“Hiçbir maç, oynamadan, koşmadan ve emek vermeden kazanılamaz''
Fatih Terim (Milli Takımlar Teknik Direktörü)
Kırmızı beyazlı ekibimizin Viyana Ernst Happel Stadı’ndaki bir önceki gösterisi 20 Haziran günüydü. Hırvatistan karşısında futbol mucizelerinden birini gerçekleştirerek yarı finalde Almanya karşısına çıkmaya hak kazanmıştık o gece. Milli takıma gönül veren kimsenin unutamayacağı bir geceydi. Şairin dediği gibi ‘çocuklar gibi şendik’. Avrupa Şampiyonası’nın en heyecanlı ve renkli maçlarını oynayan Türkiye beş ay sonra bu kez ev sahibinin karşısında Güney Afrika 2010 için hazırlıklarını sürdürmek için çıktı.
Grupta hesapta olmadığı halde kaybedilen puanlar, gelecek baharda son Avrupa Şampiyonu İspanya ile peşpeşe oynanacak maçları tamam veya devam kararının verileceği noktaya getirdi. En kötü şartlarda 4 puan almamız gereken iki maç için hazırlanıyoruz.
 |
|
Edip Uras yazıyor | |
Avusturya ekibinin yazı bizimki kadar keyifli geçmedi. Ortak ev sahipliği yaptıkları Avrupa Şampiyonası’nı sadece tek gol ve tek puanla kapatmışlardı. 2010 elemeleri de Avusturya ve yeni Çek Teknik Direktörleri Brückner için pek tatlı başlamadı. Gruplara Fransa karşısında bu stadda aldıkları 3-1 ‘lik galibiyetle başlamışlardı, daha sonra 4 maç sonunda tek galibiyetleri bu kaldı. Sırbistan ve Litvanya’ya yenildiler, Faroe Adaları ile 1-1 berabere kaldılar. Adalar’ın tek gol ve tek puanının bu olduğunu söylemeye gerek yok. Viyana’lılar 1930’ların ‘Wunderteam’ inden bu yana gün yüzü görmediler pek.
Çek hoca Brückner, Euro 2008’de Türkiye’ye 2-0 galibiyetten 3-2 yenildikleri maçta Çek Cumhuriyeti’nin başındaydı. Daha da ötesi Fenerbahçe 1992 yılında Çek ekibi Sigma Olomouc’a 7 golle boyun eğdiğinde rakip hoca O’ydu. Sigma o yıl UEFA Kupası’nda çeyrek finale kadar yükselmişti. Brückner, Olomouc’da doğmuş ve o takımda uzun yıllar da top koşturmuş, hayatını futbola adamış bir teknik adam.
Hazırlık maçlarını oldum olası sevmiyoruz aslında. Oyuncularımızın kulüp takımlarındaki performanslarını sonucu pek hayati olmayan bir maçtan üstün tutmaları günümüzün endüstriyel futbol şartlarında anlayışla karşılanabilir. Genelde bu maçlarda mücadele gücümüzden çok daha aşağıda performanslar izliyoruz.
Avusturya maçının başlangıcı da farklı olmadı. Yediğimiz gole kadar hiç varlık gösteremeden rakibi seyrettik, orta alanda karşılaştığımız baskı yüzünden topu tutup yönlendiremedik. Defansımız genel anlamda yerleşme zorlukları yaşadı, attığımız bir kornerden gelen topta arka direkte bomboş bıraktığımız Holzl aşırtma bir kafa vuruşu ile golü kaydetti.
Bu dakikadan sonra Terim’in dün basın toplantısında koşmadan oynamadan maç kazanılmaz açıklamasını hatırlarcasına canlandı millilerimiz. Çok eksiği olan rakibi karşısında güç dengesi gerçekle buluştu. Maçın devamında zaman zaman aksaklıklar olsa da, pas bağlantıları arttıkça millilerimiz Viyana’nın çimlerinde keyif aldıkları her hallerinden belli olan bir oyun ortaya koydular.
Önce Aurelio sahneye çıktı, hazırlanışından bitişine muhteşem bir gol attı, Fenerbahçe’lilerin içi cız etti, özlemişiz onu seyretmeyi. Hemen arkasından çalışılmış bir duran top organizasyonunda Tuncay, Gökhan Zan’ın indirdiği topa muhteşem bir vuruşla beraberlik golünü attı. İkinci yarıda ise maçın ‘şapka numaralı’ kahramanı Tuncay’ın attığı goller Premier Lig ışıltıları taşıyordu. Bu maçı sadece ve sadece bu iki golü izlemek için kaçırmamak gerekirdi. Cezaalanındaki soğukkanlılık, zamanlama ve güven, Tuncay Şanlı’ya en az Milli Takım kaptanlığı kadar yakıştı.
Orta alandaki oyun zenginliğimiz ilk yarında Mehmet Yıldız’ın ikinci yarıda Halil’in yalnızlıklarına örtü oldu. Kazım, topu ayağında tutma sevdası yüzünden zaman zaman saha içinde arkadaşlarının sitemlerine maruz kaldıysa da hareketli ve yararlıydı. Ayhan ve Sabri çalışkandı, orta alan oyuna hakim oldukça ilk dakikalarda zor dakikalar yaşayan Gökhan Zan ve Eren biraz daha rahatladı.
Aldığımız farklı deplasman galibiyeti, hazırlık maçlarında alışagelmediğimiz bir iştahla oynanan oyun bir kez daha aslında ne kadar kuvvetli bir ekip olduğumuzu gösterdi. Bahara kadar faklılaşabilecek çok değişken var, İspanya maçları elbette bu gece kadar kolay olmayacak ama ayyıldızlılar attıkları goller ve kısa sürelere sığdırdıkları akıcı oyunlarıyla bize keyifli bir futbol gecesi geçirttiler.
Bu arada sizin de dikkatinizi çekti mi? Dünya Kulübü yaratma iddiasında futboldan herkesden iyi anlayan başkan Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe’ye kazandırdığı futbolculardan çok kaybettirdikleri yıldızlaşıyor.
|