profesyonelliğin zirvesini yaşayan futbol dünyasına ayak uyduramazsınız. Uydurmaya çalışırsanız da önünüze ‘profesyonel dünyanın bariyerleri’ çıkar. Sadece menajerlere bağlı çalışırsanız da ufkunuz ancak o kadar olur. Bunu aşabilecek en pratik ve akıllı çözüm yoluysa futbol dünyasını bilen profesyonel sportif direktörlerle çalışmak. Her kulübün ihtiyacı olan budur.

GÜZEL GÜNLER BEKLİYOR

3- UMARIM başlar. Sadık’ın transferi bana önce çok sıradan gelmişti. Ama onun beden dili takım içinde kaybetmeye isyanın bir simgesi haline dönüştü. Bir dönem bu rolü Tuncay Şanlı oynardı Fenerbahçe’de. Sadık’ın bu beden dili, Moses gibi gerçekten kaliteli bir futbolcunun katkısı ve takımın Ersun Yanal ile giderek yükselen fizik gücü, iyi günlerin habercisi. Güzel günler bekliyor Fenerbahçe’yi.

CAMİA, FISITILAR VE MEDYA

4- SOSYAL medyada, ‘imza toplama ve Nihat Özdemir’i aday gösterme’ hamleleri, eski başkan Ali Şen’in inisiyatif alıp konuşması ister istemez böyle bir duygunun oluşmasına yol açtı. Düşünsenize, haftalardır başarısız sonuçlarla karşı karşıya Fenerbahçe Başkanı. En zor zamanda, en çok ihtiyacı olan destekten mahrum kaldığını hissetti. Hedefteki isimler net: Camia içindeki kımıldanmalar, eski yönetimin fısıltıları ve medyadaki eleştiriler.

VASATLAŞMA DEĞİL, KÜÇÜLME

5- SİZ vasatlaşma diyorsunuz, ben ise küçülme. İkisini birbirinden ayırmak lazım. Beşiktaş planlı bir şekilde küçülüyor. Başka bir formata geçiyor. Sezon sonu bunun boyutlarını daha iyi hissedeceğiz. “Ya yeni bir yol bulacağız, ya da yeni bir yol yapacağız” sözünün izinde yürüyor. Çünkü oyunculara verilen bu büyük rakamlarla baş etmeleri mümkün değil. Önce sağlam ekonomik yapı. Küçük rakamlarla da büyük takım yaratılabilir. Burada tek soru şu: Başarabilir mi? Başarmaları en büyük dileğim. Hatırlayın, Orman yönetiminin ilk dönemin. İmkânsızlıktan transfer sihirbazına dönüşmüşlerdi. Umarım bu kez de başarırlar.

BİR İKİ NESİL GEÇMESİ LAZIM

6- BAŞAKŞEHİR yeni kurulmuş bir ilçe. ‘Başakşehirli’ duygusunun oluşması için bir–iki nesil geçmeli. Bu da o kadar kolay değil. İnsanların kendilerini o coğrafyaya ait hissetmesi gerekiyor. Bu birinci neden. İkincisi ise ne yazık ki, Türk insanın spora ve özellikle futbola yaklaşımında yatıyor. Anadolu’da bir çok kentte bile o kentin takımı değil, üç büyükler baskın çıkıyor. Böyle bir gerçekle mücadele ediyor.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle