Ankaragücü Başkanı Sayın Cemal AYDIN hafta sonu Fenerbahçe ile yapacakları maç öncesi maçın hakemini telefonla aradığı için Disiplin Kurulu’na sevk edilirken açmış ağzını yummuş gözünü.
Bir Kulüp Başkanı’nın Disiplin Kurulu’na sevk ediliş şeklini eleştirmiş. “Bizi zaten sünnet etmiştiniz etmeye de devam ediyorsunuz” demiş. Hızını alamamış ve “hakem arkadaş şerefli ve haysiyetliyse ne dediğimi açıklar” diye devam etmiş. En iyimser yorumla bile oldukça tehditkâr algılanabilecek şekilde bitirmiş sözlerini; “Hodri meydan. Bu yaptığınızın altından kalkamazsınız. Artık herkes kendi bildiğini okusun”.
Buradaki mantık hatalarını bulmak için filozof ya da Fenerbahçeli olmaya hiç gerek yok. Sırasıyla ben küçükten büyüğe sıralayarak saymaya çalışacağım;
 |
|
H.Deniz Çekin yazıyor | |
1-Bir Kulüp Başkanı’nın aklına aniden hafta sonu maçını yönetecek hakemine güven tazelemek istemesi son derece normal de bunu sonucunda Disiplin Kurulu’na sevk edilmesinin nesi yanlış? Disiplin Kurulu olayı araştırıp eğer ortada bir suç yoksa ceza vermeyebilir. Bu telaş niye? 2- Sünnet edilmekten kasıt ne? Eğer Müslüman çocuklara uygulanan işlemden bahsediliyorsa olayla alakası ne? Bu işlemin birden fazla yapılması mümkün olmadığına göre, devam edilen eylem ne?
3- Siz “hakem arkadaş”ı arayıp bir şeyler söylediğinize göre, bu “arkadaş” neden söylediklerinizi açıklamazsa şerefsiz ve haysiyetsiz olma riskiyle karşı karşıya kalsın?
4- Hodri meydan dediğiniz Futbol Federasyonu ise altından kalkamayacağı şey nedir? Federasyonun Futbolla ilgili şüphe duyduğu bir olayı Disiplin Kurulu’na sevk etmesinin nesi tuhaftır? Herkes bildiğini okuyacaksa Federasyonun bildiğini yapmasının ne garipliği vardır?
“Halis” duygularımızla oynamayın
Kim tarafından yapılırsa yapılsın bu tür davranışlar Futbol algımızın giderek daha olumsuz olmasına neden oluyor. Ankaragücü Kulübü Yönetim Kurulu’ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada özetle; “Halis ÖZKAHYA’nın bu maça atanacağını resmi açıklamadan çok önce duyduklarını, Başkan Cemal AYDIN’ın da kendisine telefonla yaptığı görüşmede şahsına ve Türk Hakemlerine güveninin tam olduğu söylediğinden” bahsediliyor. Sormak gerek; şahsına ve ait olduğu Kurum’a tam güven duyduğunuz bir ismin kendi maçınıza atanmasını –diyelim ki resmi açıklamadan önce öğrenseniz de- niye bu kadar rahatsız edici buluyorsunuz?
Söylenmeyenlerin söylenenlerden çok daha fazla olduğu intibaını yaratan her türlü kapalı konuşma ve “kabadayıca” açıklama futbolumuza zarar veriyor. Zaten kapalı kapılar ardında dönenler paronayasıyla yaşayan bizler iyice kutuplara ayrılıyoruz. Birbirimizi “rakip” değil “düşman” olarak görüyoruz.
|