GeriFutbol 1. Başakşehir, 2. Galatasaray! Bu tablo değişmez
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

1. Başakşehir, 2. Galatasaray! Bu tablo değişmez

1. Başakşehir, 2. Galatasaray! Bu tablo değişmez

Başakşehir - Fenerbahçe maçı kırılma noktası olur.

1- Yıldırım Demirören, TFF Başkanlığı’ndan ayrıldı. Hazirandaki seçimde kim başkan olur, adayınız var mı?

2- Başakşehir, G.Saray ile puan farkını 8’e çıkardı. Başakşehir’e ‘Şampi’ yazmak için hazırlıklara başlamalı mı? 

3- Başakşehir-F.Bahçe maçının sonucu ne olur? F.Bahçe kendisi ve ezeli rakipleri için 3 puanı alabilecek durumda mı?

4- G.Saray, Erzurum maç saatine tepkiliydi. Terim, “30 puan var daha” dedi ama bunun yüzde kaçını alabilir ki? 

5- Orman-Güneş birlikteliğini sürdüren temel faktör nedir? Orman, Güneş ile devam kararını gözden geçirmeli mi?

6- F.Bahçe-Rize maçı hakem ve spor yorumcularının çoğunun kuralları bilmediğini gösterdi. Hicap verici değil mi?

Galatasaray ile puan farkını 8'e çıkaran Medipol Başakşehir, artık mutlu sona çok yakın. Başakşehir de puan kaybına uğrayabilir; ama ihtimal istikrarsız takipçileri için çok daha güçlü.

İbrahim Seten: 3 büyükler, lider Başakşehir'i yense bile, Galatasaray'ın kalan tüm maçları kazanacağı konusunda emin değilim.

Uğur Meleke: Başakşehir, "Şampi" başlıklarını hak ediyor. Bu istikrarsız ligden başka şampiyon çıkmayacak gibi.

Güntekin Onay: Başakşehir'in 3 büyüklerle maçı var. Üst üste iki maçta puan kaybederse bence yarış bir başka noktaya evrilir. 

Mehmet Arslan: Başakşehir'in şampiyon olacağını söylemek için henüz erken; ancak yine de onlar için "Şam" diye yazılabilir...

İBRAHİM SETEN:

HER RENGE DOST BiR BAŞKAN OLMALI

1- Tecrübem diyor ki, “İsmi erken ortaya atılan adayları yolda kurtlar kapar...” Gördüğüm kadarıyla başkanlık için istekli çok aday var. Benim temel kriterim şu: “Kimin koltuğa talip olduğu önemli değil; koltuk kimi çağırıyor, ona bakmak lazım.” Dolayısıyla ayrıştırıcı değil birleştirici, her renge dost olabilecek, tecrübeli, futboldan almaya değil futbola vermeye gelecek bir başkan aranıyor.. Şimdilik aday ismi vermek istemiyorum.

“G.SARAY 10’DA 10 YAPAR MI” SORUSUNA EVET DİYEMİYORUM

2- üç büyüklerin Başakşehir’i yendiğini düşünürsek, “G.Saray’ın şampiyon olma şansı var” diyebiliriz, matematiksel açıdan. Ama “G.Saray kalan 10 maçını da kazanır mı?” sorusuna ben “Evet” diyemem doğrusu. ‘Şampi’sini filan bilmem ama şu görüntüde 34’üncü hafta zirvede ilk 2 değişmez, Beşiktaş aşağı iner, F.Bahçe yukarı çıkar..

YA GOLLÜ BİR BERABERLİK OLUR VEYA FENERBAHÇE KAZANIR

3- Sezonun bence en güzel taktik savaşlarından biri olur. İki ekip de büyük maçları kıran kırana oynuyor. F.Bahçe bütün şanslarını kaybetse bile sadece itibarı için mücadele ediyor. Ve Beşiktaş’a karşı yaşanan geri dönüşten sonra şahane bir fırsat Başakşehir sınavı. Başakşehir de şampiyonluğu erken ilan etmek isteyecek. Çata çat derbi. Benim tahminim gollü beraberlik olur veya Fenerbahçe kazanır.

MAÇ SAATİ İÇİN ‘BÜYÜK AĞABEY’i DiNLEMEK ZORUNDASINIZ

4- TFF’yi geçtim; Türkiye’de maç gün ve saatleri konusunda en büyük yetkili şu patates lige yılda 500 milyon dolar ödeyen beIN Sports. Adamlar da rating için pazar akşamı 19.00’u seçmişler. 2 saat önce, 3 saat sonra ne deseniz boş. O paralarla transfer yaptığınız sürece büyük ağabeyi dinlemek zorundasınız. Ayrıca Galatasaray dış maçlarda sürekli etkisiz, saatten önce buna çare bulmaları gerek..

BEŞİKTAŞ’TA YÖNETiM VE GÜNEŞ’E ARTIK BİR GÜVEN KALMADI

5- BEşİkTaş sezon başında şenol Güneş’in A Milli Takım’ın başına geçmesine izin verse; iki taraf için de en kötü senaryo bundan beter olamazdı. Artık şu noktadan sonra tribünlerin yönetime ve Güneş’e güveni kalmadı. Doğru söyleseler bile kimse inanmıyor... Son 10 haftada Beşiktaş yarıştan koptuktan sonra da bütün gerilim önce Güneş’e sonra yönetime yansır. Yazık ettiler; koca sezonu heba ettiler...

TÜRKİYE’DE KURALLARI BIRAK DAHA FUTBOLU BiLMiYORLAR

6- Hadİ kurallar biraz uzmanlık konusu. Ama Türkiye’de bazı eski hakem ve futbolcular dışında çoğu yorumcu; futbolu bile bilmiyor. Taraftar yalakalığı ile ortamı gerip duruyorlar. Esas hicap duyulacak şey bu kadar cahilin bir araya gelip futbol kamuoyu oluşturması. Yoksa kural dediğin nedir ki, bakarsın kitapçığa öğrenirsin. Bizim zihniyetimiz bozuk, zihniyetimiz!..

1. Başakşehir, 2. Galatasaray Bu tablo değişmez

GÜNTEKİN ONAY:

ADAYIM YARDIMCI’DIR

1- bu bir ekip işi. Güçlü bir yönetim ve devamlılık ilkesinin de önemli olduğunu düşünüyorum. Benim adayım Servet Yardımcı. Hem UEFA’da önemli bir ağırlığı var hem de yeterli deneyime sahip ılımlı, olumlu bir iş adamı. Güçlü bir ekip oluştursa Türk futbolunu yönetecek niteliklere sahip. Tabii adayları görüp değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.

DAHA ÜÇ BÜYÜKLERLE OYNAYACAK

2- ‘ŞAMPİ’ demek için çok erken. Liverpool bile arkasında milyonlarca taraftarı varken son 6 maçta 8 puan kaybetti ve lider City oldu. Tabii ki Başakşehir, büyük avantaja sahip ancak daha Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray ile oynayacak. kayseri’ye gidecek. Üst üste 2 maç puan kaybı yaşarsa yarış başka bir noktaya evrilir.

F.BAHÇE KAZANIRSA SÜRPRiZ OLMAZ

3- FENERBAHÇE bu sezon Başakşehir, Beşiktaş ve Galatasaray ile oynadığı 4 maçı da kaybetmedi. Bu hafta da puan alması mümkün. Çünkü bu takımlar Fenerbahçe’nin adına, büyüklüğüne saygı duyarak, çekinerek oynuyor. Fenerbahçe de bu maçlarda formasının hakkını verdi. Ancak tabii ki favori Başakşehir ama Fenerbahçe kazanırsa da benim için sürpriz değil.

G.SARAY’IN GÜÇLÜ BİR OYUNU YOK

4- GÖRÜLDÜ ki koşullar son derece elverişliydi. Hava ve saha oyunu etkilemedi. Yüksek rakım Galatasaray’ı olumsuz etkilemiş olabilir. Galatasaray, yarışın içinde kalacaktır ancak sarı kırmızılıların beş zor deplasmanı var ve henüz güçlü bir deplasman oyunu yok. 8 puan farkın ötesinde asıl düşünülmesi gereken konu bu.

iKi NEDEN VAR: HÜSRAN VE PARA

5- ŞENOL Hoca mutlaka kazanmak istiyor ancak konjonktür artık misyonunu tamamladığını apaçık gösteriyor. Güneş, bundan sonraki süreçte Beşiktaş’a ne verebilir? Hangi oyuncuyu geliştirebilir? Önünde kazandıracak bir kupa var mı? Önümüzdeki sezona dair bir katkısı olabilir mi? Çok yüksek bir motivasyona sahip bir Beşiktaş izleyecek miyiz? Bu soruların hiçbirine olumlu cevap vermek mümkün değil. Şunu da unutmayalım: Sonuçlar iyi olmazsa Güneş yıpranacaktır. Orman’ın Güneş ısrarının iki izahı var: İlki Güneş gider de Beşiktaş sezonu hüsranla bitirirse eleştiri okları hocaya yönelir. Hoca gider de başkası gelirse bir hüsran sezonu durumunda hedefte orman olur. 2. seçenek Güneş’in yüklü bir alacağı var ve onu bırakıp gitmek istemiyor. Beşiktaş de ödemeye yanaşmıyor.

TOPLUMUN KAFASI KARIŞTIRILIYOR

6- ŞU algı oluştu: “Yeni bir kural var ve ofsayt da olsa penaltı.” Hayır, öyle değil. Ofsayttaki oyuncu top için mücadele ederse ve oyuna müdahilse pozisyon ofsayt. Sorulması gereken soru ofsayttaki Serdar aziz, top için rakibiyle mücadele ediyor mu? Tottenham-Arsenal maçındaki pozisyonla mukayese de çok yanlış. 1- Orada kalkan bir ofsayt bayrağı yok. Kaçan bir ofsayt bayrak var 2- Premier Lig’de VAR yok. Yani örnek doğru değil. Bilgi yetersizliğinden ortaya çelişkili fikirler atılıyor ve toplumun kafası karışıyor. Ligin devre arasında bizdeki VAR uygulamasında yanlışlıklar olduğunu ve soru işaretlerini bu sayfalarda yazmıştım. Uilenberg ve IFAB da bizdeki uygulamanın hatalarına vurgu yaptı. 

1. Başakşehir, 2. Galatasaray Bu tablo değişmez

MEHMET ARSLAN:

ÖZDEMiR DE GÜRELi DE OLABiLiR

1- YILDIRIM Demirören federasyonu, çok güçlüydü ve Türk futbolu için çok önemli kararlar aldı. Profesyonel hakemlik, VAR sistemi, yabancı oyuncu sayısı, yayın ihalesi gibi futbolu derinden etkileyen olumlu kararlar. Federasyonun gücü sadece aldığı kararlardan değil, yönetim kurulundaki etkili isimlerin varlığından da besleniyordu. Bu açıdan baktığımızda bu federasyonun içinde başkanlık potansiyeline sahip pek çok isim var. Ilımlı yaklaşımıyla herkesin saygı duyduğu bir isim Nihat Özdemir mesela. Şu anda görev başında bulunan Hüsnü Güreli mesela. Yeni başkan bu TFF içinden çıkmalı.

’ŞAMPi’ DEĞiL, ‘ŞAM’ YAZABiLiRiZ

2- ERKEN. Bşakşehir de farkında. “Farkında” diyorum, çünkü benzer bir farka geçen haftalarda ulaştıklarında Erzurum karşısında tökezlediklerini unutmadılar. F.Bahçe’ye kaybetseler ve G.Saray kazansa fark 5’e düşer. ‘Şampi’ değil, ama ‘Şam..’ yazılabilir.

YA BAŞAKŞEHiR VEYA BERABERE

3- YANAL’le direnci artan bir F.Bahçe var. Ama skora yansımıyor. Çok zor kazanıyor. Başakşehir ligin en iyi savunma yapan takımı. F.Bahçe’nin kazanma oranını düşürür bu istatistik. Ben önce Başakşehir kazanır, olmazsa berabere biter diyorum.

G.SARAY’A 10’DA 10 YETMEYEBiLiR

4- AH bu fanatizm! 1-Dünya alem bilir ki, bu ülkede futbolu ayakta tutan en önemli güç yayıncı. 2-Yine dünya alem bilir ki, yayıncının ödediği parayı çıkarabilmesi için büyüklerin maçları onun için en iyi saatte oynanır. Yani saat 19.00’da. 3- Çok elzem istisnalar dışında bu kural değişmez. 4- Hava soğuk diye, maçın saati  niye değişsin. Ne zaman değişti ki, şimdi talep ediliyor. Terim’in sözlerine gelince. G.Saray şampiyonluğu kaybedecekse, Erzurum karşısında kaybedilen 2 puan yüzünden kaybedecek. 10’da 10 yapması bile yeterli olmayabilir. Bu haftaki Başakşehir-F.Bahçe maçı çok büyük olasılıkla ligin röntgenini verir bize.

GÜNEŞ, MiLLi MESAİYE BAŞLASIN

5- ÖZELLIKLE Avrupa’da hocanın ayrılacağı belli olan takımların bile şampiyon olduklarını veya iddiasını sonuna kadar sürdürdüklerine çok şahit oldum. Ama aynı profesyonellik bu coğrafyada yaşanmıyor. Futbolcusu, hocası ve yönetimi bir boş vermişlik yaşıyor. Hoş, Beşiktaş işine dört elle sarılsa ne kazanacak, bu da tartışılır. En iyi karar Şenol Güneş’in A Milli Takım mesaisine erken başlaması olacaktır.

GAZETECi AMiGOYA DÖNÜŞTÜ

6- HICAP... Çünkü artık gazeteciliğin tanımı değişti! Kulüp muhabirleri o kulüpten haber veren gazeteci kimliğinden, o kulübün haklarını korumaya evrilen birer amigoya dönüşmeye başladı (Meslektaşlarıma çok da haksızlık etmeyeyim. Buna mecbur bırakılıyorlar. Yoksa kulüp dışlıyor). Taraftar da zaten doğru haberi istemiyor. Gazetecinin kendi kulübünü koruması ve kollaması gerektiğini düşünüyor, hatta bunu talep ediyor. Bu arz ve talep de bugünkü ortamı doğruyor. İnsanlar doğruyu değil, duymak istediklerini talep ediyor ve hatta buna zorluyor gazeteciyi. Bilgi, eğer donanım, haber ve analiz yeteneğiniz yoksa, sizde bu role soyunuveriyorsunuz. Gerçek kimin umurunda. Ne yazık ki tablo bu. Kimi zaman düşünmüyor değilim, ‘gazetelerin mi kulüplerde muhabirleri var, kulüplerin mi gazeteler de’ diye. Lütfen istisnalar üzerine alınmasın. Ama gerçeği gizleyerek de bir yere varamayız.

1. Başakşehir, 2. Galatasaray Bu tablo değişmez

UĞUR MELEKE: 

SÜPER LiG AŞ YÖNETMELİDİR

1- FUTBOLUN yönetim şemasının tamamen değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Yasa bir an önce yürürlüğe girmeli ve tüm kulüpler tamamen şirketleşmeli. 18 kulübün ortak hissedarı olduğu bir Süper Lig AŞ kurulmalı. Sıfırdan bir futbol disiplin talimatı yazılmalı. Hakem atamaları, yapay zekâ ve kuradan faydalanmalı. Süper Lig şirketleştiği için leş spor programlarında ya da sosyal medyada ligle ya da hakemlerle ilgili söylenecek her türlü itham, iddia, ticari itibar zedelediği gerekçesiyle mahkemeye taşınmalı ve bu itibar suikastı durdurulmalı. Bu adımları atacağını vaat eden bir aday varsa onu destekliyorum ben. Yıllarca hakem tehdit etmiş, kabadayılık kariyeri, futbol kariyerinin önünde olan adamları değil.

BAŞKA ŞAMPiYON ÇIKMAZ

2- INGILTERE’de meşhur bir espri var: “Sadece Liverpool, Tottenham, Atletico ve Dortmund’un katıldığı dörtlü bir lig icat etseniz, o ligden bir şampiyon çıkmaz” diye! Süper Lig de Başakşehir dışında benzer bir hale doğru gidiyor şu anda. Başakşehir doludizgin gidiyor, ‘Şampi’ başlıklarını hak ediyor. Ancak oldu da takıldı diyelim, ligin kalanı öyle istikrarsız ki, başka bir şampiyon çıkaramayacak gibi adeta!

EKSTRA FUTBOL GÜNÜ LAZIM

3- FENERBAHÇE’nin oynadığı oyuna tutkulu futbol diyebiliriz, arzulu diyebiliriz, hadi biraz zorlarsak “Güzel futbol oynuyorlar” deriz belki. Ama ‘doğru futbol’ oynamıyorlar. ‘Doğru futbol’u Başakşehir oynuyor. Hücumu genişletmeyi, savunmayı daraltmayı çok iyi biliyorlar. “Her maçı kazanırlar” diyemem ancak her maçı 0-0 bitirebilirler. Fenerbahçe’nin de 3 puan alması için, çok çok ekstra bir futbol gününe ihtiyacı var.

SONUÇ YİNE DE DEĞiŞMEZDi

4- ERZURUM’un bundan önceki 9 iç saha maçının öğleden sonra oynandığını görünce “Galatasaray haklıydı” diye geçiyor içimden. Ama oynanan topu izleyince, “Bu maç 19 yerine 16’da olsa ne değişecekti” diye sorgulamadan da edemiyorum. Sahada sergilenen kör dövüşüyle maç saatinin pek bir ilişkisi yoktu sanki. Hiçbir takımın 5 pas üst üste yapamadığı bu vasat maçın berabere bitmesi doğaldı bence. Galatasaray, ligin ikinci yarısında muhtemel 21’in 17’sini aldı. Kalan 10 haftada da bu ortalamayı sürdürür bence.

YENi HOCAYI ACiLEN GETiRMELi

5- HEDEFTEN kopulan böyle süreçler dezavantaj olduğu kadar avantajdır da... Yeni sezon planlamasına erken başlarsınız, gençlere ve kontratı sürenlere yönelirsiniz, daha radikal kararları daha rahat alırsınız. Fikret Orman, kalan 10 haftayı ‘2019-2020’nin hazırlık süreci’ olarak da okumalı. Ve yeni sezonda takımın başında kim olacaksa acilen onu göreve getirmeli.

ORTADA YENi BiR KURAL YOK Ki!

6- ŞÖYLE bir pozisyon hayal edin: Bir savunma oyuncusu, tam aut çizgisi üzerindeyken topla elle oynuyor. VAR pozisyonu inceliyor. Top ele temas etmeden önce çizgiyi terk ettiyse ‘aut’ kararı veriyor. Top çizgiyi terk etmeden elle temas ettiyse penaltı... F.Bahçe-Rize maçındaki hadise de bundan ibaret. Ortada yeni bir kural filan yok; ofsayt fiili önce gerçekleştiyse ofsayt. Faul fiili önce gerçekleştiyse faul. Hepsi bu. Olayın spor medyası boyutuna gelince... Bu ülkede spor medyası utanma duygusunu maalesef yıllar önce kaybetti. Utanmak, yaşamaktır. Utanabilmek nefes almaktır halbuki

1. Başakşehir, 2. Galatasaray Bu tablo değişmez

Yorumları Göster
Yorumları Gizle